Son yılarda, silüetleri şehirlerin simgesi haline gelmeye başlamıştır.Orgeln har på senare år kommit att bli ett kännetecken för staden.
Bu fotoğraf Soğuk Savaş'ın en bilinen fotoğraflarından biri haline geldi.Fotografiet blev ett av krigets mest välkända.
Tipik bir larvanın aksine, bir nimfa genel olarak zaten yetişkin böcek haline benzemektedir.För varje utvecklingsstadium blir dock nymfen allt mer lik den fullbildade insekten.
Hane şeyler bevikna haline, ancak küçük çip Belle takip etmek uzakta fişleri.Hushållssakerna blir besvikna, men lille Chip smiter iväg för att följa efter Belle.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından okrug Rusya'nın bir federal bölümü haline geldi.Efter Sovjetunionens upplösning blev Tjita oblast en federal enhet i den ryska federationen.
Avusturya'nın ilk dükü Heinrich Jasomirgott yine 1156'da Viyana'yı dükalığın merkezi haline getirdi.Den första österrikiske hertigen blev Henrik Jasomirgott år 1156 som var den som utsåg Wien till residensstad.
Bunun yerine saat 19. ve 20. yüzyıldaki haline tamamen benzer olmalıdır.Interiören har förändrats under 1900- och 2000-talet.
Üretildiği dönemde Avrupa'da en çok satılan otomobil haline geldi.Modellen blev en av de mest sålda bilarna i Europa.
Bleu sonunda prestijli Debbie Allen Dans Akademisi'nde ilk öğrencilerinden biri haline dans eğitimi .Corbin fortsatte att dansa och blev den första eleven på Debbie Allen Dance Academy.
Teori en gelişmiş haline James Clerk Maxwell'in çalışmaları neticesinde ulaşmayı başardı.Egentligen var det James Clerk Maxwells förtjänst att det började.
Şehir, son yıllarda Karayip turizm merkezlerinde biri haline gelmiştir.Staden har på senare år blivit en turistattraktion.
2015 yılından itibaren en önemli tugaylardan biri haline gelmiştir.2015 Detta skulle visa sig bli ett av föreningens mest framgångsrika år någonsin.
Bu ünlü yapıtını daha sonra oyun haline getirdi.Den sistnämnda gavs så småningom ut som ett eget spel.
Ne var ki, Niko haline gelen Vano, bu rolü daha fazla sürdürmek istemez.Men Anya, som levt som människa ganska länge nu, vill inte.
Ama sakinleşince eski haline döner.När han sedan har lugnat ner sig blir han åter normal.
Sovyet birlikleri bu binaları bir moloz yığını haline getirdi.Allt detta förvandlade fästningen till en grushög.
Daha sonra ise duaların sonunda "Tanrı Kabul Etsin" anlamında yinelenen bir sözcük haline dönüşmüştür.Därefter följer en konsekvens av bönen: "..., så att..."
Melez Kampı eskisi gibi güvenli haline döner.Numera har det ungerska landslaget haft svårt att prestera som förut.
Olay o dönemden itibaren bir efsane haline geldi.Detta har sedan dess förblivit en legend tillika skröna.
Nitekim grup canlı bir gösteri sergiledi ve böylece yerel çevrenin en popüler gruplarından biri haline geldi.Till slut dök de äntligen upp live och blev ett av de mest populära banden i området.
Bu son haline ise C bakaliti denir.Den motsatta änden kallas C-terminal.
Vatanseverlik bir mezhep haline gelmişti.En släkttradition gjorde den till patricisk.
Bu soyadı, onu bir kuş haline getirir.Hon vill bli fri som en fågel.
Şirket 1964 yılında kurulmuş olup 1994 yılında Lagardère Group'un bir parçası haline geldi.Stationen bildades 6 juni 1981 och är sedan 1994 en del av Lagardère Active.
Şubat 2008'de Bazaar bir GNU Projesi haline geldi.I januari 2010 utvecklades tvisten om Icesave till ett problem.
İlerleyen yıllarda çiftliğin etrafına göç edenlerle birlikte köy haline gelmiştir...Redan efter ett år fick bönderna i byn ta över verksamheten.
Aynı dönemde ikon haline gelen bir diğer sembolik kahraman ise Sega'nın SONIC isimli kahramanıdır.Den enda andra norska skådespelerskan som omnämns vid denna tid var en kvinna vid namn Ely.
İtalya bir ulus devleti haline gelerek birleşti.Man har bland annat gjort Portugal till EU-medlem.
Bölge daha sonra altın madenciliği merkezi haline geldi.Det blev senare en spökstad av gruvsamhället.
Ancak günümüzde düet bir müzik klasiği haline gelmiştir.Låten har i efterhand blivit en klassiker inom eurovisionen.
