Ana içeriğe geç
Sözlük

haline ile cümle

haline kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yeni yargı reformu siyasi ve hukuki tartışmaların hedefi haline geldi. [Getty Images]A new judiciary reform became a target for political and legal controversy. [Getty Images]
Karadağ, 21 Mayıs'taki referandum sonrasında bağımsız bir devlet haline geldi.Montenegro became an independent state following a referendum on 21 May.
Maçlarda şike yapılması, sporu bir şans meselesi haline getiriyor."This makes our sport a matter of chance when matches are being rigged."
Bunlar akıllarına yerleşmiş ve Romanlar için genel bir referans noktası haline gelmiş.These stick in their minds and become a reference point for the Roma in general.
Üçüncü olarak, başlıca önceliğim Yunanistan'ı bir bilgi toplumu haline getirmek.Thirdly, my major priority is to make Greece a knowledge society.
Okul kompleksinde de Arnavut öğrenciler çoğunluk haline geldiler.In the school complex, Albanian students became the majority as well.
Planın özünde, Kıbrıs'ın iki devletten oluşan bir federasyon haline gelmesi yatıyor.In essence, the goal is for Cyprus to become a federation with two states.
Bu da dış kaynak bulunmasını şart haline getiriyor.That means external funding sources are crucial.
Çoğu beklentileri boşa çıkararak, Basescu erken seçimlerin güçlü bir savunucusu haline geldi.Defying most expectations, Basescu has now come out strongly in favour of early elections.
Dünyanın bu bölgesinin Avrupa'da istikrarsızlık kaynağı haline gelmesini görmek istemiyoruz," dedi.We do not want to see this part of the world become a source of instability for Europe."
Karadağ'daki emlak piyasası para aklayıcılar için cennet haline geldi. [Getty Images]The real estate market in Montenegro has become a haven for money launderers. [Getty Images]
Benim bütün çalışmalarım, bunu Kosova'nın uzun vadeli geleceği haline getirmeye yöneliktir.All my work is directed to making this the long term future for Kosovo.
Trifunovski, "Avro, ABD doları gibi tüm dünyada kabul gören bir para birimi haline gelmedi."The euro did not become a globally-accepted currency like the US dollar.
Morina, bunun "caminin eski haline geri döndürülmesi" anlamına geldiğini de ekledi.That means "the return of the mosque to its previous condition", he added.
İstanbul, uluslararası bir müzik merkezi haline geliyor. [Reuters]Istanbul is becoming an international centre of music. [Reuters]
Bir noktada ben de bu nefret ettiğim şeyin bir parçası haline geldiğimi farkettim.At one point I realized that I had become part of that which disgusts me.
Ancak artık, yeşil alanlarla çevrili, altı şeritli yepyeni bir otoyol haline gelecek.Now, however, it will become a brand-new, six-lane highway, surrounded by greenery.
Gençlik Oyunları GDA'da bölgesel bir spor etkinliği haline gelecekYouth Games will become a regional sports event in SEE
Ermeni olmak, insanların kafasında bir düşmanın fotoğrafı haline gelebiliyor.Being an Armenian can become an image of an enemy, a hostile people.
Ülke, İnternet suçları cenneti haline gelmek istemiyor."It doesn't want to become a haven for Internet crime."
İlk kez düzenlendiği 1956 yılından bu yana yarışma, bir pop müzik kurumu haline geldi.Since its inception in 1956, the annual contest has become a pop music institution.
Etkinliği düzenleyen Belgrad Turizm Örgütü festivalin gelenek haline geleceğini söylüyor.Event organiser, the Belgrade Tourist Organisation, says the festival will become a tradition.
Ertyesi yıl, Mihai Tristariu sonrasında bir Avrupa hiti haline gelen "Tornero" ile dördüncü oldu.The next year, Mihai Tristariu took fourth place with "Tornero", which soon became a European hit.
Beer Fest Sırbistan'ın en büyük cazibe merkezlerinden biri haline geliyor.Beer Fest is becoming one of Serbia's biggest draws.
Güneydoğu Avrupa, insan kaçakçıları için bir geçiş yolu haline geliyor. [EUPM]Southeast Europe has increasingly become a transit route for human trafficking. [EUPM]
Fakat BH'nin herhangi bir terör türünün üssü haline gelmeyeceğinden eminim.But I am confident that BiH is not and will not become a base for any kind of terrorism.
Hristoulas'ın intihar ettiği nokta hemen bir mihrap haline geldi.The spot where Christoulas killed himself became an instant shrine.
İhtilafın sona ermesinde bu yanaysa ciddi bir sorun haline geldi." diyor.Since the end of the conflict it became a serious problem," says Berisha.
Turistler yıl boyunca Hvar'a geliyorlar ve pek çoğu yaz ziyaretlerini gelenek haline getirmiş.Visitors come to Hvar year-round, and many make their summer visits a tradition.
Sırbistan EIB'nin yatırım merkezi haline geldiSerbia becomes EIB regional hub
Dahası, başsavcı da icra kolunun bir parçası haline gelecek.Moreover, the attorney general will become part of the executive branch.
Naylon poşetlerin yaygın kullanımı Makedonya'da giderek büyüyen bir çevre sorunu haline geliyor.Widespread use of plastic bags has led to a growing environmental problem in Macedonia.
Tahminlerine göre, zarar gören ekosistemlerin eski haline gelmesi 50 ila 100 yıl alabilir.In his estimate, restoring the damaged ecosystems will take between 50 and 100 years.
Söz konusu öneri, Avrupa ve diğer bölgelerde önemli bir tartışma konusu haline geldi.The proposal has become the subject of hot debate across Europe and beyond.
Rehn sorunu "bir Avrupa meselesi haline gelmiş" "ikili bir mesele" olarak nitelendirdi.Rehn called the matter a "bilateral issue" that had "become a European problem".
Bir cep telefonu bile minyatür bir sinema ekranı haline gelebiliyor.Even a cell phone can become a miniature movie screen.
Bu durum, ülkeyi aşırılık yanlılarının hedefi haline getirebilir mi?Could that make the country a target of extremists?
Yedi yıl sonra ise, BM sisteminin daimi bir parçası haline geldi.Seven years later, it became a permanent part of the UN system.
Devlet koruması altındaki bir eser haline gelmiş.It became a monument of culture under state protection.
Tek haneli enflasyon, Avrupa'daki geçiş ekonomilerinin genel bir özelliği haline geldi.One-digit inflation rates have become a general feature of European transition economies.
Enflasyon, para politikasının öncelikli hedefi haline gelir.Inflation becomes the overriding goal of monetary policy.
SETimes: Turizm bir stratejik kalkınma sektörü haline geldi mi?SETimes: Has tourism become a strategic development sector?
Bir televizyon ekibi, belgesel haline getirmek için yolculuğu filme çekiyor.A TV crew is filming the journey to make a documentary.
Türkiye bölgesel bir elmas ticaret merkezi haline gelmeyi umuyor.Turkey hopes to become a regional diamond trading hub.
Muhalefete ve finans uzmanlarına göre, bu durum SC'yi borcunun kölesi haline getirebilir.The move could, according to government opposition and financial experts, make RS a slave to debt.
Zamanla fikirler değişti ve bina şehrin simgelerinden biri haline geldi.Over time, opinions changed and it became a symbol of the city.
Anlaşma, müzik, video ve diğer internet içeriğini indirme ve paylaşmayı suç haline getiriyor.It criminalises downloading and sharing of music, videos and other Internet content.
Üçüncü olarak en büyük önceliğim, Yunanistan'ı bir bilgi toplumu haline getirmek.Thirdly, my major priority is to make Greece a knowledge society.
Sırp başkentinin sokakları profesyonel ve amatör koşucular için dev bir pist haline geldi.The streets of the Serbian capital became one big track for professional runners and amateurs.
Bir insaniyet krizi haline gelmiştir."It has become a humanistic crisis," he said.
Priştine bir insan kaçakçılığı merkezi haline gelmiş durumda. [Reuters]Pristina has been a human trafficking centre. [Reuters]
Erken eğitimle, Arnavutluk çok dilli bir toplum haline geliyorWith early education, Albania is becoming a multilingual society
Yabancı dil konuşmanın zamanı geldi de geçiyor; vazgeçilmez bir ihtiyaç haline geldi."It is a high time to speak foreign languages; it has become an indispensable need."
O zamandan bu yana da Avrupa'nın en önemli on film festivalinden biri haline geldi.Since then it has grown to become one of the ten most important film festivals in Europe.
Bu liman uluslararası pazarlar için son derece önemli bir yer haline gelecektir."This port will be a very important place for the international market," Nano said.
Bu da, KSF’nin gerçek bir ordu haline gelmesi için zaman gerektiği anlamına geliyor.This means it will be some time before the KSF becomes an actual army of state.
Haydi Kosova'yı gurur duyulacak bir devlet haline getirelim." dedi.Let's make Kosovo a state to take pride in," Haradinaj said.
Türkiye Avrupa'nın önde gelen yazılım merkezlerinden biri haline gelebilir.Turkey may become one of the major software centres in Europe.
Makedonya'da iki şehir -Ohri ve Üsküp- bu yaz da kültür "merkezleri" haline geldiler.Two towns in Macedonia -- Ohrid and Skopje -- are again cultural "hot spots" this summer.
Küçük toplar halinde yuvarlayıp kurabiye haline getirin.Roll it into small balls to make pastries.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod