hal ile cümle
hal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Saçım yıkanmaktan hâlâ ıslaktı.My hair was still wet from being washed.
Kolum hâlâ acıyor.My arm still hurts.
Her sabah yürümeyi kural haline getirdim.I make it a rule to take a walk every morning.
Ben halamlarda kalıyorum.I'm staying at my aunt's.
Parke zeminleri halıya tercih ederim.I prefer hardwood floors to carpet.
Halledecek biraz işim var.I have some work to clear up.
Kahvemi halıya döktüm.I spilled my coffee on the carpet.
Ben hâlâ burada bir yabancıyım.I am still a stranger here.
Bu sorunu halledebilirim.I can solve this problem.
Ben sorunu halletmeye çalıştım.I tried solving the problem.
Sorunu büyümeden halletmeyi zaman içerisinde öğreneceksiniz.You'll learn in time that a stitch in time saves nine.
Ne yapacağımı bilmez haldeydim.I was at a loss what to do.
Kendimi İngilizce olarak anlatmamda hâlâ zorlanıyorum.I still have difficulty in making myself understood in English.
Hâlâ uyku düzensizliği çekiyorum.I'm still suffering from jet lag.
Hâlâ meşgulüm.I'm still busy.
Ben hâlâ meşgulüm.I'm still busy.
Yaz için halamlarda kalıyorum.I'm staying at my aunt's for the summer.
Hâlâ okul günlerimle ilgili bir hayli anım var.I still have many clear memories of my school days.
Halamla Kyoto'da kalacağım.I am going to stay with my aunt in Kyoto.
Zaman zaman hâlâ onu düşünüyorum.I still think about her from time to time.
Karımla konuşup yeni bir halı almamaya ikna ettim.I talked my wife out of buying a new carpet.
Karımı yeni bir halı almaktan caydırdım.I talked my wife out of buying a new carpet.
Hâlâ yapacak çok işim var.I still have a lot of work to do.
Zamanın gerisinde kalmayayım diye her gün gazete okumayı bir alışkanlık haline getirdim.I make it a rule to read the newspaper every day lest I should fall behind the times.
Hafta sonuna kadar halledecek çok işim var.I have lots of work to clear up by the weekend.
Yatmaya gitmeden önce dişlerimi fırçalamayı bir kural haline getiriyorum.I make it a rule to brush my teeth before I go to bed.
Yatmaya gitmeden önce kitap okumayı kural haline getiririm.I make it a rule to read before going to bed.
Ben erken kalkmayı bir kural haline getirdim.I make it a rule to get up early.
Ben hâlâ bir araba sürmeyi öğrenmedim.I still haven't learned to drive a car.
Sabah kahvaltısından önce yürümeyi prensip haline getiriyorum.I make it a rule to take a walk before breakfast.
Hemen başladık, aksi halde onu kaybetmiş oluruz.We started at once, otherwise we would have missed him.
Ben yaşlı olsam da sen hala gençsin.Though I am old, you are still young.
Onun halini hatırını sordum.I asked after him.
Ben hastaydım, aksi halde toplantıya katılırdım.I was ill, otherwise I would have attended the meeting.
Randevular için asla geç kalmamayı bir kural haline getiriyorum.I make it a rule never to be late for appointments.
Bir bilgisayarın nasıl kullanılacağını bilmemiz bizim için önemli hale geliyor.It is becoming important for us to know how to use a computer.
Fena halde suya ihtiyacımız var.We are badly in want of water.
Hepimiz halkın önünde bir şarkı söylemeye utandık.We all felt embarrassed to sing a song in public.
Mor bir halı bu kırmızı perde ile gitmeyecek.A purple carpet will not go with this red curtain.
İşler gittikçe daha kötü bir hal alıyor.Matters are getting worse and worse.
Zaman geçtikçe oyunu daha güvenli hale getirmek için kurallar eklendi.As time went on, rules were added to the game to make it safer.
Annesinin onu sigara içerken yakaladığı günü hâlâ unutamaz.He still remembers the day his mother found out he was smoking.
Annesinin onu sigara içerken yakaladığı günü hâlâ hatırlar.He still remembers the day his mother found out he was smoking.
Soruyu yazılı hale getirin.Put the question in writing.
Aslında, yerleşik halk radyoaktif ışınlara maruz kalmaktadır.In fact, the inhabitants have been exposed to radioactive rays.
Doğruyu söylemek gerekirse, o hala altmış yaşın altındadır.To tell the truth, he is still under sixty.
Araba çarptığında o, emniyet kemerini takıyor olsaydı hala hayatta olurdu.He would still be alive if he had been wearing his seat belt when the car crashed.
Bazı genç Japon halkı, bekar olmayı evli olmaya tercih ederler.Some young Japanese people prefer being single to being married.
Ameliyatımdan sonra hâlâ biraz ağrım var.I am still a bit sore after my operation.
Ciddi yaralarına rağmen onların hepsi iyi ruh hali içindeydi.For all their serious wounds, all of them were in good spirits.
Halam bana yeni bir etek yaptı.My aunt made me a new skirt.
Halam bana bir albüm verdi.My aunt gave me an album.
Ben hâlâ bir fincan daha kahve için zamanımın olduğunu düşünüyorum.I think I still have time for another cup of coffee.
Burs onun eğitimine devam etmesini mümkün hale getirdi.The scholarship made it possible for him to continue his education.
Kız, göz yaşlarıyla hâlâ ıslak yüzünü kaldırdı.The girl lifted her face, still wet with tears.
Halıyı yere serdi.They laid the carpet on the floor.
İş güvenliği büyük bir endişe haline geldi.Job security became a major worry.
Soluk pantolonlar hâlâ modadır.Faded jeans are still in fashion.
Yemeklerden sonra dişlerimi fırçalamayı kural haline getirdim.I make it a rule to brush my teeth after meals.
Biz yeni bir halı istiyoruz.We want a new carpet.