Böylece ulusal bir kahraman haline geldi.Коул стал национальным героем.
Daha sonra ise açık sözlü bir insan haline gelir.После чего становится обычным человеком.
Glock 17 daha sonra birçok polis teşkilatının tutulan silahı haline gelmiştir.Пистолет Glock 17 послужил основой всего диапазона пистолетов, выпускаемых фирмой Glock.
Onunla büyür ve kısa süre içinde Katende'nin rehberliğinde en iyi oyuncu haline gelir.Там он признается лучшим тренером года и вскоре играет в элитной лиге.
Bu geziler her ikisini de çok iyi ve yakın dostlar haline getirdi.Эти двое стали прекрасными друзьями и напарниками.
Sürekli göç alan köy, kasaba haline gelmiştir.Город, в котором оно построено, автоматически становится столицей.
Tekrarların gösterimini takriben bir kültürel fenomen haline geldi.Он всерьёз отнесся к ним как к культурному явлению.
2009-10 sezonunda takımın en önemli futbolcularından biri haline geldi.Только в сезоне 2009/2010 он стал одним из ключевых футболистов команды.
Bu da onu korkulan ve düşmanlarına karşı güçlü bir adam haline getirir.Всё это делает его серьёзным и опасным противником.
Bu nedenle Sadrazam'ın azli bir zaruret haline gelmişti.Это действительно оказалась ловушка Заркона.
Bu makale daha sonra bir video haline getirildi.Эта постановка была позднее издана на видео.
Bir yıl sonra, hayali bir gerçek haline geldi.Годы спустя его мечта осуществилась.
Çizgi roman serisinin bu kısmının ilk baskısı 350,000 kopya haline basılmıştır.Первый тираж романа составил 350 тысяч экземпляров.
Ayrıca Michonne bu bölümle birlikte dizinin ana karakterlerinden biri haline gelmiştir.В нём Кирби должен завершить часть одного из основных уровней.
1992'de firma %100 özel bir firma haline dönüşerek sivil üretime ağırlık vermiştir.В 1972 году преобразовано в акционерное общество со 100%-м госкапиталом, в 1992 году приватизировано.
Bu ona Almanya'yı bir bütün haline getirme fikrini verdi.Вот и вся наша связь с Германией, о которой вы спрашивали.
Korsanlık başlıca geçim kaynağı ve yaşam biçimi haline geldi.Заповедник стал последним прибежищем нама и их полукочевого образа жизни.
Kırgızların bir Ulus haline gelmelerinde büyük bir etkisi olmuştur.Нам реально грозит стать дряхлеющей нацией.
ODTÜ yurtları, “Dağcılar”ın harekât üssü haline gelir.Их покой охраняла дворцовая стража (набиравшаяся из горных племён).
Kısa sürede avantür filmlerin en aranan oyuncusu haline geldi.Актриса сразу же стала любимицей публики.
Fikir, sanat yapan bir makina haline gelir."Другими словами, искусство остается искусством».
Zamanla günlük 5000-6000 tirajı olan bir gazete haline gelmiştir.Тираж газеты составляет 5-6 тыс. экземпляров.
Bu dosya biçimi POSIX.1-1988 ve daha sonra POSIX.1-2001 tarafından standart haline getirilmiştir.Программа tar была стандартизирована в POSIX.1-1998, а также позднее в POSIX.1-2001.
Wanderer 1932 yılında Auto Union'un bir parçası haline geldi.С 1932 года компания вошла в состав концерна Auto Union.
1946'da İtalya, bir referandumun ardından bir cumhuriyet haline geldi.В 1946 году по итогам общенационального референдума Италия стала парламентской республикой.
Sonra Jackson Hole bir turistik merkez haline girmeye başlamıştır.Очень скоро подвал Питера превращается в злачное место.
Kasım 2014 yılında Mail.Ru Group tarafından satın alınan ve My.com markasının bir parçası haline gelmiştir.В январе 2014 года этот поиск был интегрирован в сервисы Mail.ru Group.
Kalmar kentine bağlı olarak yüzyıllar geçiren kent, sonraları tüccarların merkezi haline geldi.В последующие годы город, лежащий непосредственно на границе, превратился в центр контрабандной торговли.
Son yıllarda tarlalar vişne bahçeleri haline getirilmiştir.Все эти годы игры проходили на грунтовых кортах.
1972 yılında bölge şefliği Millî Park Orman İşletme Müdürlüğü haline getirilmiştir.Всё произрастающее там в 1972 году было отдано в распоряжение садово-паркового управления.
1969 yılında belediye teşkilatı kurularak belde haline gelmiştir.1969 г. — вступил в строй городской Домостроительный комбинат.
O zamanlar, Frankfurt Avrupa’nın en büyük ticari merkezi haline gelmiştir.В это время Берлин превратился в один из крупнейших промышленных центров Европы.
Maske ayrıca kısa zamanda bir internet fenomeni haline geldi.Вскоре после этого пастафарианство стало интернет-феноменом.
Bununla birlikte, şiddetli Hristiyan muhalefetini takiben, yasak eski haline getirildi.Это было небезопасно так как проповедь христианства была на тот момент запрещена законом.
Bu bilgi halleri, gözlemcinin bilgisel haline (öznel) bağlıdır.Он же Тлоке Науаке (см. ниже) Тласолтеотль (аст.
Barok döneminde füg yazımı bestecilik uzmanlığının bir göstergesi olarak bestenin esas öğesi haline gelmiştir.Со временем качество интро стало восприниматься как один из признаков мастерства группы.
Gunn, daha sonra Angel'a yakın bir dost haline gelir.В конце концов, Джими самому приходится стать Ангелом при помощи этих друзей.
Bölge daha sonra altın madenciliği merkezi haline geldi.Немного позднее она стала местом золотодобычи.
Eorl Éotheod'un lideri haline geldi.Лидером забастовщиков становится Этьен.
Ancak kişiyi kendi haline bırakmak kendini yaralamasına sebep olabilir.Но если её обидеть, может навредить.
Rusya Liberal Demokrat Partisi adı partinin tarihi adı haline geldi. ^ (Rusça)Либерально-демократическая партия России («Есть такие партии!»)
Egoyu kabul edin ve onu kendi haline bırakın.Пожалуйста, уничтожь его, и спасайтесь сами...
Bazı yıllar, Keban Barajı Gölü içinde bir ada haline gelmektedir.В некоторые дни года есть опасность попасть в RIP-течение.
Reed onu eski haline getireceğine söz verir.Рид обещает своему другу, что найдет способ вернуть ему прежний вид.
Kızı sis heykelleriyle tanınan bir sanatçı haline geldi.Его женой стала девушка, обученная искусству гадания.
Cücelerin büyük çoğunluğu göçebe bir millet haline geldi.Как и большинство островитян стал моряком.
Ve Kütahya'ya bağlı bir kaza haline geldi.Это становится ударом для Кайла.
Rus İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldi.Входил в состав Российской империи.
Ayrıca, başa çıkma mekanizması olarak isterik bir panik haline girmeğe eğilimlidir.В сложной ситуации склонна впадать в панику.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra sürgünde etkin bir siyasetçi haline geldi.После Второй мировой войны политический эмигрант.
90 yılından itibaren de bütün hayatı uçmak haline geliyor.В 60 с лишним лет ей пришлось начать жизнь с нуля.
Bu günlük blokaj trajedisinin bir sembolü haline geldi.Он стал символом жертв кровавого декабря.
Ressam daha sonra resmi keserek iki tablo haline getirdi.Позже он снялся ещё в двух картинах.
Lüzinyan Sarayı, kraliyet sarayı haline dönüştürüldü.Городская ратуша была преобразована в королевский дворец.
Kısa bir süre sonra da grubun en önemli üyesi haline geldi.Вскоре он стал одним из основных членов группировки.
Uzak Doğu Asya ülkelerinde süs balığı olarak üretimi sanayi haline gelmiştir.У себя на родине, в странах Юго-Восточной Азии, считается промысловой рыбой.
Bir süre sonra ise en çok aranan piyano öğretmeni haline geldi.Вскоре она становится самой востребованной массажисткой.
Bunlar ancak toz haline getirilerek sert lehim işlemlerinde kullanılma sahası bulurlar.Сейчас полагают, что это просто участки, с которых, в силу их рельефа, легко выдувается пыль.
Yani hayvan, görünüşünü tamamen kaybeden motifler haline gelmiştir.Зверь стал животным, утратив свою личность.
Mevcut e-posta mesajlarını alıp grup tarzı bir sohbet haline getirmek için tasarlanmıştır.Отбросить формальные обороты и выбрать более разговорный стиль общения.