Daha sonra S.A.D. haline geldi.Den senare blev ny vd.
Türkiye Ligi 2005'te bir federasyon haline gelerek TBSF bünyesine katıldı.1991 övergick RV till att bli en egen politisk organisation.
Darbe karşıtlarının özgürlük sembolü haline gelmiştir.Detta är en symbol för rörelsehindrad.
1995 yılında Ruzomberok ilçe kenti haline geldi.År 1905 fick Pembroke status som kommun.
Bu da DICOM tabanlı uygulama geliştirme işini zorlu bir iş haline getirmiştir.Dock har det lett till att det har blivit en svår fråga med upphovsrätten.
Aradan geçen yıllarda Chelsea, dünyanın en büyük kulüplerinden biri haline geldi.Chelsea kunde i och med detta börja betraktas som en av de dominerande klubbarna i Europa.
Kara delik haline geçebilir veya başka bir şekile bürünebilir.Det kan vara en fuga eller ha en annan form.
Sporun kozmonotların hayatında bir demirbaş haline geldiğini söylerken yanıldığımı sanmıyorum.Ouf antar att astrologens spådom var felaktig.
LS tipinde birde üst konsol standart bir özellik haline getirildi.I övervåningen är den klassiska ordningen helt avskaffad.
23 Kasım 2011 tarihinde halka açık bir şirket haline gelmiştir.Den 23 augusti 2002 blev Westpac ett publikt bolag.
Karışımın alkol haline gelmemesine dikkat ediniz.Under flygning får alkoholförtäring inte äga rum.
Ülkenin tartışmasız tek yöneticisi haline geldi.Han blev president i landet genom en oblodig statskupp.
6 Ekim 2016 tarihinde 16:9 geniş ekran formatına geçmiş ve logo tekrar önceki haline getirilmiştir.Den 15 oktober 2007 gick programpresentationen över till 16:9-formatet och grafiken anpassades därefter.
Bu makale daha sonra bir video haline getirildi.Deras uppträdande släpptes senare på video.
Bilgi, günden güne çoğalan bir yapı haline geldi.Dessa bildade en cirkel genom att röra sig en grad per dag.
1991 yılından itibaren ise olimpiyat elemeleri için bir turnuva haline getirilmiştir.Sedan 1991 är turneringen även kvalificerande för den olympiska turneringen.
Livonca, 2 Haziran 2013 tarihinde anadil olarak konuşan son kişinin ölümüyle ölü bir dil haline geldi.Det rapporterades att den sista personen som hade liviska som modersmål dog i juni 2013.
19. yüzyılda şehir önemli bir köle ticareti merkezi haline geldi.Under 1500-talet blev staden ett viktigt centrum för handel med linneväv.
21 Ağustos 1981. s. 3. ^ "İzmir Fuarı, Orta Doğu fuarı haline getirilecek".31 augusti 1934: Omläggning via nya Tranebergsbron.
Şehir, Orta Çağ'da hızla büyüyerek Avrupa'nın en büyük merkezlerinden biri haline gelmişti.Den medeltida småstaden skulle på kort tid förvandlas till en av Europas modernaste huvudstäder.
Bu özgün film müziğinin ''kaynak noktası haline geldi'' ve ''başlangıç noktası'' oldu.Att "leva musikaliskt" blev en central fråga.
Bu başarılar sayesinde judo, Moğolistan'ın en popüler sporlarından biri haline geldi. ^Завдяки цим успіхам дзюдо стало одним з найпопулярніших видів спорту в Монголії .
Fransa, 1921'de Deir ez-Zor'u işgal etti ve onu büyük bir garnizonun haline getirtti.1921 року Франція окупувала Дайр-ез-Заур і розмістила в ньому великий військовий гарнізон.
Böylece kolları eski haline döner.Тому їхні шиї стають довшими.
Antik ve modern İran geleneklerini gösteren motif, 12. yüzyılda İran'da popüler bir sembol haline geldi.Даний мотив, який ілюструє давні і сучасні іранські традиції, став відомим символом в Ірані з XII століття.
Bununla birlikte, 3 Kasım 2015'te, 1 TB tavan eski haline getirildi.Однак 3 листопада 2015 року було відновлено ліміт 1 ТБ.
2010 Dünya Kupası'nın bir parçası haline gelmiştir.У 2010 році — стали частиною Світової спадщини.
İtalya kısa zamanda bir polis devleti haline getirildi.Італія швидко перетворилася на поліцейську державу.
Bu dosya biçimi POSIX.1-1988 ve daha sonra POSIX.1-2001 tarafından standart haline getirilmiştir.Програма tar була стандартизована в POSIX.1-1998, а також пізніше в POSIX.1-2001.
Şehir, son yıllarda Karayip turizm merkezlerinde biri haline gelmiştir.Останніми роками Бар стає і туристичним центром.