hale ile cümle
hale kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Teknolojik ilerlemeler giderek daha da önemli hale gelmeye başlamıştır.Information technology is also becoming more essential.
Şu anda turizme elverişli hale getirmek için çalışmalar sürmektedir.Attempts are now being made to promote tourism.
Albüm 1980'lerin pop müziğinden ve Van Halen ile The Pointer Sisters gruplarından ilham alıyordu.The album took inspiration from 1980s pop music and bands such as Van Halen and The Pointer Sisters.
1961 yılında ilkokul beş sınıflı hale getirilmiştir.Extended again to five classes in 1961.
Sonuncu hipotez halen en çok kabul görmektedir.This latter hypothesis is the more probable.
Kimyasal değişim aynı zamanda aleti aşınmaya da daha dayanıklı hale getirebilir.The chemical change can also make the tool more resistant to corrosion.
Finnbogadóttir Halen UNESCO İyiniyet Elçisi ve Madrid Kulüp Üyesidir.Currently, she is a UNESCO Goodwill Ambassador, and a Member of the Club of Madrid.
Günümüzde çoğunlugu halen hizmettedir.Most are still in service.
Çok işlemcili sistemler bu sorunu daha da beter hale getirmektedir.Multi-processor systems without NUMA make the problem considerably worse.
Devletler, yeni ürünlerinde gittikçe IPv6 desteğine daha çok itiyaç duyar hale gelmeye başlıyor.In the early 2000s, governments increasingly required support for IPv6 in new equipment.
Bu rekor halen kırılamadı.This record has not yet been broken.
Örneğin bugün çok tribersın Hale hayırdır ?This day are (all) good things made lawful for you.
Halen Miami Heat takımın takım başkanıdır.Currently head coach of the Miami Heat.
Halefi, Kurt Georg Kiesinger (CDU'dan) SPD ile bir koalisyon kurdu.His successor was Kurt Georg Kiesinger (CDU), who formed a grand coalition with the SPD.
Sistem Tercihlerinde "rıhtım ve menü çubuğunu daha koyu hale getiren" karanlık bir mod "var.There is a "dark mode" in System Preferences which makes the dock and menu bar darker.
Turnuva 1969 yılında "Açık" hale getirilmiştir.It became an "Open" event in 1969.
Altaussee günümüzde halen Avusturya'nın en büyük tuz yataklarına sahiptir.Altaussee has the biggest salt deposits of Austria, which are still mined today.
Haziran 2016'da Microsoft Planner'ı genel yayın için hazır hale getirdi.In June 2016, Microsoft made Planner available for general release.
27 Haziran 2010'dan itibaren İzlanda'da eşcinsel evlilik yasal hale gelmiştir.Same-sex marriage in Iceland has been legal since 27 June 2010.
Buna alışkın olmayan Haçlı orduları sıcaktan bitkin hale geldiler.According to those who knew him, the war deeply depressed Dayan.
Köye ait kösedağda birçok yayla mevcuttur bunların bir kısmı halen günümüzde faaldir.The hotel held a number of amenities throughout the neighborhood, many of which still survive today.
Geciken nötronlar yavaşça evrimleştiği için reaktör çok daha iyi kontrol edilebilir hale gelir.Because the delayed neutrons evolve slowly, this makes the reactor very controllable.
Halebidu’daki Parsvanatha Basadi buna iyi bir örnektir.The Parsvanatha Basadi at Halebidu is a good example.
Erişim tarihi: 15 Ekim 2008. ^ "Ne-Yo: Grammy-winning singer to perform at Halenbeck Hall"."Ne-Yo: Grammy-winning singer to perform at Halenbeck Hall".
Hatta bazıları büyük kalibreli Sovyet yapımı DShK makineli tüfekleri ile iş göremez hale geliyordu.Some were even vulnerable to large caliber DShK machine guns.
Halen Ezra Pound’un Kantolar’ının Türkçe çevirisi üzerinde çalışmaktadır.He is currently working on the complete Turkish translations of Ezra Pound’s "Cantos".
Makinelerin çalkalanması kısmen suyun donmasını katı hale getirmektir.The agitation of the machines is partially to keep the water from freezing solid.
