hal ile cümle

hal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Neredeyse otuz yaşındayım ve hâlâ bekarım.I'm almost thirty years old and I'm still single.
Dışarısı hâlâ karanlık.It's still dark outside.
Ebeveynlerimin her ikisi de hâlâ hayatta.Both of my parents are still living.
Hâlâ arkadaş olabiliriz.We can still be friends.
O, şimdi bir moda haline geldi.It has turned into a fashion now.
Ben bir halı dokuyorum.I am weaving a carpet.
Bir halı dokuyorsun, değil mi?You are weaving a carpet, aren't you?
O bir halı dokuyor.He is weaving a carpet.
Tom bir halı dokuyor.Tom is weaving a carpet.
Biz bir halı dokuyoruz.We are weaving a carpet.
Onlar bir halı dokuyorlar.They are weaving a carpet.
Ne olduğu umurumda değil, ben hala senin anne ve babana anlatacağım.I don't care what happens, I'm still going to tell your parents.
O makineyi seviyorum. Hala mükemmel olarak çalışır.I love that machine. It still works perfectly.
Hâlâ bana tüm sırlarını söylemedin.You still haven't told me all your secrets.
Onun uzun burnu en az iki inç daha uzun hale geldi.His long nose became at least two inches longer.
Sen hala bir baş ağrısına sahip misin?Do you still have a headache?
Bu halı el yapımı.This rug is handmade.
Onun kökeni ve amacı hala tam bir sırdır.Its origin and purpose is still a total mystery.
Hâlâ biraz Fransızca hatırlayabiliyorum.I can still remember a little French.
Tom bazen bana hâlâ yazıyor.Tom still writes to me from time to time.
Tom hâlâ bazen bana yazıyor.Tom still sometimes writes to me.
Tom hiçbir yere gitmedi. O hâlâ odasında.Tom hasn't gone anywhere. He's still in his room.
Hâlâ soğuk algınlığımı atlatmadım.I haven't gotten over my cold yet.
Hiçbirimiz yerel halk değiliz.None of us are locals.
Duyduğum son şey Tom ve Mary hâlâ evliler.The last I heard, Tom and Mary are still married.
Tom hâlâ Mary'ye o kadar çok güvenmiyor.Tom still doesn't trust Mary all that much.
Tom hâlâ Mary'ye çok fazla güvenmiyor.Tom still doesn't trust Mary very much.
Tom'a hâlâ o kadar çok güvenmiyorum.I still don't trust Tom all that much.
Tom'a hâlâ çok fazla güvenmiyorum.I still don't trust Tom very much.
O, halkı şaşırttı.He has surprised the public.
Hâlâ Tom'la çıkıyor musun?Are you still dating Tom?
Hâlâ Tom ile çıkıyor musun?Are you still dating Tom?
Hâlâ Tom'la mı çıkıyorsun?Are you still dating Tom?
Hâlâ Tom ile mi çıkıyorsun?Are you still dating Tom?
Hâlâ Tom'la mısın?Are you still with Tom?
Hâlâ Tom ile misin?Are you still with Tom?
Tom'la hâlâ evlimisin?Are you still married to Tom?
"Sen ve Tom hala birlikte misiniz?" "Hayır, biz geçen ayın başlangıcında ayrıldık.""Are you and Tom still together?" "No, we split up at the beginning of last month."
"Tom'la hala çıkıyor musunuz?" "Hayır, geçen ayın başında ayrıldık.""Are you still dating Tom?" "No, we broke up at the beginning of last month."
Tom ve Mary akvaryuma, halk sanat müzesine ve deniz müzesi'ne gitti.Tom and Mary went to the aquarium, the folk art museum and the naval museum.
Halk, başkanın cömertliğini hiç unutmadı.The populace have never forgotten the president's generosity.
Migrenin nedeni hala bilinmemektedir.The causes of migraine are still not known.
Tüketim amaçlı yasadışı kaplumbağa avcılığı hala vardır.Illegal turtle hunting for purposes of consumption is still present.
O, mücadele için coşku ve iradesini eski haline getirdi.She restored his enthusiasm and desire to fight.
Müzik bitti ama onlar hala dans ediyor.The music ended, and they are still dancing.
Hala yerel pirinç kekleri yemeyi seven insanlar var.There are still people who love eating native rice cakes.
Hala hayatta olan babam ve büyükbabam dil profesörleriydiler.My father, who's still alive, and my grandfather were language professors.
O hâlâ ödevini yapmadı, bu nedenle öğretmeni onun hakkında endişelenmeye başlıyor.He has not yet done his homework, so his teacher begins to worry about him.
Biz hala migrene neyin sebep olduğunu bilmiyoruz.We still don't know what causes migraines.
Tüm edatlar, yalın haldedir.All prepositions take the nominative.
O 60 yaşında ve hala sahilde kumdan kaleler inşa eder.He is 60 and still builds sand castles in the shore.
Hala birçok insan Zamboanga'yı Çiçekler Kenti olarak düşünür.Still, many people consider Zamboanga as the City of Flowers.
Üç farklı grup halinde ders kitabı göndereceğiz.We'll send the textbooks in three different lots.
Tom'un yokluğunu açıklamak için ne yapacağımı bilemez haldeydim.I'm at a loss to explain Tom's absence.
Başın hâlâ ağrıyor mu?Does your head still ache?
Onlar hâlâ kızgın mı?Are they still mad?
O hâlâ kızgın mı?Is he still angry?
Biz hala kablolu telefon kullanıyoruz.We still use a corded telephone.
Kız arkadaşım hala anne babamı tanımıyor.My girlfriend still doesn't know my parents.
Tavuk eti beyazdır, halbuki bir öküzünkü kırmızıdır.Chicken meat is white, whereas that of an ox is red.

İlgili Sayfalar