Ana içeriğe geç
Sözlük

haline ile cümle

haline kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu onda takıntı haline gelmiştir.Daarin vergiste hij zich.
1908 yılında ise São Tomé ve Príncipe dünyanın en büyük kakao üreticisi haline gelmişti.In 1908 was São Tomé 's werelds grootste producent van cacao geworden.
1999'da Tacikistan'da ikinci en büyük siyasi partisi haline geldi.In 1999 was het qua grootte de tweede partij van Tadzjikistan.
20. yüzyıl 20. yüzyılda matematik önemli bir meslek haline geldi.Wiskunde werd in de 20e eeuw een beroep.
1946'da İtalya, bir referandumun ardından bir cumhuriyet haline geldi.1946 - Na een volksraadpleging wordt Italië een republiek.
Son yıllarda ise Azerbaycan, din, kaplıca ve sağlık turizmi alanında popüler bir yer haline geldi.In de afgelopen jaren staat Azerbeidzjan ook bekend om haar religieuze, spa en gezondheidszorg toerisme.
Bu yapı, sonradan şimdiki kilise haline getirilmiş.Deze is later verbouwd tot de huidige kerk.
Bu tarihten sonra Roma, İtalya'nın başkenti haline geldi.Hierna werd Rome de hoofdstad van Italië.
1993 yılında bugünkü Slovakya' nın parçası haline geldi.Sinds 1993 is het deel van Slowakije.
Böylece ulusal bir kahraman haline geldi.Hier is hij ondertussen een nationale held geworden.
İlk filmi 2005 yılında "Inside Deep Throat" adıyla bir belgesel film haline de getirildi.In 2005 volgde een kort interview in de documentaire film Inside Deep Throat.
Bu aşamadan sonra tüm İtalyan lejyonları Roma lejyonu haline geldi.Voortaan zouden alle Italiaanse legioenen Romeinse legioenen zijn.
Londra Maratonu 29 Mart 1981 yılında varlık haline geldi.De Londen Marathon 1981 werd gelopen op zondag 29 maart 1981.
Piemon'la Savaşırken ölen WarGreymon'u tekrar eski haline getirmiştir.Hij bracht de inmiddels dode Vilgax weer tot leven.
Olgunlaştığında Worms ve Speyer'deki gücünün üzerinde tanınan bir kişi haline geldi.Eenmaal volwassen werd hij graaf van Speyer en Worms.
Bu durumda gemi hala Theseus'un gemisi sayılır mı, yoksa başka bir gemi haline mi gelmiştir?Is dat schip dan niet het schip van Theseus?
Karışımın alkol haline gelmemesine dikkat ediniz.Geheelonthouding is het afzien van het gebruik van alcohol.
Böylelikle bir askeri topluluk haline gelmişlerdir.Zo was er een militaire samenleving ontstaan.
1947 yılında Hindistan ve Pakistan bağımsız ülkeler haline geldiler.Desalniettemin werden India en Pakistan in 1947 onafhankelijk.
İsviçre ayrıca 200 yıldan beri önemli bir turizm merkezi haline gelmiştir.De Bastei vormt al meer dan 200 jaar een toeristische attractie.
Fikir, sanat yapan bir makina haline gelir."De mens zou een machine worden."
Engellerine rağmen başardıkları, onu efsanevi bir kişilik haline getirmiştir.Hun bekentenis bespaarde hen een (in hun ogen) vernederende rechtszaak.
Saddler's Wells Balesi 1946'da Kraliyet Operası içinde yerleşik bir bale topluluğu haline geldi.Het Sadler's Wells Ballet bracht een opmerkelijke versie in het Royal Opera House in 1946.
Bunun yerine saat 19. ve 20. yüzyıldaki haline tamamen benzer olmalıdır.Dit deel is in de 19e en de 20e eeuw sterk veranderd.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.Deze had in 1967 zijn land officieel tot 'atheïstische staat' uitgeroepen.
Vilgax normal haline geri döner.Sheila wordt terug normaal.
Böylece Big Bang teorisinin bugünkü haline gelmesini sağladı.Volgens de bigbangtheorie is dit een gevolg van de Big Bang.
Geminin omurgası gemiden ne kaldıysa, bir anıt haline getirilmiştir.Wat er met het schip gebeurd is bleef een raadsel.
Kadınlar başörtüsü olarak kullandıkları sarı renkli bu yazma sembol haline gelmiştir.Bij vrouwtjes (koeien) loopt deze kleur over tot bij de staart.
Daha sonraları önce Gerry and the Pacemakers tarafından bir hit haline dönüşmüştür.Daaronder waren Gerry & The Pacemakers.
12 Haziran 1962'de Sovyet Hava Kuvvetleri'nin bir albayı haline geldi ve 6 Kasım 1963'te albay rütbesindeydi.Op 12 juni 1962 werd hij luitenant-kolonel in de Russische luchtmacht.
Çok önemli bir cüce haline gelmiştir.Het is een zeer speciale grote auto geworden.
Daha sonra köz haline gelen tezek tandırdan bir kürekle dışarı çıkartılır.Wat later brengt hij de woekeraarster met een mes om het leven.
Araplar iki yıl bu şehri tahkim edip bir donanma üssü haline getirdiler.In de volgende jaren gebruikten zij de stad als een marinebasis voor hun vloot.
Meiji döneminden itibaren bir sanayi bölgesi haline gelmiştir.Deze industriële regio is in ontwikkeling sinds de Meiji-periode.
Artık saray, Choi ailesinin idaresindeki eski haline göre çok daha huzurlu bir yer olmuştur.Het Freya systeem was veel geavanceerder dan Chain Home.
Meksika yazılarını 1888'de kitap haline getirdi.Haar reportages werden in 1888 uitgegeven in boekvorm onder de titel Six Months in Mexico.
Bu, IŞİD’i Dünya'nın en zengin örgütlerden biri haline getirmektedir.Dit zou de organisatie de rijkste terreurgroep in de wereld maken.
Bu nedenle asıl amaç baş dönmesini ortadan kaldırmak haline dönmektedir.Dit wil dus zeggen dat het draaipunt zich verplaatst weg van het zwaartepunt.
Zeytinyağı ve şarap İtalya'nın başlıca ihraç ürünleri haline gelmişti.Suiker en alcohol werden de belangrijkste exportproducten.
Ve nihayet, evren bir bütün olarak iyi olmalı ya da yetkin bir iyilik haline doğru gelişmelidir.Tuchtigen (recht) of tochtigen is het geven van het recht van vruchtgebruik van een (land)goed.
Bugün akvaristlik neredeyse herkesin yapabileceği popüler bir hobi haline gelmiştir.De walvisvaart was nu een voor iedereen toegestaan bedrijf geworden.
10. yüzyılın başlarında bölge Macaristan Krallığı'nın bir parçası haline geldi.In de 10e eeuw werd de regio onderdeel van het Hongaarse koninkrijk.
Düdenleri kapatma çalışmaları sonuç vermeyince baraj kendi haline terk edilmiştir.Om zelf niet op de zandbanken vast te lopen, werd de achtervolging gestaakt.
1987'de Ruud Gullit'in takımdan ayrılmasıyla, Gerets takımın daimi kaptanı haline gelmiştir.Na het vertrek van Ruud Gullit in 1987, werd hij ook de vaste aanvoerder van de rood-witten.
Finlandiya Savaşı'nın ardından 1812'de manastır Finlandiya Grandüklüğü'nün bir parçası haline geldi.In 1812 werd de stad een onderdeel van het Grootvorstendom Finland.
Kuşkuşu: Bulgur ile unun küçük yuvarlaklar haline getirilmesiyle ve suda kaynatılmasıyla yapılan yemek.Bij het eten wordt de buis uitgerold en wordt het vloeibare voedsel opgezogen.
Amacı, onu eski haline döndürmeyi başarmaktır.Ze is er zeker van dat ze met hem oud wil worden.
Firuze, sarayda Süleyman'ın gözdesi haline gelir.In het Westen is hij bekend als Süleyman de Prachtlievende.
Göçmen haline gelmiş bu insanlar, güvende ve özgür olacaklar.In de relaties met die mannen voelt ze zich sterk en vrij.
Daha sonra Yamaha Corporation'ın desteğiyle bu yazılım Vocaloid adıyla bir ticari ürün haline getirildi.Door de steun van Yamaha Corporation werd het programma doorontwikkeld en kreeg het de naam Vocaloid.
Ancak her gün bisiklet sürerek bu davranışı alışkanlık haline getiririz.Tot op hoge leeftijd bleef hij dagelijks fietstochten maken.
Katsushika, 15 Mart 1947 tarihinde özel semt haline getirildi.Op 15 maart 1947 werd Katushika officieel een speciale wijk.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra, sosyalizm ve komünizm küresel bir fenomen haline gelmiştir.Na de Tweede Wereldoorlog werd het stalinisme wereldwijd het standaard communistische systeem.
Nerima, 1 Ağustos 1947 tarihinde Itabashi'den ayrılarak ayrı bir semt haline getirildi.Nerima werd op 1 augustus 1947 van Itabashi afgesplitst en werd zo de 23e speciale wijk.
Bir tür yamyam haline gelmiştir.Hij is veranderd in een soort duivel.
Kendisini, Avatar'ın Avatar haline karşı savunabilmektedir.Hij lijkt daardoor veel op de grotere broer van de Avatar.
Akadlar tarafından çökertilmesi sonrasında Sümerler bir daha eski haline gelemedi.Ook na de rust konden de Duivels geen vuist maken.
Nihayet bölgenin en önemli şehri haline geldi.De stad werd de belangrijkste van het eiland.
O dönemden beri bu bölgeler bir korsan yatağı haline gelmişti.Vanaf dat moment werd de stad een pelgrimsoord.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod