hal ile cümle
hal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir hafta oldu fakat uyku düzensizliğinden hâlâ çekiyorum.It's been a week, but I'm still suffering from jet lag.
Sabah 10'dan önce otelden ayrılmalıyız, aksi halde Miami trenini kaçıracağız.We must leave the hotel before 10 a.m., otherwise we will miss the train for Miami.
Yüz dolar ile halledebilirim.With a hundred dollars, I could manage.
AB'nin birliği giderek daha sarsıntılı hale gelmektedir.The EU's unity is gradually becoming shakier.
Her ne zaman başım dertte olsa erkek kardeşim hâlâ beni destekler.My brother still stands by me whenever I am in trouble.
Erkek kardeşim geçim harcamaları için hâlâ ebeveynlerimize bağlıdır.My brother still depends on our parents for his living expenses.
Sonuç halka açılır açılmaz size bildiririm.I'll let you know the result as soon as it is made public.
Döğüş hiçbir şeyi halletmez.Fighting won't settle anything.
O, bebeğini hâlâ uykuda buldu.She found her baby still asleep.
Ciddi bir eğitim etkisi nedeniyle çocuk tamamen farklı bir kişi haline geldi.Due to severe educational influence the child became a wholly different person.
Modern teknoloji hayatımızı daha konforlu hale getirdi.Modern technology has made our lives more comfortable.
Halihazırda, okulumuzda 1600 öğrenci var.At present, we have 1,600 students at our school.
Modern finans giderek karmaşık ve sofistike hale geliyor.Modern finance is becoming increasingly complicated and sophisticated.
Dünya kültürleri oldukça benzer hale gelmektedir.The cultures of the world are now becoming rather similar.
Modern bilim birçok olanaksızlıkları olanaklı hale dönüştürmüştür.Modern science has turned many impossibilities into possibilities.
Atasözleri Amerika'da hâlâ çok popüler.Proverbs are still very popular in America.
Eski halılar yeni halılardan daha değerlidir.Older carpets are more valuable than newer carpets.
Işık ve ses dalgalar halinde iletilir.Light and sound travel in waves.
Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten imtina edin.Please refrain from smoking in public places.
Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten kaçının.Please refrain from smoking in public places.
Halka açık yerleri temiz tutalım.Let's keep public places clean.
Halat baskı altında kırıldı.The rope broke under the strain.
Oyun her halukârda oynanacak.The game will be played rain or shine.
Her halukârda yarın başlayacağım.Whether it rains or shines, I will start tomorrow.
Yüksek tarifeler uluslararası ticaret için bir engel haline gelmiştir.High tariffs have become a barrier to international trade.
Uzun boylu çam ağaçları gölün etrafında bir halka yapmaktadır.Tall pine trees make a ring around the lake.
Onu uygun hale getirmek için tablonun yüksekliğini değiştirmek zorunda kalacaksın.You'll have to modify the height of the table to make it fit.
Uluslararası durum önemli hâle geliyor.The international situation is becoming grave.
Halı yapmak için ihtiyacın olan gerekli şeyler var mı?Do you have the stuff you need to make the rug?
Siyah insanlara karşı hâlâ ciddi bir ırkçı nefret vardır.There is still serious racial hatred against black people.
Antik halılar özellikle kıymetlidir.Antique carpets are especially valuable.
Antika halılar özellikle değerlidir.Antique carpets are especially valuable.
Şu an plan hâlâ sallantıda.Presently the plan is still in the air.
Bu sabah Tom kız kardeşinin hâlâ yatakta hasta olduğunu söyledi.This morning Tom said that his sister is still ill in bed.
Son çalışmaya göre, Japonların ortalama hayat süresi hâlâ artıyor.According to a recent study, the average life span of the Japanese is still increasing.
Dün soğuktu ama bugün hâlâ soğuk.It was cold yesterday, but it is still colder today.
İş o kadar başarılıydı ki, onun şimdi hala hali vakti yerinde.The business was so successful that he is still well off now.
Çocuklar tek sıra halinde üst kata çıktı.The children went upstairs in single file.
Belediye başkanı halka hitap etti.The mayor addressed the general public.
Ben ayrıldığımda babam hâlâ evdeydi.My father was still at home when I left.
Hâlâ siparişimi bekliyorum.I'm still waiting for my order.
Beş saatlik gezi yüzünden elimizi kaldıracak halimiz kalmadı.We felt dead from the five-hour trip.
Hâlâ gençliğimizin rüyalarına tutunuyoruz.We are still clinging to the dreams of our youth.
Muhafazakar bir halkız.We are a conservative people.
Bu sorunu halletmek istiyoruz.We want to clear up this problem.
Anlam benim için hâlâ anlaşılmaz.The meaning is still obscure to me.
Osaka'da yaşayan bir halam var.I have an aunt who lives in Osaka.
Halâ yapılmamış bir sürü işim var.I have a lot of work still outstanding.
Halam Noel hediyesi olarak bana bir kitap verdi.My aunt gave me a book for Christmas.
Televizyonum neredeyse 15 yaşında ama hâlâ iyi bir görüntüye sahip.My TV set is almost 15 years old, but it still has a good picture.
Bacaklarım hâlâ ağrıyor.My legs still hurt.
Arabam çok yaşlı olsa da, hala çok iyi çalışıyor.Although my car is very old, it still runs very well.
Halam beş çocuk yetiştirdi.My aunt brought up five children.
Büyük babam seksen yaşında hâlâ aktif.My grandfather is still active at eighty.
Büyükbabam kahvaltıdan önce yürüyüşe çıkmayı bir kural haline getirdi.My grandfather made it a rule to take a walk before breakfast.
Büyükannem seksen beş yaşında hâlâ çok aktif.My grandmother is still very active at eighty-five.
Büyük annem 82 yaşında hâlâ enerjik.My grandmother is still vigorous at 82 years old.
Oğlum hâlâ Noel Baba'ya inanıyor.My son still believes in Santa Claus.
Bildiğim kadarıyla, o hâlâ bekâr.So far as I know, she is still unmarried.
Bildiğim kadarıyla o hâlâ kayıp.As far as I know, she is still missing.