Halen eşiyle birlikte New York'ta yaşamaktadır.Il vit à New York avec sa femme.
Halen 50 yetişkin bireyden daha az kaldığı düşünülmektedir.Il reste moins de 50 individus matures vivants.
1901'de Town and Country adını alan gazete, halen aynı adla yayımlanmaktadır.Le Home Journal sera rebaptisé Town & Country en 1901, et il est encore édité aujourd'hui.
Halen Dışişleri Bakanlığı müşaviridir.C'est un partenaire du Ministère des Affaires Etrangères.
Hâlen Sofya'da yaşıyor.Ils vivent en continu à Dreamland.
Hâlen bu özelliğini muhafaza etmektedir.Elle n'en a pas moins conservé sa personnalité.
Halen bu tiyatronun kadrosunda yer almaktadır.I’m staying in this theatre.
Havaalanı halen askerî amaçlı kullanılmaktadır.L'aéroport est principalement pour un usage militaire.
Halen Berlin'de Hertie School of Governance'de ders vermektedir.Il enseigne actuellement à la Hertie School of Governance.
Şekerpancarı üretimi halen önemini korumaktadır.La culture de canne à sucre y est importante.
Halen ilçe nüfusunun büyük bir kısmı gündelik hayatta Arapça konuşur.Une grande partie de la population continue de s'exprimer en allemand dans la vie quotidienne.
Halen 2 Nobel Ödülüne sahip tek kadındır.Il est la seule personne à avoir reçu deux prix Nobel de physique.
Halen bu bina ayaktadır.Cet édifice est toujours en place.
Halen Nintendo Entertainment Analysis and Development kuruluşunun başındadır.Il dirige le Groupe de Développement no 2 du studio Nintendo Entertainment Analysis and Development.
Onüçüncü Beş Yıllık Plan (2016-2020) halen uygulanmaktadır.Le 3e plan de gestion (2009-2014) est en cours.
Daha sonra ise, hâlen yaşamakta olduğu, Fransa'ya taşınmıştır.Il s'installe ensuite en France où il vit actuellement.
Halen bu takımda oynamaktadır.Elle joue toujours avec cette équipe.
Halen savunma bakanıdır.Il est ministre de la Défense.
Halen aktif olarak oynanmaktadır.Il a continué d'être actif.
Günümüzde kentte eski şirketler halen varlığını sürdürmektedir.Les anciens entrepôts de la compagnie existent toujours.
Üzerinde birçok proje inşaatı halen devam etmektedir.Il initie également de nombreux projets de constructions.
Bu ısınma süreci halen devam etmektedir.Un réchauffement global est en cours.
Halen daha iç saha maçlarını bu salonda oynamaktadır.Aussi, il y aura plus l’espace pour les studios de danse dans ce bâtiment.
Halen Azaplı köyünde oturuyorum".Des villages dans un milieu répulsif".
Hâlen IBM Thomas J. Watson Araştırma Merkezi'nde araştırma görevlisidir.Il a ensuite travaillé pour IBM au centre de recherche Thomas J. Watson.
İlk Türk filmi olarak bilinen bu çekim halen kayıptır.Le manuscrit de cette première version semblent perdu.
1706'da Münih'teki Alte Pinakothek tarafından satın alınan bu tablo halen orada sergilenmektedir.Le tableau fut acquis par l'Alte Pinakothek de Munich en 1706, où il est exposé aujourd'hui encore.
Kendisinin kaderi halen meçhuldür.Elle s’offre au destin.
Bu performans halen geçilememiştir.Cette performance n'a pas encore été égalé.
Her iki versiyon da halen satılıyor.Aujourd'hui, les deux versions sont toujours diffusées.
Sonuncu hipotez halen en çok kabul görmektedir.Cette dernière hypothèse reste la plus probable.
Halen bir özel televizyonda program yapmaktadır.Elle est diffusée dans une émission spéciale à la télévision,.
Mezarı halen Washington Ulusal Katedrali’ndedir.Il est inhumé dans un tombeau au sein de la cathédrale nationale de Washington.
Bu teori halen tartışmalıdır.Cette théorie reste controversée.
Halen Spor Toto 2. Lig'de mücadele etmektedir.Lig La Spor Toto 2.
Halen IAAF'ın resmi dünya rekoru kaydı tuttuğu tek metrik olmayan mesafedir.Le mile est aujourd'hui la seule distance non-métrique homologuée par l'IAAF.
Kimyasal silahların zehirli etkileri bugün halen Rif bölgesinde hissedilebiliyor.Article détaillé : Armes chimiques dans la guerre du Rif.
F1'de ise halen varlığını sürdürmektedir.Sa carrière en F1 n'ira pas plus loin.
Cagiva markası halen MV Agusta şiketinin bir parçasıdır.Cagiva est intégré au groupe MV Agusta.
Bu gün halen İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.Auparavant, cette journée a été célébrée comme la Journée du Droit.
Yayınını halen sürdürmektedir.Ils présentent toujours leur émission .
Yazar halen Bard College’da edebiyat profesörlüğü yapmaktadır.Il est professeur de littérature classique au Bard College.
Ancak gömülü sistemler için taşınabilirlik halen ciddi bir sorundur.Le moteur permettant la circulation profonde est un autre problème.
Halen, San Francisco'da yaşamakta ve sık sık Şanghay'a gitmektedir.Il vit à Moscou mais se rend souvent à Saint-Pétersbourg.
Bunlardan 25.000'i ise halen İran'dadır.75 d'entre eux résident à Rome,.
Halen özel çiftçilik yapmaktadır.Elle est devenue une ferme privée.
Bu kilise hâlen ziyaret edilebilir.On peut néanmoins faire le tour de l'église.
Bu kütüphane halen hizmet vermektedir.Elle sert aujourd'hui de bibliothèque.
Öte yandan kaç sivilin öldüğünü halen kimse bilmemektedir.Personne ne sait combien sont morts.
Selam vererek girer, vedalaşa- rak çıkardı.Bu gelenek halen devam etmektedir.Après avoir remercié le chiffonnier et lui avoir dit au revoir, la jeune fille continue.
Halen Corriere Della Sera gazetesinde çalışıyor.Il écrit pour le journal Corriere della Sera.
Fransa'da pazarlarda halen satılmaktadır.En France, il devrait être commercialisé à la même date.
Bu çalışma halen kesintisiz devam etmektedir.Ce dernier continue néanmoins à jouer sans interruption.
Halen zaman zaman elektrik kesintileri olmaktadır.Interruption de l'électricité pendant une journée.
Halen üniversitede 5000'den fazla Rus ve yabancı öğrenci eğitim görüyor.L'université accueille près de 15 000 étudiants russes et étrangers.
Yazıtlar yeryüzünün hemen her yerinde mevcuttur ve bu halen devam etmektedir.L'agence l'envoie dans le monde partout où il se passe quelque chose.
Sinema Filmi halen birçok televizyon kanalında yayınlanmaktadır.Le film a été diffusé sur plusieurs chaines de télévision.
Halen Tiran'da yaşamaktadır.Il vit à Tirana.
Halen Yargıtay Onursal Üyesi ve Onursal Genel Sekreteridir.Elle est conseillère d'État honoraire et membre honoraire du Conseil constitutionnel.
Olayların çıkış nedeni günümüzde hâlen tartışılmaktadır.Les circonstances qui conduisent à sa mort sont encore contestées de nos jours.