Yazar halen Bard College’da edebiyat profesörlüğü yapmaktadır.Il est professeur de littérature classique au Bard College.
Ancak gömülü sistemler için taşınabilirlik halen ciddi bir sorundur.Le moteur permettant la circulation profonde est un autre problème.
Halen, San Francisco'da yaşamakta ve sık sık Şanghay'a gitmektedir.Il vit à Moscou mais se rend souvent à Saint-Pétersbourg.
Bunlardan 25.000'i ise halen İran'dadır.75 d'entre eux résident à Rome,.
Büyük himmet ve dikkatle istifadeli hale getirilmiş.Il s'en chargea avec assiduité et grande prudence.
Halen özel çiftçilik yapmaktadır.Elle est devenue une ferme privée.
Sokaklardan cesetlere basmadan geçebilmek imkansız hale gelmişti.Des photographies de cadavres ne pouvaient pas passer.
Bu kütüphane halen hizmet vermektedir.Elle sert aujourd'hui de bibliothèque.
Bu şekilde silah yeniden atışa hazır hale gelir.L'arme est alors prête à un nouveau tir.
O macerada Wayne'nin üstündeki lekeden bu hale gelmişti.Ce court-métrage va suivre l'aventure de Wayne.
Öte yandan kaç sivilin öldüğünü halen kimse bilmemektedir.Personne ne sait combien sont morts.
Selam vererek girer, vedalaşa- rak çıkardı.Bu gelenek halen devam etmektedir.Après avoir remercié le chiffonnier et lui avoir dit au revoir, la jeune fille continue.
Uçak, dünyanın ilk gemi tabanlı tek kanatlı avcı uçağı olup Mitsubishi A6M Zero'nun da halefidir.Le principal chasseur de l'aéronavale était le très manœuvrable Mitsubishi A6M « Zero ».
Türkiye'de ilaç ambalajlarına karekod basılması 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren mecburi hale getirilmiştir.Les pneus d'hiver sont obligatoires au Luxembourg depuis le 1er octobre 2012.
26 Şubat 2013 tarihinde Windows 7 için indirilebilir hale gelmiştir.IE10 est disponible depuis le 26 février 2013 pour Windows 7,.
SVR, KGB'nin Birinci Baş Direktörlüğü (PGU) organizasyonunun halefidir.Le SVR est le successeur officiel de la Première direction générale du KGB de l'URSS.
Halen Corriere Della Sera gazetesinde çalışıyor.Il écrit pour le journal Corriere della Sera.
Katırcıoğlu, Karaman beylerbeyliğiyle ödüllendirilerek etkisiz hale getirildi.Désarçonné, il est pris en pitié par la femme d'un cow-boy.
Fransa'da pazarlarda halen satılmaktadır.En France, il devrait être commercialisé à la même date.
Hükümet ise bu hale seyirci kalıyordu.Et il y a un public pour nous suivre dans cette voie.
Bu çalışma halen kesintisiz devam etmektedir.Ce dernier continue néanmoins à jouer sans interruption.
Cromwell VIIw Cromwell VII tasarımı üzerinde çalışılarak standart hale getirildi ve Cromwell Vw adını aldı.Cromwell VIIw Cromwell Vw rééquipé comme le Cromwell VII.
Halen zaman zaman elektrik kesintileri olmaktadır.Interruption de l'électricité pendant une journée.
Halen üniversitede 5000'den fazla Rus ve yabancı öğrenci eğitim görüyor.L'université accueille près de 15 000 étudiants russes et étrangers.
Artık her şey daha anlaşılır hale gelmeye başlamıştır.Tout finit par s'éclaircir.
List daha da popüler hale geldi.Le livre devint très populaire.
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.Les métiers de l’informatique commencent à devenir de plus en plus importants.
Yazıtlar yeryüzünün hemen her yerinde mevcuttur ve bu halen devam etmektedir.L'agence l'envoie dans le monde partout où il se passe quelque chose.
Aksi takdirde üç ayrı görüntünün uyuşması olanaksız hale geliyordu.La rencontre de ces trois individus semblait inéluctable.
7-17 ayda bağımsız hale gelirler.Ils deviennent indépendants au bouts de 7 à 8 semaines.
Nuredddin Zengi Hareketi, Temmuz 2012'de başlayan Halep çatışmalarının ilk safhalarından beri yerini almıştır.Cette offensive est considérée comme la plus importante depuis le début de la bataille en juillet 2012.
