Hala kasabadayım.I'm still in town.
Ben hala burada çalışıyorum.I still work here.
Fadıl bir halk otobüsüne bindi.Fadil took a public bus.
Fadıl'ın hala hayatta olması bir mucizeydi.It was a miracle that Fadil was still alive.
Fadıl, İslam ile ilgili hale geldi.Fadil became interested in Islam.
Fadıl hayatı hala dolu dolu yaşıyor.Fadil still lives life to the fullest.
Leyla'nın Fadıl'a olan sevgisi bir takıntı haline gelmeye başlıyordu.Layla's love for Fadil was starting to become an obsession.
Fadıl hala kanserle savaşıyordu.Fadil was still battling cancer.
Fadıl'ın cesedi parçalar halindeydi.Fadil's body was in pieces.
Leyla karşı konulmaz hale geldi.Layla became irresistible.
Fadıl tehlikeli bir adam haline geldi.Fadil became a dangerous man.
Fadıl'ın davranışı daha kontrollü ve dengesiz hale geliyordu.Fadil's behavior was becoming more controlling and erratic.
Bu dava ulusal bir olay haline geldi.This case became a national sensation.
Fadıl ve Leyla arkadaş oldular sonra sevgili haline geldiler.Fadil and Layla became friends, then they became lovers.
Tom hala ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olmadığını söylüyor.Tom says he still doesn't have everything he needs.
Hala yapman gereken her şeyi yapmadın.You still haven't done everything you're supposed to do.
Tom ve Mary durumu nasıl halletmeleri gerektiği hakkında konuştular.Tom and Mary talked about how they should handle the situation.
Bu, içinde bulunacak bir adam için tehlikeli bir ruh halidir.This is a dangerous state of mind for a man to be in.
Hala bu ayın kirasını ödemen gerekiyor.You still need to pay this month's rent.
Bu fikir hala içime sinmiş değil.I'm still not comfortable with the idea.
Bana ödünç verdiğin şemsiye hala bende.I still have the umbrella you lent me.
Tom ve Mary birbirlerine bağımlı hale geldiler.Tom and Mary became dependent on each other.
Tom ve Mary birbirlerine muhtaç hale geldiler.Tom and Mary became dependent on each other.
Hala pek mutlu görünmüyorsun.You still don't look very happy.
Sami, Leyla'ya karşı takıntılı hale geldi.Sami became obsessed with Layla.
Sami'nin hala bana çok para borcu var.Sami still owes me a lot of money.
Onu hala Sami ile yapmak istiyorum.I still want to do that with Sami.
Tom'un beni nasıl öptüğünü hala hatırlıyorum.I still remember how Tom used to kiss me.
Tom buraya gelene kadar iyi bir ruh halindeydim.I was in a good mood until Tom got here.
Ben hala bazen Tom'la golf oynarım.I still sometimes play golf with Tom.
Bana hala biraz para borcun var.You still owe me some money.
Sanırım hala onu yapabilirim.I think I can still do that.
Hala ne denmek istediğini anlamıyorum.I still don't get the point.
Tom'un arabası hala dışarıda park edilmiş durumda.Tom's car is still parked out back.
Ben hala bunu düzeltmek zorundayım.I still have to fix this.
Ben hala bunu onarmak zorundayım.I still have to fix this.
Hala üniversitede misin?Are you still in college?
Hala şaşkın görünüyorsun.You still look confused.
Hala Tom'u çok fazla beğenmiyorum.I still don't like Tom very much.
Tom'un planı fena halde yanlış gitti.Tom's plan went horribly wrong.
Kendimi fena halde yaktım.I burned myself badly.
O hala uyuyor.He is still sleeping.
Üç yılın sonunda akıcı hale geldim.At the end of three years, I became fluent.
Sami hala çocukluğunun dehşetinden etkileniyor.Sami is still affected by the horrors of his childhood.
Sami'nin ailesi onun hayatını karmaşık hale getirdi.Sami's family made his life complicated.
Hala paranızı unuttunuz.You still forgot your money.
Sami, Leyla'nın hikayesini bir sahne prodüksiyonu haline getirdi.Sami turned Layla's story into a stage production.
Ona gerçeği söyledik ve o hala buna inanmayacak.We told him the truth and he still won't believe it.
Senin için yaptığım iş için hala bana ödeme yapmadın.You haven't yet paid me for the work I did for you.
Bunu saat 2.30'a kadar halletmek için çok sıkı çalışıyorum.I'm trying very hard to get this done by 2:30.
Bunu saat 2.30'dan önce halletmek için çok uğraşıyorum.I'm trying hard to get this done before 2:30.
İrlanda halk müziğiyle çok ilgileniyorum.I'm very interested in Irish folk music.
Umarım Tom'la temas halinde olabilirim.I hope I can stay in touch with Tom.
Tom çok hiddetli hale geldi.Tom became very irate.
Halk müziğiyle çok ilgileniyorum.I'm very interested in folk music.
İnsanlar genellikle yaşlanırken daha az sağlıklı hale gelirler.People generally become less healthy as they age.
Tom'u hala affetmedim.I still haven't forgiven Tom.
Tom'un fena halde paraya ihtiyacı var.Tom needs money badly.
O iş Tom tarafından halledildi.That job was handled by Tom.
Tom hala aç olduğunu söylüyor.Tom says he's still hungry.