Refah ve serbestlik devletin egemen iklimi haline gelir.L'autorità religiosa e statale diventano una cosa sola.
Böylece Big Bang teorisinin bugünkü haline gelmesini sağladı.Le loro scoperte hanno rafforzato la teoria del Big Bang.
Yapımcı Dino De Laurentiis, Barbarella'yı bir film haline getirme haklarını satın aldı.Già prima dell'uscita del libro, Dino De Laurentiis ne aveva acquistato i diritti per realizzare un film.
Bu şekilde devlet toprakları açık pazar haline gelmiştir.Di conseguenza occorreva che la domenica diventasse un giorno festivo.
Bu tarihi eser günümüze kadar varlığını koruyabilmiş ve bulunduğu Erzurum ilinin sembolü haline gelmiştir.È stata la svolta della mia vita che mi ha portato a diventare quella che sono oggi.
Bu yapı, sonradan şimdiki kilise haline getirilmiş.In seguito venne costruita l'attuale chiesa.
Devletin hakim gücü, yeni kralın bulunmasından sorumlu olan Senato haline geliyordu.Il potere supremo dello Stato era devoluto al senato, che aveva il compito di indicare un nuovo re.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Gli insediamenti incominciano a costituirsi come vere e proprie città organizzate.
1998 yılında da ikinci bir 8 derslikli bina yapılarak 16 derslikli bir okul haline getirilmiştir.Ma nel corso del 2008 sono stati fatti due nuovi ordini per la costruzione ex-novo di 86 apparecchi.
Arkadaşları, çok oyunculu modlarda oynanabilir karakterler haline gelebilir.Gli attori devono sentirsi come se fossero davvero i personaggi che interpretano.
İtalya'nın birleşmesi fikrinin simgesi haline geldi.Solo l'unità d'Italia porta ad una sua adozione generale.
Cava'nın kuzey kıyıları, özellikle Surabaya ve Tuban, önemli ticaret merkezleri haline geldi.Le cittadine preesistenti, fra tutte Cavan e Belturbet divennero invece importanti centri commerciali.
İmajının bir parçası haline gelen aksanı, aynı zamanda oynayabileceği rolleri de kısıtlamaktaydı.Il suo accento, per quanto parte della sua immagine pubblica, limitò i ruoli che poteva interpretare.
I. Dünya Savaşı’ndan sonra müze Tarih Müzesi haline geldi.Dopo la seconda guerra mondiale è divenuto Museo Nazionale.
Böylelikle Berlin şehri, Doğu'dan Batı'ya geçişin ana rotası haline geldi.Questo rese Berlino la rotta principale per emigrare a ovest.
Bir general olarak sahip olduğu ünüyle zaman içinde Gnaeus Domitius Corbulo'nun rakibi haline geldi.La sua fama di ottimo generale cominciò così a rivaleggiare con quella di Gneo Domizio Corbulone.
Blaine sihirbazlık gösterilerde seyircilerin tepkilerini odak noktası haline getirdi.Jones è comparso nei panni di ospite a sorpresa.
Muharebeyi kazanan Octavianus Roma'nın yegane lideri haline geldi.Ottaviano divenne così il signore indiscusso di Roma.
İnsanlar burayı bir yerleşim alanı haline getirmiş.L'associazione lo ha trasformato in una casa di riposo.
Onun zenginliği sayesinde, Kutná Hora Bohemya Krallığı'nın ikinci en önemli şehri haline geldi.Sotto Roboamo, essa divenne la seconda più importante città del regno di Giuda.
Boğazın adı ortaçağda tüm adanın adı haline gelmiş, ve zamanla Egripos olarak değişmiştir.Durante il Medioevo, il nome dell'isola si trasformò in Planosa..
Oyuna erken giren vezir hedef haline gelir.Il giocatore che è diventato il BOSS inizia per primo a giocare.
Sonunda en iyi dostlar haline gelmişlerdi.Ma alla fine diventano buoni amici.
Meydan, bugünkü haline gelene kadar çeşitli dönüşümlere maruz kalmıştır.L'intero complesso ha subito alcune trasformazioni fino ad arrivare all'aspetto odierno.
Yunan ve Roma dönemlerinde bir Yunan yerleşimi haline geldi.Sono pervenuti insediamenti di epoca greca e romana.
1988 yılında Salyut Tasarım Bürosu adıyla bağımsız bir şirket haline geldi.Nel 1986 il nome Hella entra nella designazione ufficiale della società.
İtalya bir ulus devleti haline gelerek birleşti.L'Italia diventa una repubblica.
Kasım 2014 yılında Mail.Ru Group tarafından satın alınan ve My.com markasının bir parçası haline gelmiştir.Nel 2014 è stata acquisita da Mail.Ru e fa parte del marchio My.com.
Kuzey Mariana Adaları ise ABD'nin denizaşırı toprağı haline geldi.Un altro territorio sono le Northern Mariana Islands ove l'uso del marchio Made in USA è controverso.
O zamanda Hüdayi Dergâhı, İstanbul'un en mühim bir kültür merkezi haline geldi.Con questo Pest divenne il centro letterario dell'Ungheria.
Kaivari özellikle Vappu gününde (1 Mayıs) popüler bir merkez haline gelmektedir.Attualmente la via è una traversa di una traversa della Nomentana (Via 1º Maggio).
İnanışa göre, adanan çocuk, tanrı haline gelirdi.Dall'infanzia è stato pienamente provato che egli fosse consacrato a Dio.
Daha sonra bu bölgede büyük altın madenleri keşfedildi ve önemli bir merkez haline geldi.Nella zona si sviluppò una società mineraria che diventò famosa.
19. yüzyılda ise bir şehir haline geldi.Nel 19° secolo divenne un distretto.
Bu sonradan Nazi Partisi'nin en saygıdeğer nesnelerinden biri haline geldi.Fu uno dei più riveriti oggetti del partito Nazista.
İo hamile bir halde eski haline kavuşur.Sembra essere sicuro per l'uso in gravidanza.
Bu dönemde Klarceti, İran saldırılarına karşı mücadelenin köprübaşı mevziisi haline geldi.La via d'acqua divenne così il bersaglio degli attacchi iraniani.
Parça, daha sonra grubun en büyük hitlerinden biri haline geldi.È stato senza dubbio, e resta, uno dei grandi del suo tempo.
Daha sonra neredeyse tüm çiziciler için standart bir dil haline gelmiştir.Successivamente è diventato uno standard per la maggior parte dei plotter.
1923 yılında Tekirdağ Türkiye'nin bir ili haline geldi.Così nel 1978 divenne la nuova sede dell'ENA.
Ondan kan emip doyduktan sonra toprağa düşerler ve deri değiştirip aç olgun kene haline gelirler.Il colore delle foglie è verde-chiaro; quando si seccano il colore cambia e si scurisce.
Ama yeraltı depremi iblislerinin bir hedefi haline gelirler.I tre diventano quindi il bersaglio del demone.
Bulaştıktan yaklaşık 2 yıl kadar sonra larvalar deri değiştirerek yetişkin solucanlar haline gelirler.Nel giro di poche ore terminano la muta diventando insetti adulti.
Takip eden yıllarda muhalif kültürün temel yapıtlarından biri haline dönüştü.Nei suoi ultimi anni divenne un punto fermo della controcultura.
Her iki etki de cazın büyük bir parçası haline gelen doğaçlama kullanmıştır.Mentre alcuno dei due ebbe effetto sull'aumento della mobilità della spalla.
İskelet Kral'ın yeni haline benzerler.Le gioiose confluiscono così nel REI.
Kısmi olarak da güvenlik sorunları yaşanan yerler haline gelmiştir.Inoltre ci sono stati problemi con i seggi di appartenenza.
Bazı yerlerde bu derin vadiler adeta kanyon haline dönüşmektedir.A tratti queste gole diventano veri e propri spettacolari canyon.
Bu TV dizisinde giydiği kıyafetleri onu bir sex sembolü haline getirdi.Indossa un collare da cane come simbolo di questo patto.
Burada "yeniden eğitilmiş" bazı tutuklular sonradan bizzat birer işkenceci haline getirilmişlerdi.Alcuni, che avevano sacrificato sotto tortura, tornarono per essere torturati di nuovo.
Daha sonra İmparatorluk Sarayı Ajansı yönetimi altında bir bahçe haline geldi.Fu in questo periodo che il castello si trasformò man mano in una residenza signorile.
"Vespasian Barışı" deyim haline geldi.La pace di Vespasiano divenne proverbiale.
Clare'in yardımıyla tekrar insan haline dönebilmiştir.Con l'aiuto di Sean intende redimersi.
Gunn, daha sonra Angel'a yakın bir dost haline gelir.Quindi l'uomo ritorna ben presto ad essere Angelo.
Bir süre sonra ise en çok aranan piyano öğretmeni haline geldi.In breve tempo è diventato uno dei modelli più ricercati.
Mankurt haline dönüşen oğlu tarafından öldürülmüştür.Morì assassinato dal patrigno.
Umbar, Gondor'un kindar bir düşmanı haline geldi.Sea Wolf divenne un nemico di Aquaman.
Okulun eğitim süresi önce beş yıla, sonra altı yıla çıkmış ve ardından lise haline dönüşmüştür.A cinque anni era riuscita a scappare dall'istituto, ma vi è riportata dodici anni dopo.
Nitekim grup canlı bir gösteri sergiledi ve böylece yerel çevrenin en popüler gruplarından biri haline geldi.Insieme, riuscirono a creare uno show dal vivo tra i più coinvolgenti.
Nikolaşır ve onun karakterinde biri haline de gelir.La storia tra Niko e lei, comunque, resta in piedi.