Sinema Filmi halen birçok televizyon kanalında yayınlanmaktadır.Le film a été diffusé sur plusieurs chaines de télévision.
9 Haziran 2008 günü ise, Apple, modelin halefini, iPhone 3G-yi duyurdu.Le 9 juin 2008, Apple annonce son successeur, l'iPhone 3G.
Eylül 1943 tarihinde standart hale getirildi.En octobre 1997, l'Europe instaure la norme EN 443.
Halen Tiran'da yaşamaktadır.Il vit à Tirana.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Greek expression) (en), son métier est forgeron.
Çünkü, bu onun daha az tehditkâr hale getirirdi.J'avais l'impression que ça le rendait moins effrayant.
Halen Yargıtay Onursal Üyesi ve Onursal Genel Sekreteridir.Elle est conseillère d'État honoraire et membre honoraire du Conseil constitutionnel.
Fakat kendini tutamaz ve Haley'e aşık olur.Mais il ne parviendra pas à les tuer car il tombera amoureux d'une des sœurs Halliwell.
Scorpion halen Sub-Zero'nun klanı olan Lin Kuei'ye düşmandır.Hydro est le meilleur ami et camarade du clan Lin Kuei de Sub-Zero.
Sistemli bir hale getirilen makamlar çeşitli bölgelere yayılmış ve geliştirilmiştir.Les formes des poteries ont été standardisées et distribuées dans une large zone.
Gelgit enerjisinin %8–25'i faydalı hale dönüştürülebilir.Il est considéré comme acceptable que 20 à 35 % de l'énergie provienne de corps gras.
Bulut çalışmalarını halen İzmir'deki atölyesinde sürdürmektedir.Par la suite, il crée ses propres soirées à Ibiza.
Nathan, Haley'e olanları itiraf eder.Nathan va alors tout avouer à Millie.
Haley, yangın gecesi Tree Hill'e dönmüştür, ancak Nathan artık onun yanında olmasını istemez.Dans le début de la saison 3, Haley est de retour à Tree Hill mais Nathan souhaite annuler leur mariage.
Ancak Almanlar halen hava üstünlüğüne sahiptir.De plus, les Allemands avaient la supériorité aérienne.
Günümüzde de Kepler Kanunları halen geçerlidir.La loi Merlin est encore en vigueur de nos jours.
Halen cezasını ömrünün sonuna kadar yaşayacağı hücresinde çekmektedir.Il conserve sa position à la cour jusqu'à la fin de sa vie.
Kardeşini kaybetmiş olması da onu saldırgan bir hale getirir.La perte d'une de ses mains semble l'avoir rendu fou..
İkincisi ve halen devam etmekte bulunanı, daha fazla şirket arasında yaşanmaktadır.Celui qui va, vient et vit dans nos sociétés trop anonymes.
Halen başkanlığını Neil deGrasse Tyson yapmaktadır.Neil deGrasse Tyson, Président.
Van Halen bir çocuk olarak piyano çalmayı öğrendi.Adam commence encore enfant à jouer du piano.
Fakat katledileceğinden korkan Bahir Mustafa Paşa Halep'e de gitmeyip Mısır'da Bulak mevkiine çekildi.Fier de ce succès, Mustafa Pacha ne se presse pas de marcher sur Le Caire.
Kullanım esnasında alevlenir hale gelebilir.Il est probable qu’elle soit morte de consomption.
D ailesi polimerazlar halen iyi tanımlanmış değllerdir.Une ADN polymérase de la famille B a été identifiée chez toutes les espèces d’archées examinées.
Bu kalenin çevre surları kısmen yıkılmış olsa da halen yerleri bellidir.Les fossés qui entouraient le monument existent encore mais ils sont en partie comblés.
Yaklaşık 1 ay süre içinde tekne suya inmeye hazır hale geldi.Il est trempé dans l'eau de mer pendant environ un an.
Üstünde halen Sin Cara kıyafeti vardır ancak siyah olmuştur.Elle est habillée presque comme elle, mais en noir.
Şu anda halen aşırı oranda göç vermektedir.Pourtant, aujourd'hui, elle nage en plein dedans !
2016 sonu ya da 2017 başına Altay seri üretime hazır hale gelecek" denilmiştir.Je pense que d'ici la fin du mois d'avril 2018, le club devra mettre la clef sous la porte ».