Tom iyi bir ruh halinde değil.Tom isn't in a good mood.
Rheinland, Versailles Antlaşması ile demilitarize bir bölge haline getirildi.The Rhineland was made a demilitarised zone by the Treaty of Versailles.
Şok halindeyim.I'm in a state of shock.
Tom ve Mary temas halinde olmayı kabul etti.Tom and Mary agreed to keep in touch.
Tom her zaman kötü bir ruh hali içinde gibi görünüyor.Tom always seems to be in a bad mood.
Başka bir şey olması halinde sana burada ihtiyacım var.I need you here in case something else happens.
Plazma maddenin dördüncü halidir.Plasma is the fourth state of matter.
Bir dilenci milleti haline geldik.We've become a nation of beggars.
Çocukluk şişmanlığı bir salgın halindedir.Childhood obesity is an epidemic.
Biz ihtilaf halinde olabiliriz.We may be on a collision course.
Hâlâ şok halindeydim.I was still in a state of shock.
Tom'la halen temas halinde misin?Are you still in contact with Tom?
Emeklilik endişe haline geliyorRetirement is becoming a worry.
Tom sürekli hareket halindedir.Tom is constantly on the move.
Bir kısır döngü haline gelir.It becomes a vicious circle.
Tom sürekli olarak hareket halindedir.Tom is continually on the go.
Tom bir fanatik haline dönüştü.Tom turned into a fanatic.
Tom'la iletişim halinde misin?Are you in touch with Tom?
Thomas Mary'nin iyi ruh hali içinde olmasını bekledi.Tom expected Mary to be in good spirits.
O iyi bir ruh haline mi sahip?Is she in a good mood?
Tom nadiren iyi bir ruh halindedir.Tom is rarely in a good mood.
Tom bugün iyi bir ruh hali içinde görünüyor.Tom seems to be in a good mood today.
Fadıl çok küfürbaz bir kişi haline geldi.Fadil became a very abusive person.
Fadıl kesinlikle pişman olmadan bir seri katil haline geldi.Fadil became a serial killer with absolutely no remorse.
Hâlâ şok halindeyim.I'm still in a state of shock.
Leyla'nın Fadıl'a olan sevgisi bir takıntı haline gelmeye başlıyordu.Layla's love for Fadil was starting to become an obsession.
Fadıl'ın cesedi parçalar halindeydi.Fadil's body was in pieces.
Fadıl tehlikeli bir adam haline geldi.Fadil became a dangerous man.
Bu dava ulusal bir olay haline geldi.This case became a national sensation.
Fadıl ve Leyla arkadaş oldular sonra sevgili haline geldiler.Fadil and Layla became friends, then they became lovers.
Bu, içinde bulunacak bir adam için tehlikeli bir ruh halidir.This is a dangerous state of mind for a man to be in.
Tom buraya gelene kadar iyi bir ruh halindeydim.I was in a good mood until Tom got here.
Sami, Leyla'nın hikayesini bir sahne prodüksiyonu haline getirdi.Sami turned Layla's story into a stage production.
Umarım Tom'la temas halinde olabilirim.I hope I can stay in touch with Tom.
Yatıp kalkıp haline şükretmelisin.You should count your blessings.
Krallıklar sürekli savaş halindeydiler.The kingdoms were constantly at war.
Devletler sürekli savaş halindeydiler.The states were constantly at war.
Halimden çok memnunum.I'm very contented.
Tom papağanına "Bana yardım edin, beni papağan haline getirdi!" demeyi öğretti.Tom taught his parrot to say, "Help me! They turned me into a parrot!"
Filmlerimi her zaman orijinal halinde izlerim.I always watch my films in the original version.
Filmlerimi her zaman orijinal haliyle izliyorum.I always watch my films in the original version.
Kölelik hali kendi doğasında kötüdür.The state of slavery is in its own nature bad.
Leyla'nın evi ölümüne bir kavga için bir arena haline geldi.Layla's house became an arena for a fight to the death.
Kuşlar sürü halinde uçarlar.Birds fly in packs.
Siz çocuklar hâlâ temas halinde misiniz?Do you guys still keep in touch?
Leyla tamamen farklı bir kişi haline geldi.Layla became a whole different person.
Sami şok halindeydi.Sami was in a state of shock.
Tom Mary ile temas halindeydi.Tom has been in contact with Mary.
Tom bugün onu yapacak ruh halinde olmadığını söyledi.Tom said he wasn't in the mood to do that today.
Sami ve Leyla bir süre boyunca temas halinde kaldılar.Sami and Layla stayed in touch for a while.
Ödünç alınmış altın geri talep ettikleri zaman kurşun haline gelir.Borrowed gold becomes lead when they demand it back.
Tom arkadaşlarını etkilemek istedi, ancak kendisi aptal haline geldi.Tom wanted to impress his friends, but he just made a fool of himself.
Hali vakti yerinde doktor hoşnut değildir.The doctor, who is well-to-do, is not content.
Bugün iyi bir ruh hali içinde görünmüyorsun.You don't seem to be in a good mood today.
Tom'un kötü bir ruh halinde olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is in a bad mood.
Tom bugün iyi bir ruh hali içinde görünüyordu.Tom seemed to be in a good mood today.
Tom bunu yapacak ruh halinde değildi.Tom wasn't in the mood to do that.
Tom yoruldu ve kötü bir ruh halinde.Tom is tired and in a bad mood.
Bu eski haline getirdiğim arabanın bir resmi.This is a picture of the car that I restored.
Doğada canlı varlıklar sürekli bir savaş halindedir.In nature, living beings are in a perpetual state of war.