Daha uzun anahtar boyutlarında performans daha önemli hale gelmektedir.Some performance at longer key sizes is becoming increasingly important.
William James (1842-1910) tarafından popüler hale getirilmiştir.William James (1842–1910).
Son özellikleri ise halen açıklanmış değil.His true motives are yet to be revealed.
Halen ayakta durmakta ama harap bir şekildedir.It is still standing, but in a deteriorating condition.
18 Haziran'da grup yeniden aktif hale geldiğini ilan etmiştir.The group announced its reactivation on 18 June.
Ne hale gelirlerse gelsinler onlara bu konuda yardım edemeyeceğini söyler.When she talks to him on the subject, she finds that he is not disposed to aid her.
Olaylar halen sürmektedir.The episodes still exist.
İlk kez 1973 yılında tanıtılmıştır ve 2016'da hâlen kullanılmaktadır.It was introduced in 1973 and is still used as of 2019.
Bu, sadece rengi biraz daha soluk hale getirecektir.That hopefully makes it a little less uncool.
Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur.The house where he was born still stands.
Eğri yaklaşık bir gün sonra yatay hale gelir.The curve levels off after about one day.
Detroit oteli halen şehir merkezinde durmaktadır, ancak kondominyuma çevrilmiştir.The Detroit Hotel still exists downtown, but has been turned into a condominium.
12 Ekim 2011'de herkesin erişimine açık hale gelmiştir.On December 12, 2009, vaccination was opened up to everyone.
Silisleşme organik maddenin silika ile doymuş hale geldiği bir süreçtir.Silicification is the process in which organic matter becomes saturated with silica.
Sarnıç halen taverna olarak kullanılmaktadır.The building continues to be used as a tavern.
Bu konu hâlen çözümlenmekten çok uzaktır ve dönem dönem İsrail siyasetinde de kendini gösterir.This is still not settled, and occasionally resurfaces in Israeli politics.
Selçuklu döneminden kalan cami halen sağlam olarak koruma altındadır.What remains of the trochleae is still preserved in good detail however.
Buna göre çalışılan işi mutlaka eğlenceli bir hale getirmek gerekmektedir.And in this case, what they do is provide great entertainment.
Baryonik madde kütleleri karanlık maddenin soğuk halelerinde yoğunlaşmaya başladılar.As a result, masses of baryonic matter started to condense within cold dark matter halos.
Hâlen de geliyor.It just comes.
Bununla beraber, Kutuzov iki hafta boyunca halefinin geri çekilme uygulamasını devam ettirdi.But then Shostakovich dropped the composition for three months.
9 roket Demir Kubbe tarafından etkisiz hale getirildi ama 3 roket şehre düştü.At least 9 were intercepted by the Iron Dome, while three landed in the city.
Bordo, ‘teoriyi daha gerçekçi’ hale getirmek istemektedir.Bordo wants to "bring theory down to earth".
Dinyeper Savaşı sırasındaki kayıplar, halen yoğun bir tartışma konusudur.The value of war elephants in battle remains a contested issue.
Ana merkezi halen Hamburg'dadır.The headquarters is in Hamburg.
1784 Yılında yapımına başlanmış ve 1805'te halen inşası sürmekte iken kullanıma açılmıştır.Construction began in 1784 and was opened in 1805, while still under construction.
Bu şekilde silah yeniden atışa hazır hale gelir.The revolver would then be ready to fire again.
Takip eden on yıl içinde Türkiye'nin pul üretimi daha çok çeşitli hale geldi.In just over a decade, Colombia's coffee production doubled.
Halen Emmanuel College'de Emeritus Profesör olarak görev yapmaktadır.He remains at the university as Professor Emeritus.
Simona Halep ilk Grand Slam şampiyonluğunu kazandı.Simona Halep won her first Grand Slam title in Women's Singles.
Mezarı fanları tarafından halen düzenli olarak ziyaret edilmektedir.Apples are regularly placed on the grave by visitors.
Mısır toplumu geliştikçe dinsel eylemlerin belirtileri daha açık hâle gelmiştir.As Egyptian society grew more sophisticated, clearer signs of religious activity appeared.
Halebi çok geçmeden tutuklanarak idam edildi.Jacobs was arrested almost immediately.