Akadlar tarafından çökertilmesi sonrasında Sümerler bir daha eski haline gelemedi.Luego de ser arrestada, la pandilla no aparece otra vez.
Bu ritüeller çetenin geleneği haline gelmiştir.Esto, desafortunadamente, seria algo a que la banda se acostumbraría.
Sonra yavaş yavaş, astronomi bir bilim haline geldi, müneccimlik ise bir fal sanatı olup çıktı.Poco a poco se fue haciendo un popular astrónomo y su casa se convirtió en un improvisado seminario.
Finlandiya Savaşı'nın ardından 1812'de manastır Finlandiya Grandüklüğü'nün bir parçası haline geldi.En 1812 fue incorporado, como parte de la Vieja Finlandia, al Gran Ducado de Finlandia.
Vali, hayatta kalmayı başaran bir aile ile karşılaşana kadar amaçsızca dolaşan biri haline gelmiştir.Se ha convertido en un vagabundo sin rumbo hasta que conoce a una pequeña familia de supervivientes.
Taşıma katmanı, uygulama katmanından aldığı veriyi paket haline getirir.El envío, por su parte, toma su estructura de la cola.
Böylece Bağlar Belediyesi 33 mahalleye hizmet götürmekle yükümlü bir belediye haline gelmiştir.Es por ello que alentaron a los locales a enfrentarse contra el 33.
Bunun sonucunda federe devlet haline gelirler.Por eso se convierten así en un servicio público.
Özellikle trekkingcilerin gözde mekânlarından biri haline geldi.Por eso, especialmente llegó a ser un lugar preferido para personas de la tercera edad.
Karbon devrinde korular gerçek ormanlar haline geldi.Con el fin de que sirviera en la custodia de los bosques reales.
Bu nedenle Sadrazam'ın azli bir zaruret haline gelmişti.Egipto se convirtió finalmente en una satrapía.
Zamanla ünü tüm Balkanlara yayılan Esma Recepova dünyadaki Romanların idolü haline gelmiştir.Dando un salto de millones de años en la historia llegamos a la época Íbera.
Korra, Avatar haline girememektedir.La situación cambia bruscamente cuando llega el Emir.
Karaçi büyük bir şehir haline geldi.Comana fue una ciudad grande.
Sıradışı olması nedeniyle Japonya'da kült haline gelmiştir ve çizerin en takdir edilen yapıtıdır.Siempre lucho por que la comedia en México sea de alto nivel, siendo ella quien incursionó en este género.
Aynı zamanda sosyalist devletlerde AK-47, Üçüncü Dünya devriminin bir sembolü haline geldi.Negli Stati filo-comunisti, l'AK-47 è divenuto il simbolo della rivoluzione del Terzo Mondo.
Kandahar havaalanı da önemli bir Amerikan üssü haline geldi.L'aeroporto di Kandahar divenne anch'esso area di un'importante base statunitense.
Zeytinyağı ve şarap İtalya'nın başlıca ihraç ürünleri haline gelmişti.A sua volta, l'olio d'oliva e il vino divennero i principali prodotti esportati dall'Italia.
4'33" zamanla Cage'in en çok tanınan ve en tartışmalı çalışması haline geldi.4′33″ è la composizione più famosa e controversa di Cage.
Bu dosya biçimi POSIX.1-1988 ve daha sonra POSIX.1-2001 tarafından standart haline getirilmiştir.Tale formato è divenuto poi uno standard da POSIX.1-1998 e dal successivo POSIX.1-2001.
ODTÜ yurtları, “Dağcılar”ın harekât üssü haline gelir.Qui si legò al gruppo della Montagna (i montagnardi).
1930'larda Toplum mühendisliği Folkhemmet'in önemli bir parçası haline geldi.Negli anni trenta l'ingegneria sociale divenne una parte importante del folkhemmet.
Konsey Batı Ukrayna topraklarını tek bir devlet haline getirmeyi amaçladığını açıkladı.Il Consiglio annunciò la propria intenzione di unirsi le terre ucraine occidentali in un unico stato.
KML 2008'de Open Geospatial Consortium tarafından uluslararası bir ölçüt haline getirilmiştir.KML è diventato uno standard aperto internazionale riconosciuto da Open Geospatial Consortium nel 2008.
Bu andan itibaren parti muazzam biçimde büyüdü ve İran politikasında başlıca güçlerden biri haline geldi.Da questo momento in poi il partito crebbe immensamente e divenne la maggior forza politica iraniana.
Danzo savaş kışkırtıcısı haline gelip de Üçüncü Hokage'ye karşı çıkınca Kök dağıtıldı.Dal momento che Danzo era alla ricerca della guerra e in contrasto con il Terzo Hokage, la Radice fu sciolta.
Mehmedbeyova hâlâ yirmi yaşlarında yaşayan bir ikon haline geldi.Leyla Mammadbeyova divenne un'icona vivente quando aveva ancora vent'anni.
Kent, İsfahan'ın batısında yer alır ve giderek İsfahan metropol alanının bir parçası haline gelmektedir.Si trova ad ovest di Esfahan e sta diventando sempre più parte della sua area metropolitana.
Öldüğü zaman içinde bulunduğu koşullar halk tarafından sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir.Dopo la sua morte numerose guarigioni furono attribuite alla sua intercessione.
Karışımın alkol haline gelmemesine dikkat ediniz.Non dev'essere confusa con l'omonima freguesia di Alcobaça.
Bu tarihten sonra Roma, İtalya'nın başkenti haline geldi.Tutto cambiò quando Roma divenne capitale d'Italia.
1 Ocak - Alcatraz adası, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir hapishanesi haline getirildi.1º gennaio : Alcatraz diventa una prigione federale.
1957'de erkek saati Emperador piyasaya sunulur ve markanın önde gelen modellerinden biri haline gelir.Nel 1957, viene lanciato l'orologio da uomo Emperador, diventato un modello simbolo del marchio.
11. yüzyılda Pisa İtalyan Yarımadasının 4 büyük bağımsız deniz cumhuriyetlerinden biri haline geldi.Intorno al 1000 Pisa divenne una delle maggiori repubbliche marinare italiane.
Bu dönemde sonra Oostende önemli bir liman haline geçti.Dopo quest'epoca Ostenda si tramutò in un porto di una certa importanza.
5 Mart 1933'teki Alman federal seçimlerinden sonra Krolloper Reichstag'ın merkezi haline geldi.Dopo le elezioni federali tedesche del 1933, la Krolloper divenne sede del Reichstag.
Armstrong trompetini kendi bölümündeki diğer müzisyenlerle daha iyi bir uyum haline getirdi.Armstrong passò così alla tromba per lavorare meglio con gli altri musicisti.
Messalina, Roma İmparatorluğu'nun en güçlü kadını haline geldi.Cecilia diventò così la donna più importante della Repubblica romana.
Bu, Nisan 1928'de Romanizasyon Kararnamesi tarafından kanun haline getirildi.Il Decreto sulla Romanizzazione emanò questa legge nell'aprile 1928.
Birçok çalma isteği gönderilerek PLAY isteği yığın haline getirilebilir.Le richieste di Play possono essere impilate inviando così richieste PLAY multiple.
1969 yılında belediye teşkilatı kurularak belde haline gelmiştir.Nel 1969 viene inciso Tutta mia la città.
Eylem sonrası bu inisiyatif bir hareket haline gelmiştir.La procedura da allora è diventata obbligatoria.
Sırp İmparatorluğu sürekli gelişmiş, Avrupa'daki en gelişmiş ülke ve kültürlerden biri haline gelmiştir.L'Impero serbo fiorì, risultando una delle nazioni più evolute e culturalmente avanzate del continente.
Bu aşamadan sonra tüm İtalyan lejyonları Roma lejyonu haline geldi.Da questo momento in poi tutte le legioni italiche sarebbero state automaticamente considerate legioni romane.
Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler.Da forme di sviluppo delle forze produttive, queste relazioni diventano altrettanti impedimenti per le stesse.
Daha sonra bu özellik tüm modeller için standart haline geldi.Questo sarebbe diventato uno standard per tutte le classi successive.
O gün, Liechtenstein Kutsal Roma İmparatorluğunun özerk bir üyesi haline gelmiş oluyordu.È in questa data che il Liechtenstein è diventato uno stato membro sovrano del Sacro Romano Impero.
Hitabet yeteneği, onu İspanya Komünist Partisi’nin önemli temsilcilerinden biri haline getirdi.La sua abilità oratoria la rese una dei principali rappresentanti del PCE.
Sokakta herkesin alay konusu haline gelir, artık şahitleri çoğalmıştır.Sui lati del timpano i vegliardi, testimoni di tutto ciò che avviene.
Bu fotoğraf Soğuk Savaş'ın en bilinen fotoğraflarından biri haline geldi.Quest'immagine è tra le più famose fotografie di guerra mai scattate.
Interbase 6.0 versiyonu açık kaynak haline getirildi.Le versioni successive alla 2.0 non sono più open source.
Aynı zamanda tüm insanların umudu haline geldi.Allora c'è speranza per tutti!
Savaşın sonunda RAN, dünyanın en büyük beşinci donanması haline gelmişti.All'epoca del varo era la quinta nave più grande nave al mondo.
1866 yılında Mersin genişletildi ve şehir önemli bir ticaret merkezi haline geliştirildi.Nel 1818 si consolida il mercato e la città diventa un importante centro commerciale per tutta la zona.
1946'da İtalya, bir referandumun ardından bir cumhuriyet haline geldi.L'Italia è una repubblica dal 1946, in seguito a un referendum istituzionale.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Di fatto stanno diventando una seria minaccia per gli umani...
Vatanseverlik bir mezhep haline gelmişti.La comunità si trasformò in una struttura patriarcale.
Eski yöntemlerle dünyayı vampirlerin hüküm sürdüğü ilkel haline çevirmek ve yeryüzünün kraliçesi olmak ister.Vuole che i vampiri governino la Terra ed esserne la regina, e odia gli umani.
İyice karıştırılarak muhallebi haline getirilir.Si trasformerà poi in un essere vermiforme.
Cücelerin büyük çoğunluğu göçebe bir millet haline geldi.La folla caotica divenne una massa ordinata di popolo.