Kore yapımı filmler Japon işgal hükümeti için bir propaganda malzemesi haline geldi.«Перлы труда» — Размышления о том, почему Япония стала сильной индустриальной державой.
Daha sonralardan bu okul Çuvaş halkının kültür ve eğitim merkezi haline getirilmiştir.В те времена эта земская школа была центром образования и культуры всей Беззубовской волости.
Nerima, 1 Ağustos 1947 tarihinde Itabashi'den ayrılarak ayrı bir semt haline getirildi.До выделения в специальный район 1 августа 1947 года Нэрима была частью Итабаси.
Bu yıllarda takım uzun ömürlü bir play-off takımı haline geldi.В эти годы являлся штатным пенальтистом команды.
Joe, antrenörü Peter ile birlikte herkesin takdirle karşıladığı bir halk figürü haline gelmiştir.Потому мы с Питером написали одноименную книгу, более подробную.
Bunun yerine saat 19. ve 20. yüzyıldaki haline tamamen benzer olmalıdır.Они отражают то, каким был быт в XVIII—XIX веках.
Kadrocular, Atatürkçülüğü bir sistem haline getirmek için çalıştılar.Товарищи хотели дать респиратор.
Ülkenin tartışmasız tek yöneticisi haline geldi.Президент становится единоличным главой исполнительной власти.
Ulyanovsk şehri 19 Ocak 1943'te Kuybişev ve Penza bölgelerinden ayrılarak idari bir birim haline getirildi.19 января 1943 года из ряда районов Куйбышевской и Пензенской областей образуется Ульяновская область.
Kastilya dili İspanyolca haline gelmiştir.Государственным языком становится испанский.
"Vespasian Barışı" deyim haline geldi.Я покинул и мир «Пароходства».
Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.И вот пока довезём эту воду, она, конечно, уже в лёд превращается.
Kısa sürede başarılı bir sanatçı haline geldi, zengin bir hayal gücünün ürünü olan eserler verdi.Был плодотворным автором, оставил богатое наследие.
Ev 1925'te müze haline dönüştürülmüştür.С 1955 года дом был преобразован в музей.
Hitabet yeteneği, onu İspanya Komünist Partisi’nin önemli temsilcilerinden biri haline getirdi.Став известным деятелем рабочего движения, принял участие в основании Испанской коммунистической партии.
Ama pek az kimse bu tamamen tutkusuzluk haline erişebilir.Но мало кому удаётся добиться такого разрешения.
2011'de erkekler ve bayanlar turnuvaları aynı anda düzenlenerek bireşmiş turnuva haline getirildi.В 2011 г. мужской и женский турниры снова объединили.
Yapılışı nedeniyle haşlama olan adı zamanla aşlama haline gelmiştir.Со временем в результате упрощения сформировалось нынешнее название.
İtalya bir ulus devleti haline gelerek birleşti.Возникла угроза того, что Италия объединится как республика.
Radyoaktif maddeleri yayılmadan ve kirlenme haline gelmeden önlemek için çok sayıda tekbik vardır.Данный запрет делает нелегальными многие вещества ещё до их создания.
Roman kısa zamanda kült kitap haline geldi.Роман мгновенно стал настоящей сенсацией.
Bu fikirler en sonunda iddiaya dönüşür ve lokantaya ilk varanın kazanacağı bir oyun haline gelir.Они решили, что имеет смысл создать игру, в которой это должно было быть изначальной целью.
Paris'teki deneyimlerini iki kitap haline getirdi.В Великобритании вышли две книги с её рассказами.
Daha sonra ise duaların sonunda "Tanrı Kabul Etsin" anlamında yinelenen bir sözcük haline dönüşmüştür.По завершении молитвы нужно было (перевод различный) "показать своё лицо своему Богу".
Yazar bu kitabıyla Türkiye’de ünlü bir yazar haline gelmiştir.Именно по этой книге он стал известен русскому читателю.
Çin üçüncü büyük uzay gücü haline hazırda bekliyor.تستعد الصين لتصبح ثالث قوة فضائية كبرى.
21 Şubat 1959 tarihinde heykel bir anıt haline getirildi.في 21 فبراير 1959، تم تعيين التمثال كتذكار.
Başbakanlık sırasında İran-Irak Savaşı başladı ve hükümetinin ilk politikası "zafer ve savunma" haline geldi.خلال رئاسته لمجلس الوزراء، بدأت الحرب الإيرانية العراقية، وأصبح أول سياسة حكومته "الانتصار والدفاع".
Yazma tutkusu ise zamanla en büyük silahı haline gelecekti.كان سيكون الميل إلى الكتابة أكبر سلاح مع مرور الوقت .
Zeytinyağı ve şarap İtalya'nın başlıca ihraç ürünleri haline gelmişti.وقي المقابل، كان زيت الزيتون والنبيذ صادرات إيطاليا الرئيسية.
Halilović bu hatıraları toplayıp 2013 yılında kitap haline getirip yayınlamıştır.جمع هاليلوفيتش هذه الذكريات في كتاب نُشر في عام 2013.
İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi haline geldi.وعقب إحتلال أزمير أصبح النضال الوطني هو أهم عمل لها.
Öte yandan Roma'ya yakınlık bu şehir devletlerini kolay ve açık birer hedef haline getirmişti.وكان في ذلك وفي قربهم من روما، جعل منهم أهدافاً سهلة وواضحة.
Uzay havası terimi, ilk olarak 1950'lerde kullanıldı ve 1990'lı yıllarda ortak kullanım haline geldi.استخدم مصطلح "طقس الفضاء" لأول مرة في الخمسينيات من القرن العشرين، وأصبح يستخدم بشكل شائع في التسعينيات.
Göçmen haline gelmiş bu insanlar, güvende ve özgür olacaklar.وبأن أولئك الذين هجروا ديارهم منهم، سيحظون بالأمان والحرية.
Claudius, Caligula’nın amcasıydı ve zaman içerisinde etkili ve popüler bir kişilik haline geldi.كان كاليجولا هو عم كلوديوس ، وبعد ذلك أصبح شخصية مشهورة ومؤثرة وناجحة في المجتمع.
Bölge daha sonra altın madenciliği merkezi haline geldi.وأصبحت هذه المناطق فيما بعد مناجم للذهب.
Tüm bu duygular Picasso’nun o zamanki kötü vaziyetini ve toplumun haline yönelik eleştirisini yansıtmaktadır.كل هذه المشاعر تعكس مأزق بيكاسو في ذلك الوقت وانتقاده لحالة المجتمع.
Fabrikalar ve altyapının %40’ını kaybetti ve üretim seviyeleri 50 yıl önceki haline döndü.ودمرت حوالي 40٪ من المنشآت الصناعية في البلاد، والبنية التحتية، وعاد الإنتاج إلى مستويات في قبل خمسة عشر عاما.
1850’lerde Tiflis, yeniden ticaret ve kültür merkezi haline geldi.من قبل الخمسينيات ظهرت تبليسي مرة أخرى كمركز تجاري وثقافي رئيسي.
Çift 1982 yılında boşandı ve Tereshkova Sovyetler Birliği Komünist Partisinin önemli bir üyesi haline geldi.انفصل الزوجان عام 1982، واستمرت تريشكوفا لتصبح عضواً بارزاً بالحزب الشيوعي السوفيتي.
1918 yılında Yugoslavya'nın bir parçası haline gelmiştir.ومن عام 1918م كانت جزءا من يوغوسلافيا.
Yaşlı Gitarist, insan varoluşunun bir alegorisi haline gelir.يصبح عازف القيثارة المُسن رمزا للوجود الإنساني.
Artık hamur haline gelmiş hammadde, ağacın lignin denilen ve lifleri bir arada tutan maddeden arınmıştır.حظي الهواء (وأحيانًا يسمى الريح) قديمًا باهتمام الفلاسفة والمفكرين الذين اعتبروه قوة كونية أو مادة نقية.
Bu haliyle Yelnya çıkıntısı her iki taraf açısından da önemli bir simge haline gelmiştir.«مرحلة المرآة هي ظاهرة مهمة في جانبين.
Bu bilgi halleri, gözlemcinin bilgisel haline (öznel) bağlıdır.والنَّقيب: العَريفُ، وهو شاهدُ القوم وضَمِينُهم؛ ونَقَبَ عليهم يَنْقُبُ نِقابةً: عَرَف.
Ren ve Tuna nehirleri Roma İmparatorluğu'nun kuzeydeki kalıcı sınırları haline geldi.نهري الراين والدانوب أصبحوا حدود الإمبراطورية الرومانية في الشمال.
1980ler'de anime Japonya'da ana görüş haline gelmiştir ve büyük bir üretime geçmiştir.في عقد الثمانينات، تم قبول أنيمي في التيار الرئيسي في اليابان، وشهدت طفرة في الإنتاج.
Saltanatı sırasında Hollanda, 1848'de yeni anayasa ile parlamenter demokrasi haline geldi.خلال فترة حكمه، أصبحت هولندا ديمقراطية برلمانية مع الدستور الجديد لعام 1848.
1934 - Adolf Hitler Almanya'nın Führer'i haline geldi.1934 - أدولف هتلر يصبح قائدًا لألمانيا.
Bu süreç devlet seviyesine hızlıca ulaşarak devleti sermayedarların gücü haline getirir.يصل ذلك إلى مستوى الدولة بسرعة مما يجعل الدولة في خدمة الممولين.
Açılan hamur yufka haline getirilir.يجب ترك الأذن مفتوحة.
Anya onu cezalandırmış ve iblis haline getirmiştir.أخيرًا اهتاجت الأم هياجًا شديدًا وودّت لو قتلتها.
İşte böyle bir ortamda retorik zamanla sanat haline gelebilmiştir.وفي هذا الخضم لماذا يلتجأ إذا الفنّ.
Lizzie yapacağı yalancı şahitlikle yüksek tabakanın kabul ettiği, düzgün bir vatandaş haline gelecektir.ليزى ستُقبل في الطبقة الراقية بشهادتها الزور التى سَتُدلى بها ، وستصبح مواطنة سوية .
Lüzinyan Sarayı, kraliyet sarayı haline dönüştürüldü.استخدم هذا القصر الكبير قديمًا، كمقر للإقامة الملكية.
Plazma hücrelerinin %10 civarı, antijen spesifik bellek hücreleri şeklinde uzun yaşamlı hücreler haline gelir.وستظل نحو %10 من خلايا البلازما حية لتصبح خلايا ذاكرة بائية طويلة الأجل نوعية المستضدات.
"I Love Rock 'n' Roll", Spears'ın en büyük ticari başarısızlığı haline gelmiştir.بغض النظر عن ذلك، أصبح فيلم "أرملة ميري" أكبر نجاح تجاري لستروهيم.
Son yıllarda en popüler besin takviyelerinden biri haline gelmiştir.كانت هذه واحدة من أكثر مشاريع قوانين الحقوق المدنية منذ عقود.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.في عام 1967 أعلنت نفسها الأولى في العالم الملحد الدولة.