Kendisinin kaderi halen meçhuldür.Lamenta su destino.
Çünkü karşılıklı sevgi ve saygı muhabbeti vardı.Halen de var.Se desarrolló entre ambos una relación de afecto y respeto mutuos.
Hâlen de geliyor.Y aún siguen viniendo.
Hâlen kullanılmakta olan kriterler aşağıda belirtilmiştir.Los casos más comunes pueden ser tratados con los métodos descritos más abajo.
Mevcut terminal yenilenmiş olup halen iç hat uçuşları için kullanılmaktadır.La antigua terminal, ahora utilizada para vuelos VIP.
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.Continuó purgando sentencia en la prisión estatal de Corcoran en California.
1600 - San Marino'da geçerliliği halen büyük ölçüde devam eden Anayasa kabul edildi.1600: en San Marino se adopta la primera constitución escrita.
Ancak durum halen memnun edici değildi.Sin embargo, aún no era tiempo para celebrar.
Bu dörtlü ayrıca halen bu rekora sahip tek Avrupalılar'dır.Único arquero alemán en poseer este récord igualmente.
Halen 50 yetişkin bireyden daha az kaldığı düşünülmektedir.Se piensa que existen menos de 50 individuos.
Bu kütüphane halen hizmet vermektedir.Esta biblioteca todavía existe.
Ancak günümüzde halen "siyah kedi" inanışı az da olsa devam etmektedir.En donde hasta la fecha sigue obteniéndose el “oro negro”.
Şu sıralar halen bu kulüptedir ve en iyi yıllarını geçirmektedir.A partir de esta inauguración, el club vive sus mejores momentos.
Ayrıca halen François Mitterrand Enstitüsü yönetim kurulu üyesidir.Asimismo, es miembro del consejo científico del Instituto François-Mitterrand.
En ünlü eseri “Jane Eyre”, bir asırdan fazla geçmişiyle halen büyük ilgi görüyor.Por su parte Jane Eyre pronto conocería un gran éxito.
Bu metinlerin bir kısmının Çince ve Tibetçe çevirilerine günümüzde halen ulaşılabilir.Este estilo se puede encontrar aún hoy en parte de la música hindú y árabe.
Halen eşiyle birlikte New York'ta yaşamaktadır.Residía en Nueva York con su mujer.
Halen Azaplı köyünde oturuyorum".«Villafuerte tiene sanción».
Halen devam filmi hakkında düşünülmektedir.Dicho esto sigo pensando que vale la pena ver la película.
Görevini halen sürdürmektedir.Luego continua su misión.
Halen New York’ta yaşıyor ve çalışıyor.Vive y trabaja en Nueva York.
Yazar halen Paris'te yaşamaktadır.Mientras tanto el joven escritor ya ha dejado París.
Halen Beta Ethniki'de mücadele etmektedir.Actualmente juega en la Beta Ethniki.
Halen Kaliforniya da eşi ile yaşamaktadır.Actualmente reside en California con su mujer.
Halen o takımda oynamaktadır.A pesar de eso los mantiene en el equipo.
Britanyalı veteriner Matthew Homfray ile evli olan yazar, halen Londra'da yaşamını sürdürmektedir.Hija del editor Mathias Jenny, está casada con el veterinario Matthew Homfray, con quien vive en Londres.
Dördüncü metro hattı halen yapım aşamasındadır.La automatización de la línea 4 está en fase de estudio.
Halen Roma'daki Calixtus Mezarlığı'nda gömülüdür.Está enterrado en la catacumba de Calixto I en Roma.
Köprü halen etkili bir şekilde kullanılmaktadır.Este puente está todavía en uso.
Halen ESPN ve ABC Sports'ta bir analist olarak çalışmaktadır.Actualmente trabaja como analista junto a Mike Tirico en la ESPN y ABC.
Halen Asya Film Akademisi'nin başkanıdır.También es la presidenta de la Academia del Cine Catalán.
Dizi halen ABD'de çeşitli televizyon kuruluşlarında yayınlanmaktadır.Actualmente todavía se puede ver en la televisión por cable en varias ciudades de Estados Unidos.
Bunlara rağmen, Asya'nın genel ekonomik durumu halen iyi.En cualquier caso, las perspectivas económicas de Tayikistán son buenas.
Hâlen her sene bir sosyal sorumluluk projesinde yer almaktadır.Cada cual proporciona una gama de funciones sociales durante el año.
Belediyede halen 10 araç mevcuttur.También existen 10 bordos en el municipio.
Bununla birlikte halen operasyon yapacak gücü kalmıştı.No obstante seguiría operando.
19. yüzyıl sonlarında çiftliklerde çalışmak için gelen birkaç yüz Japon halen varlıklarını sürdürmektedirler.Durante el comienzo del siglo XIX muchas familias japonesas vinieron a trabajar en colonias agrícolas.
Halen Kardeşi Ersin, amcası ve yengesiyle yaşamaktadır.Vivió con su tía y su tío después de eso.
Bu halen kulübün rekorudur.UU. - de ahí el título del disco.
Araçların üretimi günümüzde halen sürmektedir ve üretim tamamiyle elle yapılmaktadır.Actualmente estas vías ya no existen y toda la producción es trasportada en camiones.
Özgün eser hâlen Moskova'daki Tretyakov Galerisi'nde bulunmaktadır.Desde 1930 se conserva en la galería Tretiakov de Moscú.
Dizi 2009'da başladı ve halen sürmektedir.El fenómeno comenzaría en 1996 y sigue vigente.
Ayrıca halen bir radyoda sunuculuk yapmaktadır.Siento que va a quedar en la radio.
Belge halen geçerliliğini korumaktadır ve kabul edilmesinden sonra önemli bir değişiklik yapılmamıştır.Actualmente, es un documento rígido y no se ha hecho ninguna enmienda desde su adopción.
KWin X Pencere Sistemi için bir pencere yöneticisi ve halen Wayland kompozitörü olma sürecindedir.KWin es un gestor de ventanas para X Window System y Wayland.
Bu buzul 1900 yılından günümüze kadar bir miktar küçülmüş olsa da, kalınlığı halen 440 metre civarındadır.De todos modos, y pese a estos avances, desde 1900 su zona de fusión ha subido unos 400 metros.
Halen süren bir baraj yapımı vardır.Se está construyendo un polideportivo.
Halen de en fazla Oscar'a aday olan kişidir.Se trata de un candidato a muchos Oscar.
Dığrak denilen mevkii de halen kalıntılar ortaya çıkar.Así parecen indicarlo los restos encontrados.
Kültün coğrafi genişlemesine tanıklık eden bu yapılardan bazıları günümüzde halen görülebilir durumdadır.Algunas de las diferencias dialectales que aparecen en esta obra todavía se pueden observar en la actualidad.
Bu başarı halen bu sporun en başarılı kişisel performansı olmaktadır.Siendo la obtención de esta última, su mayor logro deportivo.
Bileşik, hâlen daha az yıkıcı olan soğutucuları üretmek için kullanılmaktadır.En general, los parámetros auxiliares están diseñados para intentar transmitir todavía menos coeficientes.
O zamana kadar yapılan en iyi modellemedir ve halen kullanılmaktadır.Es el más antiguo descubierto hasta la fecha y está arrodillado.
Halen acıgöl mevkiinde bulunan bu imalathanelerin Konya yoluna taşınma süreci devam etmektedir.Todavía hoy en círculos protestantes se sigue esta línea de pensamiento.
Halen birçok bankacılık sisteminde aktif olarak kullanılmaktadır.Se utiliza mucho en el ámbito bancario.
Bu alanda meydana gelen depremler tektonik aktivitesinin halen devam ettiğinin göstergesidir.De la misma manera los sismos demuestran la actividad tectónica del territorio.
Kazı çalışmaları ve araştırmalar halen devam etmektedir.Sin embargo, aún se requieren trabajos de exploración y consolidación.
Rick ve Carol, eve geri döner ancak Sam halen orada değildir.Regresan a la casa, pero Sam no ha regresado.
Halen Callao deniz üssündeki özel hücresinde tutulmaktadır.Fue recluido en la prisión de la Base Naval del Callao.
Halen bu bozukluğu araştıran uzmanlar ÇÇAH.nin nedeninin mutasyona uğramış iyon kanalı olduğuna inanır.Los expertos que actualmente investigan este trastorno creen que la verdadera causa es un canal iónico mutado.