Ana içeriğe geç
Sözlük

halbuki ile cümle

halbuki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Konser kısaydı. Hâlbuki, çok iyiydi.The concert was short. However, it was very good.
Tavuk eti beyazdır, halbuki bir öküzünkü kırmızıdır.Chicken meat is white, whereas that of an ox is red.
Halbuki her şeyi O yarattı.He created everything.
Hâlbuki Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez."No Satan is involved; only David himself.
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.And they heard a great voice from heaven saying unto them, Come up hither.
Halbuki asıl korku yokolma korkusudur.He exacts a fearful retribution.
Halbuki "ol" sözü de Kur'ân'dadır.Qurʾān (القرآن) The word Qur'an means recitation.
Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı.They are not lawful for the disbelievers nor are the disbelievers lawful for them.
Halbuki Mısır'daki tanrılar genellikle lotus çiçeği ile ilişkilendirilirdi.However, the gods in Egypt were usually associated with the lotus.
Hâlbuki o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.Thus the Holy One, blessed be He created her for you .
Halbuki annesi İrini kendi inançları doğrusunda bir "putsever (ikonodul)" idi.His mother came from a family of Old Believers.
Halbuki o gün bir gemi geçmiştir.The day named verily a vessel anchored at Malé.
Monty Hall probleminde olduğu gibi burada da sezgisel yanıt 1/2'dir, halbuki olasılık 2/3'tür.As in the Monty Hall problem, the intuitive answer is 1/2, but the probability is actually 2/3.
Hâlbuki bunun sebebi geleceği değiştirmektir.That is because they are chosen to change the future.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.He did not retaliate.
Hâlbuki bu tasarım da 1931 yılından kalmaydı ve emeklilik çağına girmişti.Again, though, this design dated from 1931 and was obsolete.
Halbuki her iş yerini bulacaktır." şeklindedir.And He is, upon everything, Able (to exert His Will)." 5.
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.It is not related to the German family.
Halbuki biz buna bir milyar diyoruz.I call it my billion-dollar mistake.
Halbuki Fransa, sonradan İtalya'ya finalde penaltılarda 5-3'lük skorla boyun eğdi.However, France subsequently lost to Italy on penalties (5–3) in the final.
Hâlbuki onun tevilini Allah’tan başka kimse bilmez.And no one knows its interpretation except Allah.
Hâlbuki neler, neler bulunmaz söylenecek?Why do we not hear what they are saying?
Bunun Elisabeth'den geldiğini sanmaktadır; halbuki pusulayı gönderen Eboli Prensesidir."Elvin Məmmədov "Sumqayıt" FK ilə müqavilə imzalayıb". sumqayitpfc.az (in Azerbaijani).
Hâlbuki aldozların karbonil grupları, karbon zincirinin sonundadır.It is thus at the end of a carbon chain.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.The race was put under immediate red flag.
Halbuki İstanbul Havayolları yaşayan bir şirket, dolayısıyla öyle bir şey söz konusu değil.List of airlines of Ethiopia Transport in Ethiopia However, this did not happen.
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.He was never given a trial, and is generally considered innocent these days.
Halbuki buraya yerleşmeye karar vermişlerdir.It was here they decided to settle.
Halbuki olaylar gayet normal seyrediyordu.There, they were surprised with what they saw.
Halbuki Alevilerin baskı ve zulümden korktukları için gizli yaptıklarını anlamıyorlardı.They motioned back that they would not; but that they afterwards became frightened and did leave."
Halbuki, pragmatizm, ’sonuçlar nelerdir?’ diye sormalıdır.The measure is, "how far from the reality are the results?"
Halbuki pratikte veriler çok defa kusursuzca simetrik değildirler.Complexes are not perfectly symmetric all the time.
Halbuki kaya sıvacı kuşlarının iki türü de ormanlar ile bağlantılı değildir.He elaborated saying there is no beef between the two rappers.
Halbuki bu kitapta, yazar yaratığın diriliş yönteminden bahsetmemiştir.That's on the record book and none can dispute it.
Halbuki inanç bildikten sonra oluşan bir değerdir.They carry out baptism of believers after conversion.
Erişkinlerin gözleri yıl boyunca kırmızıdır halbuki bayağı aynakların gözleri koyu renklidir.Adults have red eyes year-round, whereas glossy ibises have dark eyes.
Halbuki patikayı tutma görevini kendi istekleriyle almışlardı.They were pleased with his works, and endeavoured to obtain his release.
Halbuki aynı araştırmada, çalışanların yalnız yüzde dördü bu fikre katılıyor.However, in the same survey, only four percent of employees agreed.
Halbuki, başlangıçtaki varsayımımıza göre, A lineer bağımsızdır. -So you do the same operation.
Gazetede yazıyordu halbuki ;The newspapers said that
Halbuki bal arıları azınlıktır.However, honeybees are a minority.
Halbuki içersi suç ve kötülükle kaynarWhereas inside it is corrupt with crimes and evil
Halbuki ... yapımında nanomateryallerin tüm çeşitleri kullanılmştır.However ... it is made out of all kind of nanomaterials.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.A traditional leader is always wanting to be right, whereas a creative leader hopes to be right.
Halbuki bir çiftin üyeleri "wo-ot, wo-ot, wo-ot" diye giderler.Whereas these members of a pair go "wo-ot, wo-ot, wo-ot."
Halbuki abim ve ben çok korkmuştuk ve koşarak oradan uzaklaştık.We were so scared and we just ran away.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.In a disaster, however, you start with all of the interest and none of the capacity.
Halbuki, rotasyonel 2, yani sabit. -Why is the-- you know, the curl we got is 2. It's a constant.
Halbuki Dünya ve kaynaklar kimsenin özel mülkiyetinde olamaz.Food is the main weapon used to enslave people.
Şimdi görüyorum halbuki, hele bütün bu kuantum olaylarını öğrendikten sonra.I do now, after learning about all the quantum stuff.
Ay'a benziyor, halbuki burası Dünya!It looks like a moon, but in fact, it's a picture of Earth.
Halbuki bu harfler ilgi alanlarını belirtmek için kullanılsa...So if these letters stood for areas of interest, do you know what i mean?
Halbuki, bilinmeyen hayatın bir parçasıdır.Well, the unknown is part of life.
Öğlen yemeği yemek isteyen O'ydu halbuki.She's the one that wanted to get lunch together.
Halbuki bu adamın, dünyanin halini insanlara naklettiği ortaya çıktı.But it turned out that this man conveyed the situation of the world to the people.
Halbuki, Nijerya'da yaşıyor olmama rağmen, hiç Nijerya'dan dışarı çıkmamıştım.Now, this despite the fact that I lived in Nigeria. I had never been outside Nigeria.
Ne kadar uğraştıysam aleti çalıştırmayı başaramadım halbuki ne kadar sık ve şevkle üflerdim içine.I could not get this thing to work no matter how often or how hard I blew into it.
Halbuki soldaki melek aman kimseler duymasın diyordu?That's right - and the sculpture is saying "shh"
Halbuki kesinlikle bir parçası, özellikle de büyüme için kullanılırsa.But it absolutely is, especially if it's being used for growth.
Biz, doğuştan, İngiliz olucağız, halbuki uyuz haşeratlar da Fransız olacaksınız.We, naturally, will be the English, whereas you mangy vermin will be the French.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod