Detroit oteli halen şehir merkezinde durmaktadır, ancak kondominyuma çevrilmiştir.The Detroit Hotel still exists downtown, but has been turned into a condominium.
12 Ekim 2011'de herkesin erişimine açık hale gelmiştir.On December 12, 2009, vaccination was opened up to everyone.
Silisleşme organik maddenin silika ile doymuş hale geldiği bir süreçtir.Silicification is the process in which organic matter becomes saturated with silica.
Sarnıç halen taverna olarak kullanılmaktadır.The building continues to be used as a tavern.
Selçuklu döneminden kalan cami halen sağlam olarak koruma altındadır.What remains of the trochleae is still preserved in good detail however.
Buna göre çalışılan işi mutlaka eğlenceli bir hale getirmek gerekmektedir.And in this case, what they do is provide great entertainment.
Baryonik madde kütleleri karanlık maddenin soğuk halelerinde yoğunlaşmaya başladılar.As a result, masses of baryonic matter started to condense within cold dark matter halos.
Bununla beraber, Kutuzov iki hafta boyunca halefinin geri çekilme uygulamasını devam ettirdi.But then Shostakovich dropped the composition for three months.
9 roket Demir Kubbe tarafından etkisiz hale getirildi ama 3 roket şehre düştü.At least 9 were intercepted by the Iron Dome, while three landed in the city.
Bordo, ‘teoriyi daha gerçekçi’ hale getirmek istemektedir.Bordo wants to "bring theory down to earth".
Dinyeper Savaşı sırasındaki kayıplar, halen yoğun bir tartışma konusudur.The value of war elephants in battle remains a contested issue.
Ana merkezi halen Hamburg'dadır.The headquarters is in Hamburg.
1784 Yılında yapımına başlanmış ve 1805'te halen inşası sürmekte iken kullanıma açılmıştır.Construction began in 1784 and was opened in 1805, while still under construction.
Bu şekilde silah yeniden atışa hazır hale gelir.The revolver would then be ready to fire again.
Takip eden on yıl içinde Türkiye'nin pul üretimi daha çok çeşitli hale geldi.In just over a decade, Colombia's coffee production doubled.
Halen Emmanuel College'de Emeritus Profesör olarak görev yapmaktadır.He remains at the university as Professor Emeritus.
Simona Halep ilk Grand Slam şampiyonluğunu kazandı.Simona Halep won her first Grand Slam title in Women's Singles.
Mezarı fanları tarafından halen düzenli olarak ziyaret edilmektedir.Apples are regularly placed on the grave by visitors.
Halebi çok geçmeden tutuklanarak idam edildi.Jacobs was arrested almost immediately.
Daha sonra artan nüfus sonucu göç vermesine rağmen halen 80 haneden oluşmaktadır.Right after leaving the community, it intersects US 68.
Halen ilçede bulunan köfteci esnafı bu köftenin sırrını kimseye söylememektedir.This no-nonsense businesswoman also is harboring a secret.
Halen aktif olarak kullanılan caminin kapasitesi 2000 kişidir.The elevator’s carrying capacity is 2 tons.
Bu unvanı halen korumaktadır.This grievance is still preserved there.
Halen Kuzey Denizi, en yüksek petrol üretimini geçmektedir.Presently North Sea is past its peak oil production.
Halep 2014 Fransa Açık‘ta finale çıktı.Ferrer made it to the 2014 French Open quarterfinals.
Ermeni çetelerinin lideri olan Serob, Sason'u neredeyse tamamen bağımsız hale getirdi.As leader of the Armenian fedayi, Serob made Sasoun almost completely independent.
Tutuklanıp öldürülenlerin tam sayısı halen bilinmemektedir.The precise number of those detained and killed is unknown.
Kerala'da Yahudi varlığının sinagog gibi kanıtları halen mevcuttur.There are reminders of Jewish localities in Kerala still left such as Synagogues.
Halen turistik amaçlı olarak kullanılmaktadır.It is now used for tourist purposes.
Mevcut terminal yenilenmiş olup halen iç hat uçuşları için kullanılmaktadır.The existing terminal has been refurbished and is currently being used for domestic flights.
Diğer bir kısmı ise halen aynı soyadı taşımaktadırlar.They just happen to share the same name.
Bu şekilde aşılana ağaç satıma hazır hale gelmeden önce 6-12 ay kadar daha büyütülür.The scion cultivar grows for another 6–12 months before the tree is ready to be sold.
Bu iki ülkede bu olay halen Anzac Günü adı verilen özel bir günde anılmaktadır.The countries continue to commemorate this occasion on Anzac Day.
Bu inşaat 6 Kasım 1942'de başladı ve Chicago Pile-1 2 Aralık'ta kritik hale geldi.Construction of the pile began on 6 November 1942, and Chicago Pile-1 went critical on 2 December.
Halen geliştirilmeye devam edilmektedir.It is being further developed.
Yerleşik hiyerarşiler toplumsal gerçeklere karşı giderek sert ve dokunulmaz hale gelir.Entrenched hierarchies become increasingly rigid and out of touch with social realities.
Futbol yaşantısını halen bu kulüpte sürdürmektedir.The football program continues to this day.
Sunum katmanı, verileri uygulamaların kabul edeceği hale dönüştürür.The presentation layer transforms data into the form that the application accepts.
Bu suikastın failleri halen bulunamamıştır.The perpetrators of this assassination have still not been found.
Aşkelon, Aşdod ve Beersheba’ya atılan yedi roket etkisiz hale getirildi.Seven rockets launched at Ashkelon and Ashdod, and another towards Beersheba, were intercepted.
Halen az sayıda da olsa Türkiye'de Akdeniz'in doğu sahillerinde rastlanmaktadır.Even then, only a few cities on the East Coast were connected.
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir."An elegant man who 'achieved the impossible'".
Eşcinsel eğilimleri giderek daha da belirgin hale geliyordu.Their mutual love becomes more obvious.
Cagiva markası halen MV Agusta şiketinin bir parçasıdır.The Cagiva brand is no longer active, the production being focused on MV Agusta.
Halen Corriere Della Sera gazetesinde çalışıyor.He writes on the newspaper Corriere della Sera.
Makedonya savaşları sırasında Roma ve Trakya arasında bir çatışma kaçınılmaz hale gelmişti.During the Macedonian Wars, conflict between Rome and Thracia was unavoidable.
Teleskoba astronom George Ellery Hale'in adı verilmiştir.It was named for American astronomer George Ellery Hale.
Sistem günümüzde halen İngiltere'de kullanılmaktadır.The system is still in use in the United Kingdom.
Yere düşen mayın 1.2 ila 10 saniye arasında çalışır hale gelir.Once the mines reach the ground they become armed between 1.2 and 10 seconds.
Lakin, surlarının önemli bir kısmı halen ayaktadır.But all the real hardships still lay ahead of him.
907 yılında yerel askeri valiler kontrol edilemez hale gelince Tang tümüyle çöktü.In 907, the Tang disintegrated completely when the local military governors became ungovernable.
Tarım ve hayvancılık azalmıştır, ama halen devam etmektedir.Logging and freight continued but this started disappearing.
Köprü halen etkili bir şekilde kullanılmaktadır.The bridge is extremely efficient to operate.
Halen onur üyesidir.Be a man of honor.
3. göç dalgası 1970'lerin sonunda başlamıştır ve halen sürmektedir.The fourth wave of immigration began in the late 1970s and continues.
Artık insanlardan farksız hale gelmişlerdi.Then the people found themselves landless.
Kendisi halen Princeton Üniversitesi’nin ziyaretçi araştırmacısı kadrosunda yer almaktadır.He still holds a Visiting Research position at Princeton.
Yabancı döviz kaynağı olarak turizm, tarımsal ihraç ürünlerinden daha önemli bir hale gelmiştir.Tourism has become more important than agricultural exports as a source of foreign exchange.
Kendisi de Yeniçeri Ocağı'nın artık ise yaramaz hale geldiği, hatta zararlı olduğu kanaatinde idi.He faced a court-martial for the loss of Speedy, but was honourably acquitted.
Görünmez olabilme yetenekleri, onları iyice tehlikeli bir hale getirmektedir.They have the ability to become almost invisible, making them extremely dangerous to the unwary.