Ana içeriğe geç
Sözlük

hale ile cümle

hale kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Haleflerinin aksine, birinci nesil iPad'in kamerası yok.Unlike its successors, the first-generation iPad has no cameras.
Çin'de 7.5 şu sıralar standart bir hale geldi.In China, 5.5 points was common, but 7.5 is now standard.
Halen, bir kez daha, Hazar denizinin seviyesi geriye gidiyor.At present, once again, the Caspian sea level is going back down.
Halbe civarında halen büyük gruplar bulunmaktaydı.There were large groups around Halbe.
Tedaviyle birlikte çoğu bakteriyel pnömoni türü 3–6 gün içerisinde stabil hale gelir.With treatment, most types of bacterial pneumonia will stabilize in 3–6 days.
Jeoson dönemi ortasında (geç 17. yüzyıl) mavi ve beyaz porselen popüler hale gelir.In the late Joseon period (late 17th century) blue-and-white porcelain became popular.
Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.Over the next few days, 838 tubes were loaded, and the reactor went critical.
Sürüm 2.3.6, 12 Aralık 2011'de küresel olarak kullanılabilir hale getirildi.Version 2.3.6 was made globally available on December 12, 2011.
Sonuç olarak, Evrenin başlangıç koşulları için bir teorinin olması zorunlu hale gelir.Therefore, it is necessary to have a theory for the Universe's initial conditions.
Makarov PM, halen birçok Doğu Avrupa ve eski Sovyet cumhuriyetlerinin hizmet tabancasıdır.The PM is still the service pistol of many Eastern European and former Soviet republics.
Tegucigalpa ve San Pedro Sula'daki cemaatler daha aktif hale geldi.Communities in Tegucigalpa and San Pedro Sula grew more active.
Pilot ACE Mayıs 1955'te kapatıldı ve bugün halen sergilendiği Londra Bilim Müzesi'ne bağışlandı.Pilot ACE was shut down in May 1955, and was given to the Science Museum, where it remains today.
O sırada pazardaki çoğu Palm olmayan PDA'lar dahili WiFi ile standart hale geldi.Many non-Palm PDAs on the market at the time came standard with built-in WiFi.
Filtreleme sözdizimi, IPFilter'e benzer ve bazı değişikliklerle daha anlaşılır hale getirilir.The filtering syntax is similar to IPFilter, with some modifications to make it clearer.
Sonuç olarak Rastafari inancı dünyanın çoğu tarafından daha iyi bilinir hale gelmiştir.As a result, Rastafari became much better known throughout much of the world.
Belur ve Halebidu’da bu heykeller oldukça büyüktür ve tüm kapılarda bulunur.In Belur and Halebidu, these sculptures are quite large and are placed at all doorways.
Daha sonra bu ikili hücrelerde DNA'ya bağlanır, kök hücrelerinde genleri aktif hale getirir.The two then bind to DNA in cells, activating genes in those plant cells.
9300'ün halefi Nokia 9300i, bir kamera eklemeden Wi-Fi özelliklerini geri yüklemektedir.The 9300's successor, the Nokia 9300i, restores Wi-Fi capability without adding a camera.
Airyanem Vaejah' ın tarihsel konumu halen belirsizdir.The historical location of Airyanem Vaejah is still uncertain.
Simeon'un halefi Petro, olumlu bir barış anlaşması imzaladı.Simeon's successor Peter negotiated a favourable peace treaty.
ICF'nin kullandığı dil farklı gruplar arasındaki iletişimi daha kolay hale getirecektir.The language used in the ICF helps facilitate better communication between these groups of people.
1972 Yaz Olimpiyatları'ndaki Münih Katliamı'ndan sonra köyler son derece güvenli hale getirildi.After the Munich Massacre at the 1972 Olympics, the Villages have been made extremely secure.
Yabancı medyalara erişim halen sıkı ölçüde kısıtlanmaktadır.Access to foreign media remains heavily restricted.
Performansı onu ülke çapında popüler hale getirdi.Her performance made her popular throughout the country.
Genç canavarlar ağaçlara tırmanabilirler ama bu irileştikçe daha zor hale gelir.Young devils can climb trees, but this becomes more difficult as they grow larger.
2012 Ağustos ayında, Dunkin 'Brands tamamen özel sermaye şirketlerinden bağımsız hale geldi.In August 2012, Dunkin' Brands became completely independent of the private equity firms.
Avustralya halen doğu Asya ile çarpışma rotasında ilerlemeyi sürdürmektedir.Australia is currently on a collision course with eastern Asia.
İlk anatomi tiyatrosu 1594 yılında Padova Üniversitesinde inşa edilmiş olup halen de korunmaktadır.The first anatomical theatre was built at the University of Padua in 1594 and is still preserved.
Galway, halen düzenli olarak konserler verir ve dünyanın en bilinen flüt sanatçılarından biridir.Galway still performs regularly and is one of the world's most well-known flute players.
Halep Havalimanı, modern ve İslami mimarinin birleştirildiği modern bir terminal binasına sahiptir.Aleppo International Airport has a modern terminal which combines a modern and Islamic architecture.
Bu klavye modeli aynı gün yeni tanıtılan yeni nesil iMac'lerle standart hale geldi.This model of keyboard became standard with new generation of iMacs introduced on the same day.
Eskiden Budizm'in Tendai mezhebi ile ilişkiliyken II. Dünya Savaşı'ndan sonra bağımsız hale geldi.Formerly associated with the Tendai sect of Buddhism, it became independent after World War II.
Bu uygulama neticede daha sonraki versiyonlarda standart hale getirilirdi.This arrangement eventually was standardized in later versions.
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.Since then, scientists have provided increasingly accurate measurements.
Bu dönemde kimse Dejan'ın daha sonraları çok önemli hale gelecek olan çocukları ile ilgilenmiyordu.No one looked to the young sons of Dejan who would later become very important.
1908 yılında yerleştiği Berlin'de tarzı daha dışavurumcu hale gelmeye başladı.When he settled to Berlin in 1908, his style became more expressionist.
Son Hortkuluğun yok edilmesi Voldemort'u ölümlü hale getirdi.The destruction of the last remaining Horcrux made Voldemort mortal.
En eski ve halen çalışır durumdaki güneş sistemi modeli Hollanda’nın Franeker kentindedir.The oldest, still working planetarium can be found in the Dutch town Franeker.
Foča'dan 2704 kişi katliamlar sırasında öldürülmüştür veya halen kayıptır.Some 2,704 people from Foča are missing or were killed during this period.
İsrail'e döndükten sonra o ve Noam Halevi Midas isimli şova başladılar.After returning to Israel, he and Noam HaLevi produced the show "Midas".
1204) Melik Salih İsmail Zengi, Haleb ve Şam atabeyi. (ö.Among the first to hear of this were Ghiyath and Mu'izz al-Din.
Site halen erozyon ve yanlış restorasyon nedeniyle tehdit altındadır.The site is currently threatened by erosion and improper restoration.
Bu durumda Gratianus fiilen tüm imparatorluktan sorumlu hale gelmişti.Gratian was now effectively responsible for the whole of the Empire.
Kaçışlarının anısına "Kahire Purim"i halen 28 Adar'da kutlanmaktadır.The "Cairo Purim," in commemoration of their escape, is still celebrated on Adar 28.
Ekim 1941'de, halen Moskova'da bir lise öğrencisi iken, bir partizan birimi için gönüllü oldu.In October 1941, still a high school student in Moscow, she volunteered for a partisan unit.
Psion Seri 3'ün halefi ve Psion Seri 5mx'in hafif bir versiyonudur.It is the successor to the Psion Series 3 and a light version of Psion 5mx.
Treponemal antikor testleri genellikle ilk bulaşmadan iki ila beş hafta sonra pozitif hale gelir.Treponemal antibody tests usually become positive two to five weeks after the initial infection.
Halevy, Paris Üniversitesi'nde profesördü.Halevy was a professor at the University of Paris.
MPEG-4 halen gelişmekte olan bir standard olup yapı olarak bölümlerden oluşmaktadır.MPEG-4 is still an evolving standard and is divided into a number of parts.
Bazı ülkeler, masrafından dolayı halen hepatit C için tarama uygulamamaktadır.Some countries do not screen for hepatitis C due to the cost.
Türleri halen keşfedilmektedir.New species are still being discovered.
27 Haziran 2012'de Android için Google Chrome beta sürümden çıktı ve istikrarlı hale geldi.On June 27, 2012 Google Chrome for Android exited beta and became stable.
Joseph Fralinger, şekerlemeyi Atlantic City'de satarak popüler hale getirdi.Joseph Fralinger popularized the candy by boxing it and selling it in Atlantic City.
Ama onun günlük yazılarının gösterdiği üzere halen filmi yapma konusunda arzuluydu.But his diary entries show that he was still eager to make the film.
Hükümet, ayrıca, işgücünün daha hareketli hale gelmesine izin veren hukou sisteminde reform yaptı.The government also reformed the hukou system, allowing the labor force to become more mobile.
Sertifikasyon sistemi hobi ve yönetim kuruluşları arasında standart hale getirilmiştir.The certification system is standardized across the hobby and governing organizations.
Bu dil ve din gelenekleri halen günümüze kadar devam etmektedir.These linguistic and religious traditions still persist to the present day.
Orta yaş yaklaştıkça, Aleksios kendi başına yönetmeye kararlı hale gelmiştir.As middle age approached, Alexios was determined to rule in his own right.
Rengin eklenmesi HDPE'yi opak hale getirecek, ancak parlak değil.The addition of color will make HDPE opaque, but not glossy.
Halen Orange County, Kaliforniya'da yaşamakta ve televizyon ve film çalışmalarına devam etmektedir.He currently lives in Orange County, California and continues work in television and movies.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod