Nero, üvey kardeşi Britannicus'dan daha büyüktü ve böylece tahtın vârisi haline geldi.Ao ser mais velho que o seu meio-irmão Britânico, Nero tornou-se herdeiro do trono.
American Psycho bir kült roman haline gelmiştir.A imagem tornou-se um ícone do indivíduo romântico.
1953 yılında açılan göl popüler bir eğlence mekanı haline geldi.Foi inaugurado em 1953 e tornou-se um local de recreação popular.
Her iki etki de cazın büyük bir parçası haline gelen doğaçlama kullanmıştır.Ambos foram amplamente adotados como uma medida do efeito da poluição.
Bu günlük blokaj trajedisinin bir sembolü haline geldi.Hoje é um dia trágico para a museologia de nosso país.
Çin, küresel üretim tesisleri için tercih edilen bir yer haline gelmiştir.A China tem se tornado um grande destino para a instalação de multinacionais.
Günümüzde IRC dünyanın hemen her yerindeki insanların kullandığı bir platform haline gelmiştir.A AIC tornou-se uma rede de projetos através do mundo.
O an yıllardır içinde sakladığı güç Carrie'nin en korkunç silahı haline geldi.O rifle ArmaLite foi durante muitos anos a arma mais letal disponível para o IRA.
Bu bölgede cocada kültürün bir parçası haline gelmiştir.De fato, os imigrantes formaram na região uma espécie de quisto cultural.
Vilgax normal haline geri döner.Mas Ryo consegue fazê-lo voltar ao normal.
Saat: Pirinç maddesinin katı halden gaz haline geçmesine neden olur.Ex.: A causa da gripe é o consumo de arroz.
Böylece, Urartu Krallığı'nı Orta Doğu'nun en güçlü devleti haline getirdi.E transformou-o no governante mais rico do Oriente Médio.
Savaşın sonunda RAN, dünyanın en büyük beşinci donanması haline gelmişti.Ao fim da II Guerra Mundial era o quinto maior armador dos Estados Unidos da América.
“Tanrı her şey haline gelir” ama bunun başı ve sonu yoktur.Deus é Eterno: "Deus não tem princípio nem fim."
Clare'in yardımıyla tekrar insan haline dönebilmiştir.Com a ajuda do jovem, o Dracula foi capaz de tomar a forma de humano mais uma vez.
Sıvı, likör haline gelmek üzere eritilir.Quando aquecido pode converter-se em citrino.
En önemli katkısı, Singapur Havayolları'nı dünya çapında bir taşıyıcı haline getirmek olmuştur.Tem como principal função transportar os Guianenses para o mundo.
2002'de kurulan Orta Amazon Ekolojik Koridorunun bir parçası haline geldi.Em novembro de 1985 o Centro passa a ser Centro de Referência da Região Amazônica.
Ama sakinleşince eski haline döner.Mas depois que se secava, voltava ao normal.
Şanghay Limanı, 2010 yılında Singapur Limanı'nı geçerek dünyanın en yoğun konteyner limanı haline geldi.Em meados do século XX, o porto de Chimbote chegou a ser o porto de pesca com a maior produção do mundo.
1938'de ülkesinde petrol bulunması sonucunda büyük bir servetin sahibi haline geldi.A partir de 1948, o petróleo forneceu grandes lucros ao país.
Başlat ya da Start düğmesi Windows 95 ile beraber Windows sürümlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi.Ideal Para Este Dia Insuportavelmente Alegre ou Windows inova Kernel.
1900 Paris Olimpiyat Oyunları'na alınmasından sonra kürek, olimpik bir spor haline geldi.Desta forma, o futebol foi introduzido nas Olimpíadas de Paris, em 1900, mas como esporte de exibição.
Bu sayı, müzeyi, Birleşik Krallık'ta Londra dışında en çok ziyaretçi çeken müze haline getirdi.É o museu mais visitado no Reino Unido fora de Londres.
Bu isim sonradan markanın ismi haline gelmiştir.A denominação se tornou daí em diante o nome do partido.
Karaçi büyük bir şehir haline geldi.Birgunj está ficando uma cidade grande.
Modern bir klasik haline geldi.O resultado é um clássico contemporâneo.
2000'li yıllarda Çin'in ekonomik kalkınması tüm dünyada önemli bir konu haline geldi.Os anos da Primeira Guerra Mundial foram de intenso desenvolvimento econômico para o Canadá como um todo.
Bağımsız Devletler Topluluğu ilan edildi ve Ukrayna bağımsız bir ülke haline geldi.O ato estabeleceu a Ucrânia como um Estado independente.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Essas cidades ficaram conhecidas como cidades convertidas.
