Ana içeriğe geç
Sözlük

hale ile cümle

hale kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sonunda, Jin ordusu dağınık hale geldi, moralini kaybetti ve parçalanmaya başladı.Finalement, l'armée Jin s'est désorganisée, son moral s'est effondré et elle a commencé à se disperser.
Ana diziden uzaklaşıp gelişen, daha da aydınlık hale gelen yıldızlardır.Entfernet euch, ihr heitern Sterne (Éloignez-vous, belles étoiles !)
Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.Les jours suivants, 838 tubes furent chargés et le réacteur devint critique.
Sağlıklı hale getir: Alanı temiz tut.Seiso (briquer) : garder les lieux propres.
Performansı onu ülke çapında popüler hale getirdi.Sa performance l'a rendue populaire dans tout le pays.
Hükümet ajanları gibi giyinmiş olan gangsterlerden ikisi Maranzano'nun adamlarını silahsız hale getirdiler.Déguisés en agents du gouvernement, deux des gangsters désarment les gardes du corps de Maranzano.
Online modu daha iyi hale getirildi.De plus, le mode en ligne est amélioré.
Günümüzde jō Japonya'da halen bazı polis güçleri tarafından kullanılmaktadır.Aujourd'hui il est toujours utilisé par certaines forces de police japonaises.
Burada, feminist harekete dahil olmuş, şiirleri daha kişisel bir hale gelmiştir.À partir de là, elle s'implique dans la lutte féministe, sa poésie devient plus personnelle.
1995 - Hale-Bopp kuyrukluyıldızının keşfi.1995 : découverte de la comète Hale-Bopp.
Şöyle bir not bırakmıştır: Hayat artık çekilmez hale geldi.Elle écrivit : « la vie est devenue insupportable...
Halen Olimpia Milano basketbol takımının başkanıdır.Il est le président de l'équipe de basketball Olimpia Milan.
Bazı çatısız Palladyan evler halen az nüfuslu İrlanda kırsalında bulunabilmektedir.Quelques édifices palladiens sans toit peuvent encore être trouvés dans la campagne dépeuplée d’Irlande.
Bu halen kulübün rekorudur.Cela reste le record du club.
Kapadokyaca konuşanlarla ve dil kullanımları ile ilgili bir araştırma halen hazırlanmaktadır.Un inventaire des locuteurs cappadociens et de leur usage linguistique est actuellement en préparation.
İlk sezonunda 26 kez diskalifiye olan oyuncu, halen bu alanda NBA tarihinin rekorunu elinde bulundurmaktadır.Les 26 disqualifications qu'il a obtenu lors de cette première saison demeure toujours un record NBA.
Fakat enformasyonlar yeterince ayrıntılı değildi, daha ayrıntılı hale getirilmeleri gerekiyordu.Mais les informations ne sont pas assez détaillées et doivent être approfondies.
Eskiden Budizm'in Tendai mezhebi ile ilişkiliyken II. Dünya Savaşı'ndan sonra bağımsız hale geldi.Anciennement associé à la secte Tendai, il est devenu indépendant après la Seconde Guerre mondiale.
Sarıkaya halen bu dergiyi çıkarmaktadır.Qui se cache derrière ce magazine ?
Logo halen son haliyle kullanılmaktadır.Le nouveau logo est tout de même adopté.
Genç canavarlar ağaçlara tırmanabilirler ama bu irileştikçe daha zor hale gelir.Jeune, il peut grimper aux arbres, mais cela devient plus difficile lorsqu’il grandit.
2003 yılına ait olan bilgiye göre bu madalyalardan 120,000'i halen yedekte kaldı.En 2003, il restait encore 120 000 de ces médailles en stock.
Bugün halen Latin Amerika'nın öğretmeni olarak kabul edilmektedir.Il continue jusqu’à aujourd’hui à passer pour le maître d’école de l’Amérique latine.
Uzun yıllar boyunca onunla bir ilişikisi oldumuştur, şimdi ise halen yakın arkadaşlardır.John m'en voulut pendant des années, mais nous sommes de nouveau des amis proches.
27 Haziran 2010'dan itibaren İzlanda'da eşcinsel evlilik yasal hale gelmiştir.Le mariage homosexuel est légal en Islande depuis le 27 juin 2010.
Çek kronası, artık 1995'in sonlarında çoğu iş amaçlı olmak üzere tamamen dönüştürülebilir hale gelmişti.La couronne tchèque atteint la libre convertibilité pour la plupart des transactions à fin 1995.
Bu nedenle kişilerin isimleri ile birlikte bazı detaylar romandakinden farklı hale getirilmişti.C'est pour cette raison que certains noms et détails ont été changés par rapport au roman.
Wernher von Braun halen Amerikan Uzay Programının babası olarak nitelendirilir.Wernher von Braun, père du programme spatial américain.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.Très rapidement, la course est arrêtée au drapeau rouge.
Bu işleri uzun yıllar yaptı, halen de yapmaktadır.On est là depuis des années et on va continuer de travailler.
Portresi halen müdür odasında yer almaktadır.Son portrait est pendu dans le bureau du directeur.
Bu katedral halen ayaktadır.Seule la cathédrale reste debout.
Halen Sırbistan' da ve Makedonya Cumhuriyeti' nde üretilmektedir.L'arme est toujours produite en Serbie et en République de Macédoine.
Bu arada American Idol yarışmacısı Haley Reinhart'ın davulculuğunu yaptı.Il devient ensuite le batteur de l'ancienne candidate d'American Idol, Haley Reinhart.
Hatta bazıları büyük kalibreli Sovyet yapımı DShK makineli tüfekleri ile iş göremez hale geliyordu.Certains étaient même vulnérables aux mitrailleuses à gros calibre DShK.
Brian May, Eddie Van Halen ile birlikte "Star Fleet Project" isimli EP'yi çıkarmıştır.Le groupe s’accorde alors une pause et Brian May enregistre Star Fleet Project avec Eddie Van Halen.
Halen Simon Fraser Üniversitesi'nde çalışmaktadır.Il est installé à l'Université Simon Fraser.
1998 yılında Thomas Callister Hales, Kepler varsayımını ispatladı.En 1998, Thomas Hales a annoncé avoir démontré la conjecture de Kepler.
Hastane yüzlerce hastaya hizmet verir hale geldi.L'infirmerie pouvait recevoir une centaine de malades.
Kennet nehri Newbury'e 1723 yılında, Avon Nehri ise Bath'a 1727 yılında gezilebilir hale gelmiştir.La rivière Kennet a été rendue navigable jusqu’à Newbury en 1723, et la rivière Avon jusqu’à Bath en 1727.
1 Temmuz günü halen Kanada'da Kanada Günü olarak kutlanmaktadır.Le 1er juillet est établi comme Fête du Canada.
Halen Rolling Stone dergisinde çalışıyor.Magazine Rolling Stone.
Halen bu teknolojiyi yapabilen dünyadaki tek firmadır.C'est d'ailleurs la seule salle au monde qui présente cette technologie au public.
Bu atama, aristokrasinin kızgınlığını daha da artırdı ve Mouzalon'un durumu aşırı belirsiz hale geldi.Cette nomination accroît la défiance de l'aristocratie et la position de Muzalon devient très précaire.
Savaş sonrasında tekrar siyasi olarak aktif hale geldiği Budapeşte'ye döndü.Après la guerre, il retourne à Budapest et reprend l'activisme politique.
Böylece Hale “cadı avı”na başlar.C’est le début de la « chasse aux sorcières ».
Halen onur üyesidir.Elle en est membre honoraire.
1997'de buluşmalar o kadar büyüdü ki artık küçük yerler yetmez hale geldi.En 1997, les locaux sont devenus trop exigus.
Halefi Yahuar Huacac selefi kadar başarılı bir yönetim sergileyemedi ve bir komplo hükümdarlığına son verdi.Son successeur, Yahuar Huacac, n'est pas aussi brillant et une conspiration met fin à son règne.
Türleri halen keşfedilmektedir.De nouvelles espèces peuvent encore être découvertes.
Mezarı fanları tarafından halen düzenli olarak ziyaret edilmektedir.Sa tombe est régulièrement visitée par des fans.
Halen yazarlığın yanı sıra profesyonel konferans tercümanı olarak çalışmaktadır.Parallèlement à son travail d'écriture, il exerce le métier de traducteur.
Halen turistik amaçlı olarak kullanılmaktadır.Il est principalement utilisé à des fins touristiques.
Kurduğu firma halen faaliyet göstermektedir.La société qu'elle a créée est toujours en activité.
Artık kendi ölçütlerinin neler olduğunu bilemeden, kendi kendisiyle çelişir hale gelmiştir.Et qu'elles ne frappent pas avec leurs pieds de façon que l'on sache ce qu'elles cachent de leurs parures.
Halen eşiyle birlikte New York'ta yaşamaktadır.Il vit à New York avec sa femme.
Halen 50 yetişkin bireyden daha az kaldığı düşünülmektedir.Il reste moins de 50 individus matures vivants.
1901'de Town and Country adını alan gazete, halen aynı adla yayımlanmaktadır.Le Home Journal sera rebaptisé Town & Country en 1901, et il est encore édité aujourd'hui.
Halen Dışişleri Bakanlığı müşaviridir.C'est un partenaire du Ministère des Affaires Etrangères.
Farklı bölgelerde hiç kullanılmayan Fransızca sadece şehir merkezlerinde konuşulur hale geldi.Il existait aussi des formes locales de français parlées uniquement dans les villes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod