hal ile cümle
hal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yaşlı insanlar Kennedy suikastını hâlâ hatırlıyorlar.Older people still remember the Kennedy assassination.
Sırtım hâlâ acıyor.My back still hurts.
Sırtım hala ağrıyor.My back still hurts.
Onun parayı kabul ettiği gerçeği hâlâ devam etmektedir.The fact remains that he accepted the money.
Onun nasıl kaçtığı hâlâ bizi şaşırtıyor.How he escaped still puzzles us.
Onun kasabayı aniden terk etmesinin nedeni hala bir sır.It is still a mystery why he suddenly left the town.
Eğer doktorunun tavsiyesini dinlediyse, o hâlâ hayatta olabilir.If he had taken his doctor's advice, he might still be alive.
Onun tarafından kırılan vazo halama aittir.The vase broken by him is my aunt's.
Onun dün yakaladığı balık hâlâ canlı.The fish he caught yesterday is still alive.
O ondan hala nefret ediyordu, ölümünden sonra bile.She still hated him, even after he died.
Halası olduğunu düşündüğü kadın bir yabancıydı.The woman who he thought was his aunt was a stranger.
Onun zavallı köpeği hâlâ hayatta.His poor dog is still alive.
Köpeğine gündüz halası bakıyor.His aunt takes care of his dog during the day.
Görünüşe göre o şimdi kötü bir ruh hali içinde.From the look on his face, he is in a bad mood now.
O, nadiren iyi bir ruh hali içindedir.He is rarely in a good mood.
Onun ruh hali sık sık değişir.His moods often change.
Onun planı hâlâ karara bağlanmadı.His plan is still in the air.
Sam, yaptığı tüm hatalarına rağmen hâlâ çok sevimli bir kişidir.For all his faults, Sam is still a very likable person.
Onun gitmeme sebebi hala belirsizdir.His reason for not going is still unclear.
Halasının üç kedisi vardır.His aunt has three cats.
Büyükbabası yaşına göre hâlâ oldukça sağlıklı.His grandfather is still very healthy for his age.
Onun kitabı eleştiri konusu haline geldi.His book became an object of criticism.
Yanıtı onun ruh haline bağlıdır.His answer depends on his mood.
Onun yaşlı kedisi hâlâ hayatta.His old cat is still alive.
Onun purosundan bir duman halkası havaya doğru uçtu.A ring of smoke floated from his cigar into the air.
O bir hafta içinde eski haline dönecek.He will be up and about in a week.
38 yaşında olmasına rağmen, hâlâ anne ve babasına bağımlıdır.Though 38, he is still dependent on his parents.
60 yaşından fazla olmasına rağmen o hala genç görünüyor.Though he is more than sixty years old, he looks young.
Yetmişinde hâlâ aktif.At seventy, he is still active.
Seksenden fazla olmasına rağmen hâlâ sağlıklı.Though he is over eighty, he is still healthy.
O her zaman halka açık bir toplantıya sesleniyor gibi konuşur.He always talks as though he were addressing a public meeting.
O, eski arabasına hâlâ değer veriyor.He still cherishes his old car.
O hâlâ babasının sırtından geçiniyor.He's still sponging off his father.
O her türlü insanlarla iletişim halinde.He is in touch with all kinds of people.
Büyük olasılıkla o hâlâ yataktadır.The chances are that he is still in bed.
Halası ile birlikte yaşadı.He boarded with his aunt.
O, halası ile kalıyor.He is staying with his aunt.
O, iş için hâlâ çok gençtir.He is still too young for the job.
Sorunu kolaylıkla halletti.He solved the problem with ease.
Problemi kolaylıkla halletti.He solved the problem with ease.
Diyet yapmasına rağmen hala kilo veremedi.Though he dieted, he still could not lose weight.
O, fena halde azarlanmış görünüyor.It seems that he was badly scolded.
O, şişeyi başaşağı çevirdi ve salladı fakat bal hâlâ akmıyordu.He turned the bottle upside down and shook it, but still the honey wouldn't come out.
O yaşlı görünüyor, ama o hâlâ yirmili yaşlarında.He looks old, but he is still in his twenties.
O, davranışın için hâlâ sana kızgın.He is still angry with you for your conduct.
O hâlâ burada mı?Is he still here?
O hâlâ burada.He is still here.
O, hâlâ şirketin kadrosunda.He is still on the payroll of the company.
O hâlâ bir yerlerde hayatta olabilir.He could still be alive somewhere.
Onun hâlâ Paris'te olduğu söyleniyor.He is said to still be in Paris.
O hâlâ çok canlıdır.He is still very much alive.
O hâlâ yatakta.He is still in bed.
O, hâlâ bankta oturuyor.He is still sitting on the bench.
O hâlâ müziğe olan ilgisini devam ettiriyor.He still keeps up his interest in music.
O hâlâ enerji dolu.He is still full of energy.
O hâlâ genç.He is still young.
O hâlâ hayatta.He is still alive.
O hâlâ kızgın.He is still angry.
O hâlâ gelmek istiyor.He still wants to come.
Halen gelmedi. Belki de treni kaçırdı.He has not come yet. He may have missed the train.