Los Angeles'ta büyüdü ve halen orada yaşamaktadır.Bardugo wuchs in Los Angeles auf und lebt auch dort.
Halen Fransa Senatosu üyesidir.Er blieb aber weiterhin US-Senator.
Halen eşi ve üç çocuğuyla birlikte Avrupa’da yaşıyor.Er lebt mit seiner Frau und drei Kindern in Österreich.
Üzerinde birçok proje inşaatı halen devam etmektedir.Die Inventarisation der zahlreichen Bauwerke ist noch im Gange.
Zewail, halen burada çalışmaya devam etmektedir.Aber Gaspara arbeitet noch dort.
Halen Slovenya'da ikamet etmektedir.Das will er auch in Leipzig beweisen.
(Bu eser halen Sülaymaniye Kütüphanesi'ndedir.)(Ein Exemplar befindet sich in den Beständen der Augsburger Stadtbibliothek.)
Halen eğitim burada devam etmektedir.Ihre Ausbildung wurde hier fortgesetzt.
Kale, günümüzde halen ayakta duran en kuzeydeki ortaçağ kalesidir.Sie ist heute die besterhaltene mittelalterliche Festung Nordeuropas.
Örgüt, halen yasadışı faaliyetlerde bulunmakla birlikte siyasileşme çabası içindedir.Zu sehr sind sie bereits in illegale Machenschaften verstrickt.
Çalışmalar halen çeşitli uluslardan bilim insanlarınca sürdürülmektedir.Ihr gehören Wissenschaftler verschiedener Nationen an.
Çünkü karşılıklı sevgi ve saygı muhabbeti vardı.Halen de var.Man trenne sich „in Freundschaft und Respekt“ voneinander, so die Erklärung weiter.
Site halen erozyon ve yanlış restorasyon nedeniyle tehdit altındadır.Diese ist auf fehlende Sedimentation oder auf Erosion zurückzuführen.
Weber’in Alman politikasına yaptığı katkılar halen tartışılmaktadır.Auch Ansprüche aus ihren in Deutschland geleisteten Sozialabgaben sind weiter strittig.
Halen takipteyim dedi.Gesangsauftritte hatte sie immer noch.
Bugün halen ayakta olan bir yapıdır.Es ist die, die heute noch steht.
Bu döneme âit birçok villa ve şarap bahçeleri, hâlen mevcuttur.In der Gegend befinden sich zahlreiche Weinberge und Obstgärten.
Bu istasyon halen Hollanda'da bulunan en eski istasyon binalarından birine sahiptir.Die Station liegt an einer der ältesten Eisenbahnstrecken in den Niederlanden.
Günümüzde halen uçmaktadır.Einige wenige fliegen noch heute.
Türleri halen keşfedilmektedir.Ständig werden neue Arten entdeckt.
Hâlen Özgür Gündem gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.Sie kooperiert mit der im selben Gebiet erscheinenden Zeitung Freies Wort.
Bu çalışma halen kesintisiz devam etmektedir.Dieser Vorgang läuft unwillkürlich ab.
Köyde halen üretime devam eden iki adet alabalık çiftliği bulunmaktadır.In der Gemeinde sind noch zwei Landwirtschaftsbetriebe im Vollerwerb tätig.
Halen çok sayıda yabancı yayınevinden teklif almaktadır .Wichtige ausländische Zeitungen sind erhältlich.
Halen Yargıtay 16. Ceza Dairesi üyesidir.Anschließend war er Richter im 16. Gerichtsbezirk.
Hâlen piyasada bulunan robot oyuncakları şunlardır: Resmi web sitesiDie Einsätze der Katastrophenhundeteams der letzten Jahre waren: Offizielle Website
Bu görüntülere ait resimler mevcut olsa da film görüntüleri hâlen kayıptır.Es existieren viele Fotos dieser Szenen, jedoch nicht die Filmszenen selbst.
103 senelik bu dizaynlar günümüzde halen kullanılmaktadır.Heute, nach 78 Jahren, kann diese immer noch genutzt werden.
Buna karşın, eşcinsel evliliklere halen birçok ülkede izin verilmemektedir.Grundsätzlich war die Ehe zwischen Bürgern verschiedener Staaten nicht erlaubt.
Smallman Records, hâlen Kanada'da grubun albümlerinin dağıtımını üstlenmektedir.Smallman Records distribue toujours leurs albums au Canada.
Günümüzde jō Japonya'da halen bazı polis güçleri tarafından kullanılmaktadır.Aujourd'hui il est toujours utilisé par certaines forces de police japonaises.
Halen Olimpia Milano basketbol takımının başkanıdır.Il est le président de l'équipe de basketball Olimpia Milan.
Bazı çatısız Palladyan evler halen az nüfuslu İrlanda kırsalında bulunabilmektedir.Quelques édifices palladiens sans toit peuvent encore être trouvés dans la campagne dépeuplée d’Irlande.
Bu halen kulübün rekorudur.Cela reste le record du club.
Kapadokyaca konuşanlarla ve dil kullanımları ile ilgili bir araştırma halen hazırlanmaktadır.Un inventaire des locuteurs cappadociens et de leur usage linguistique est actuellement en préparation.
İlk sezonunda 26 kez diskalifiye olan oyuncu, halen bu alanda NBA tarihinin rekorunu elinde bulundurmaktadır.Les 26 disqualifications qu'il a obtenu lors de cette première saison demeure toujours un record NBA.
Sarıkaya halen bu dergiyi çıkarmaktadır.Qui se cache derrière ce magazine ?
Logo halen son haliyle kullanılmaktadır.Le nouveau logo est tout de même adopté.
2003 yılına ait olan bilgiye göre bu madalyalardan 120,000'i halen yedekte kaldı.En 2003, il restait encore 120 000 de ces médailles en stock.
Bugün halen Latin Amerika'nın öğretmeni olarak kabul edilmektedir.Il continue jusqu’à aujourd’hui à passer pour le maître d’école de l’Amérique latine.
Uzun yıllar boyunca onunla bir ilişikisi oldumuştur, şimdi ise halen yakın arkadaşlardır.John m'en voulut pendant des années, mais nous sommes de nouveau des amis proches.
Wernher von Braun halen Amerikan Uzay Programının babası olarak nitelendirilir.Wernher von Braun, père du programme spatial américain.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.Très rapidement, la course est arrêtée au drapeau rouge.
Bu işleri uzun yıllar yaptı, halen de yapmaktadır.On est là depuis des années et on va continuer de travailler.
Portresi halen müdür odasında yer almaktadır.Son portrait est pendu dans le bureau du directeur.
Bu katedral halen ayaktadır.Seule la cathédrale reste debout.
Halen Sırbistan' da ve Makedonya Cumhuriyeti' nde üretilmektedir.L'arme est toujours produite en Serbie et en République de Macédoine.
Hâlen Intel'de çalışmaktadır.Il travaille depuis pour Intel.
Brian May, Eddie Van Halen ile birlikte "Star Fleet Project" isimli EP'yi çıkarmıştır.Le groupe s’accorde alors une pause et Brian May enregistre Star Fleet Project avec Eddie Van Halen.
Halen Simon Fraser Üniversitesi'nde çalışmaktadır.Il est installé à l'Université Simon Fraser.
Bölgede hâlen arkeolojik kazılar devam ettirilmektedir.Des fouilles archéologiques sont encore en cours sur la zone.
1 Temmuz günü halen Kanada'da Kanada Günü olarak kutlanmaktadır.Le 1er juillet est établi comme Fête du Canada.
Halen Rolling Stone dergisinde çalışıyor.Magazine Rolling Stone.
Halen bu teknolojiyi yapabilen dünyadaki tek firmadır.C'est d'ailleurs la seule salle au monde qui présente cette technologie au public.
Halen onur üyesidir.Elle en est membre honoraire.
Türleri halen keşfedilmektedir.De nouvelles espèces peuvent encore être découvertes.
Mezarı fanları tarafından halen düzenli olarak ziyaret edilmektedir.Sa tombe est régulièrement visitée par des fans.
Halen yazarlığın yanı sıra profesyonel konferans tercümanı olarak çalışmaktadır.Parallèlement à son travail d'écriture, il exerce le métier de traducteur.
Halen turistik amaçlı olarak kullanılmaktadır.Il est principalement utilisé à des fins touristiques.
Kurduğu firma halen faaliyet göstermektedir.La société qu'elle a créée est toujours en activité.