Şehir, son yıllarda Karayip turizm merkezlerinde biri haline gelmiştir.Nos últimos anos, a região tem vindo a tornar-se um destino turístico.
Çok önemli bir cüce haline gelmiştir.Revelou-se um grande orador.
Böylelikle Berlin şehri, Doğu'dan Batı'ya geçişin ana rotası haline geldi.Assim, Berlim tornou-se a principal via que os alemães orientais fugiriam para o Ocidente.
Versailles Barış Antlaşması ile Koridor Polonya toprağı haline geldi.O Corredor tornou-se parte da Polônia após o Tratado de Versalhes .
Etraflıca konuşuldu ve bu teşebbüs tam bir teşkilat haline getirildi.O encontro deu tão certo que virou projeto.
Bilginin artışı, bilgiye ulaşımın zorlaşması, bilgi bilimini daha da önemli bir bilim dalı haline getirmiştir.Aprofundando o processo de aquisição de conhecimento, pudemos compreender seu significado mais íntimo.
Bu da mağarayı, Avrupa'nın Orinyasiyen faunalarından en zengini haline getirmektedir.Compõe o essencial da fauna de vermes de terra européia.
Bu dönemde Beyaz Rusya Reichskommissariat Ostland'ın bir parçası haline gelmiştir.Durante a ocupação alemã ela tornou-se parte da Reichskommissariat Ostland.
Nerima, 1 Ağustos 1947 tarihinde Itabashi'den ayrılarak ayrı bir semt haline getirildi.A 1 de Agosto desse ano, Nerima foi separado de Itabashi.
600 binden fazla çeşitli türden kuşların bulunduğu bu alan Millî Park alanı haline getiriliyor.Desde o início da sua criação, chegou a este parque mais de 6000 espécies.
Boksörlere yasak olsa da sigara içmeyi bir sembol haline getirmişti.Apesar de ter parado de beber, era um fumante inveterado.
Bu durumda gemi hala Theseus'un gemisi sayılır mı, yoksa başka bir gemi haline mi gelmiştir?Como é que o monte de destroços permanece como “o” barco de Teseu, se já não é obviamente o navio de Teseu?
Olayın meydana geldiği alan müze haline getirilmiştir.Isso viria a acontecer por intermédio do museu em que se tornaria.
Böylece Ferizli metropol belediye haline gelmiştir.São Paulo passa a ser então a metrópole do café.
Zafer Takı tarihi andıran bir anıt haline gelmiştir.É tombado como monumento histórico.
Bu son haline ise C bakaliti denir.Aqui, c é chamado de relação de aproximação.
Belirtilen ağaçlar önce levha haline getirilir.Os grandes arcos de tijolo preservados.
Şato 1956 yılında müze haline geldi.Em 1953 o castelo foi declarado museu.
Roman, 1988 yılında radyo oyunu haline getirildi.Desde então os jogos foram transmitidos pelo rádio, até 1988.
Günümüzde ise popüler bir süs bitkisi haline gelmiştir.Finalmente, ele se transformou em um mero grão de milho.
Daha sonra neredeyse tüm çiziciler için standart bir dil haline gelmiştir.Foi seguido um projeto padrão quase igual para todos os contratorpedeiros.
Hızlı bir şekilde pratik güç kaynağı haline gelebileceğine dair umutlar yüksekti.Então, eles provavelmente se formaram a partir de um fluxo rápido.
Kişinin birden fazla, farklı protollerde hesabı varsa; tek hesap haline getirilebilir.A duplicata tem origem em uma só fatura, porém de uma só fatura podem ser extraídas diversas duplicatas.
Böylelikle komünistler ülkede aktif siyaset yapan tek özne haline gelirler.Se isso for verdade então as tartarugas são os únicos representantes vivos da ordem.
Hapishaneden yazdığı mektuplar önce bir gazetede yayımlandı, daha sonra kitap haline getirildi.Escreveu um diário de campanha que foi depois transformado em livro.
26 Ağustos 2005 tarihinde kurulan web sitesi, bir internet fenomeni haline geldi.Na de lancering op 26 augustus 2005 werd de website een internetfenomeen.
Kriti de aynı dönemlerde thema haline getirilmiştir.De verkoopakte werd binnen het uur ondertekend.
New York şehri 20. yüzyılın ilk yarısında dünyanın ticaret, sanayi ve iletişim merkezi haline geldi.In de eerste helft van de 20e eeuw werd de stad een wereldcentrum voor industrie, handel en communicatie.
1850’lerde Tiflis, yeniden ticaret ve kültür merkezi haline geldi.Na de jaren 1850 kwam Tbilisi weer op als een belangrijk cultureel en handelscentrum.
Zamanla, bu alanlar birer bağımsız fakülteler haline geldi.Later zijn deze departementen verworden tot zelfstandige universiteiten.