Ana içeriğe geç
Sözlük

hali ile cümle

hali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Eti ince dilimler halinde kesin.Cut the meat into thin slices.
Japonlar grup halinde seyahat etmeyi sever.The Japanese like to travel in groups.
Görünüşe göre o şimdi kötü bir ruh hali içinde.From the look on his face, he is in a bad mood now.
O, nadiren iyi bir ruh hali içindedir.He is rarely in a good mood.
Onun ruh hali sık sık değişir.His moods often change.
Onun kitabı eleştiri konusu haline geldi.His book became an object of criticism.
Yanıtı onun ruh haline bağlıdır.His answer depends on his mood.
O bir hafta içinde eski haline dönecek.He will be up and about in a week.
O her türlü insanlarla iletişim halinde.He is in touch with all kinds of people.
O kötü bir ruh hali içinde.He is in a bad mood.
O kötü bir ruh hali içinde, bu onun için nadirdi.He was in a bad mood, which was rare for him.
O, iyi bir ruh hali içinde.He is in good temper.
O, kızgın bir ruh hali içinde.He is in an angry mood.
Onun kötü bir ruh hali var.He has a bad temper.
O senin halini hatırını sordu.He asked after you.
O başkaları hakkında asla kötü konuşmamayı kural haline getirmektedir.He makes it a rule never to speak badly of others.
O annemin halini hatırını sordu.He asked after my mother.
O gençken hali vakti daha iyiydi.He was better off when he was young.
O iyi bir ruh hali içerisindeydi.He was in good spirits.
Onun hali vakti eskisinden daha iyi.He is better off than he was.
O, onun her zamanki hali.He is his usual self.
Trans halinde dolaşıyor.He is wandering around in a trance.
O, her gün bahçede iki saat çalışmayı bir kural haline getiriyor.He makes it a rule to work in the garden for two hours every day.
Kendilerini bir daire halinde biçimlendirdiler.They formed themselves into a circle.
Onlar, babamın halini hatırını sordular.They asked after my father.
O, kötü bir ruh hali içerisinde olması dolayısıyla seninle konuşmayı reddedebilir.She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood.
O seninle konuşmayı reddedebilir çünkü o çok kötü bir ruh hali içinde.She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood.
Onlar koro halinde şarkı söylediler.They sang in chorus.
Başarısı onu kıskançlık hedefi haline getirdi.Her success made her the target of jealousy.
O her sabah altıda kalkmayı kural haline getirmektedir.She makes it a rule to get up at six every morning.
O, annemin halini hatırını sordu.She asked after my mother.
O, hastalığından sonra, eski halinin sadece bir gölgesidir.After her sickness, she's only a shadow of her former self.
O, kötü bir ruh hali içindeydi.She was in a bad temper.
O, arkadaşının halini hatırını sordu.She asked after her friend.
Onun ifadesine bakılırsa, o kötü bir ruh hali içinde.Judging from his expression, he's in a bad mood.
Babam her sabah yürümeyi bir kural haline getirdiMy father makes it a rule to take a walk every morning.
Bronz heykel, parçalar halinde kırıldı.The bronze statue was broken into pieces.
Annem her zaman hareket halindedir.My mother is always on the go.
Her sabah koşuya gitmeyi kural haline getiririm.I make it a rule to go jogging every morning.
Her gün üç saat İngilizce çalışmayı kural haline getiriyorum.I make it a rule to study English for 3 hours every day.
Dörde bölünmüş Çin lahanasını biraz geniş şeritler halinde kesin.Cut the quartered pak-choi into, slightly wide, strips.
Kötü ruh halini atlatması için ona yardım etti.She helped him get over his bad mood.
Tren hareket halindeyken açma.Do not open while the train is in motion.
Onun kızı güzel bir kadın haline geldi.Her daughter has become a beautiful woman.
O bugün iyi bir ruh halinde.He's in a good mood today.
'person''ın çoğul hali 'people''dır, 'persons' değildir.The plural form of 'person' is 'people', not 'persons'.
Hükümetlerimiz insan nüfusu içinde yaşayan uzaylılar haline geldi.Our governments have become space aliens living among a human population.
O adam panik halinde.That man is in a panic.
Küçük gruplar halinde ödev üzerinde çalışın.Work on the assignment in small groups.
O ona binmeye çalışırken otobüs zaten hareket halindeydi.The bus was already in motion when he tried to board it.
Gezegenimiz, Dünya, her zaman hareket halindedir.Our planet, Earth, is always in motion.
Bir elma tohumu ekerseniz, ağaç haline gelebilir.If you plant an apple seed, it might grow into a tree.
İrtibat halinde olacağız.We'll be in touch.
Ben onun ani ruh hali değişikliğine oldukça şaşırdım.I became quite astonished by his sudden change of mood.
Çevrede alışveriş onun için bir yük haline gelmiştir.Shopping around has become a burden to him.
İstek başkanlık kampanyasında sıcak bir siyasi sorun haline geldi.The request became a hot political issue in the presidential campaign.
Ulus barış halindeydi.The nation was at peace.
Film sanayi büyük bir iş haline geldi.The movie industry became a big business.
Bugün kötü ruh hali içindeyim.I'm in a bad mood today.
Onun ölümünün 24 saati içinde onu yakarak kül haline getirdi.She cremated him within 24 hours of his death.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod