Ana içeriğe geç
Sözlük

haline ile cümle

haline kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aynı zamanda bu tarihten itibaren Java Standart Edition'ın bir parçası haline gelmiştir.Od té doby je standardní součástí Java Standard Edition.
Vernon sert fakat teşvik edici bir insandı ve eğitimini bir öncelik haline getirdi.Vernon byl přísný, ale povzbuzující a její vzdělání pro něj bylo prioritou.
Bu dönemlerde Japonların evlerinde, mutfak ayrı bir oda haline gelmeye başlamıştı.V japonských domácnostech se v té době stávaly kuchyně oddělenou místností hlavního domu.
Olay o dönemden itibaren bir efsane haline geldi.Od tohoto momentu se začal stávat legendou.
Komünist-döneminde Szeged, hafif sanayi ve gıda sanayi merkezi haline geldi.Během komunistické éry se Segedín stal centrem lehkého a potravinářského průmyslu.
Bu dersler sonraları aynı isimli kitapların temeli haline geldi. .Tyto přednášky později utvořily základ pro knihy se stejným názvem.
Gökteki tapınağa dair bu yeni bilinç, düşünce tarzlarının önemli bir parçası haline geldi.Toto nové učení o Svatyni v nebi se stalo důležitou součástí jejich víry.
Bu da onu İspanyol düşmanı haline getirdi.Tyto zkušenosti z něj udělaly zapřisáhlého nepřítele Španělska.
Estelada bayrağı mavi ve kırmızı halleri ile hareketin ana simgesi haline gelmiştir.Vlajka Estelada, v modré a červené verzi, se stala jejím hlavním symbolem.
1918 yılında Yugoslavya'nın bir parçası haline gelmiştir.Po roce 1918 se stalo součástí Jugoslávie.
İnsan ruhu aslında ateşten meydana gelmiştir; ancak bu ateş ruh haline dönüşürken nemlenen bir ateştir."A člověka z hlíny podobné hrnčířské stvořil a džiny z plamene bezdýmného vytvořil."
Korra, Avatar haline girememektedir.Poté se ale stane avatarem.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.Např. v roce 1967 byla Albánie vyhlášena prvním ateistickým státem na světě.
Böylece ulusal bir kahraman haline geldi.Stal se italským národním hrdinou.
15. yüzyılda şehir, Danimarka'nın en yoğun ve büyük kentlerinden biri haline geldi.V 15. století se Malmö stalo jedním z největších a nejnavštěvovanějších měst Dánska.
Paris'teki deneyimlerini iki kitap haline getirdi.Své zážitky zpracoval ve dvou knihách.
Spec Miata, Kuzey Amerika’daki en popüler ve en makul fiyatlı yok yarışı sınıflarından biri haline gelmiştir.Spec Miata se stala jednou z nejpopulárnějších a nejdostupnějších tříd silničních závodů v Severní Americe.
Daha sonra Britanya İmparatorluğu'nun bir parçası haline gelmiştir.Samozřejmě stále zůstávaly součástí Britské říše.
Yapılışı Derin bir kap içerisinde un su ile karıştırılarak hamur haline getirilir.Žijí v blízkosti vody a s oblibou se v ní potápějí.
Avangard tarzdaki Piaget Polo saati 1979’da piyasaya sunulur ve markanın ikon modeli haline gelir.Hodinky Piaget Polo v avantgardním stylu přicházejí v roce 1979 a stávají se ikonou značky.
Modern bir klasik haline geldi.Vychází z klasicistní moderny.
İmajının bir parçası haline gelen aksanı, aynı zamanda oynayabileceği rolleri de kısıtlamaktaydı.Jeho přízvuk, stejně jako jeho image, limitoval role, ve kterých mohl hrát.
19. yüzyılda demir, kömür ve kireçtaşı endüstrileri ile birlikte bir endüstri merkezi haline geldi.V 19. století se tato oblast stala průmyslovou oblastí hojnou na uhlí a železnou rudu.
Petrol önemli politik faktör haline gelir.Strana se stala významnou politickou silou.
Orta Çağ'da Chemnitz bir tekstil üretim ve ticaret merkezi haline geldi.V dobách středověku byla Saská Kamenice centrem textilní výroby a obchodu.
Sonraki yıl ayrılan Şūeişa bağımsız bir şirket haline gelmiştir.O rok později se však Šúeiša stala samostatnou, nezávislou společností.
Vatanseverlik bir mezhep haline gelmişti.Jeho doménou se stala krajinomalba.
İo hamile bir halde eski haline kavuşur.Naprosto nevhodné je užití v těhotenství.
Vilgax normal haline geri döner.Dexterův život se vrací k normálu.
Bu daha sonra gelenek haline geldi.Snaž se, aby ses pro ni stal zvykem!
Karışımın alkol haline gelmemesine dikkat ediniz.Pokřtěno bylo nevábnou alkoholovou směsicí.
New York şehri 20. yüzyılın ilk yarısında dünyanın ticaret, sanayi ve iletişim merkezi haline geldi.Během první poloviny 20. století se město stalo světovým centrem průmyslu a obchodu.
Atina'yı, Yunanistan'ın en önemli şehri haline getirdi.Athény se staly nejvýstavnějším městem Řecka.
Günümüzde sörf merkezlerinden biri haline gelmiştir.Dnes je jedním ze středisek vinařství.
Bu soyadı, onu bir kuş haline getirir.Její otec ji potrestal tím, že ji proměnit v ptáka.
Ayrılmak isteyen birimler bağımsız devletler kurmak yerine, federe devlet haline gelmeyi tercih ederler.Oba raději spáchali sebevraždu, než aby byli oběšeni Brity.
1990'larda kentin sahillerinde keşfedilen petrol önemli bir ihraç malı haline gelmiştir.V 90. letech 20. století byla při pobřeží objevena ropa, která je důležitá pro export.
Sōsuke karakteri Miyazaki'nin oğlunun beş yaşındaki haline benzetilmiştir.Postava Sosuke je založena na Mijazakiovom synovi Gorovi Mijazaki když měl pět let.
Bu durumda kil soğuduğu zaman öğütülerek pudra haline getirilerek su ile yoğurulursa plastisite gösterebilir.Když chce, bude to studená koupel; a když chce horkou koupel, bude horká“.
İşçi sınıfı, kendi mahalleleri, kültürü ve siyaseti ile Norveç'te ayrı bir olgu haline geldi.Pracující třída se stávala výrazným fenoménem Norska, měla vlastní čtvrtě, kulturu a politiku.
Sonrasında su idaresi ve hükümet işlerinin merkezi haline geldi.Plzeň se následně stala centrem jeho veřejných aktivit.
Zafer Takı tarihi andıran bir anıt haline gelmiştir.Symbolem Pomněnkového dne se stala pomněnka.
Heyacanlı anlarda bedeni karakteristik buz haline dönüşebilir.Kosti se mohou dochovat nejlépe, pokud je tělo zakonzervováno v ledu.
Geleceğe yönelik en önemli proje ise, beldeyi turizm merkezi haline getirme projesidir.Noví majitelé z něj plánují učinit centrum turistického ruchu.
Riga serbest şehir haline geldi.Tím se Bern stal svobodným říšským městem.
Claudius, Caligula’nın amcasıydı ve zaman içerisinde etkili ve popüler bir kişilik haline geldi.Claudius byl Caligulův strýc a byl stále vlivný a populární mezi Římany.
1945'te Polonya Halk Cumhuriyeti'nin bir parçası haline geldi.V roce 1945 se pak stal součástí Polska.
"Düden Gölü eski haline kavuştu". radikal.com.tr.Korea - zázrak na řece Han. modernirizeni.ihned.cz.
Sonra bu teller sargı haline getirilir.Díky tomu se z něj stane svobodný skřítek.
Ölümünden sonra evi, müze haline geldi.Z domu se po smrti manželů stalo muzeum.
İskelet Kral'ın yeni haline benzerler.Výzbroj Šibeniku tak odpovídá novější třídě Kralj.
Frank Lloyd Wright'a göre de "mimarlık biçim haline gelmiş yaşamdır."Frank Lloyd Wright zavedl koncept "organické architektury".
Ocak 1649'da eski kral I. Charles Londra'da idam edildi ve İngiltere bir cumhuriyet haline geçti.Navzdory synovu diplomatickému tlaku byl Karel roku 1649 popraven a Anglie se stala republikou.
O dönemden beri bu bölgeler bir korsan yatağı haline gelmişti.Za tuto dobu se Visby stalo hnízdem pirátů.
8. yüzyılda birleşik Gürcistan krallığının bir parçası haline geldi.V 8. stol. vzniklo Abchazské království, které se v 10. stol. stalo součástí sjednocené Gruzie.
1946'da İtalya, bir referandumun ardından bir cumhuriyet haline geldi.1946 – Itálie se stala republikou.
Böylece Kudüs bir Hıristiyan şehri haline gelmiştir.Damietta byla přeměněna v křesťanské město.
Piskoposluk merkezi haline getirildi.Stalo se sídlem biskupství.
Meramon eski iyi haline döndü.Fasáda se zachovala v původním stavu.
Daha sonra bu özellik tüm modeller için standart haline geldi.Později se zařízení tohoto typu stalo standardním vybavením.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod