Tom'un hala kazanmak için bir şansı var.Tom still has a chance to win.
Ben hala onu açıklayamam.I still can't explain that.
Tom hala gelecek hafta sonu bizimle yüzmeye gitmek istiyor mu?Does Tom still want to go swimming with us next weekend?
Tom hala eskiden sürdüğü kırmızı spor arabaya sahip mi?Does Tom still have that red sports car he used to drive?
Neden küpe takmak tamam da burun halkası takmak değil?Why is it okay to wear earrings, but not nose rings?
Aylarca İsveççe okuduktan sonra, ben hala çok iyi konuşamam.After studying Swedish for several months, I still can't speak it very well.
Tom'un ölümü halkı şok etti.Tom's death shocked the community.
Tom dün iyi bir ruh halindeydi.Tom was in a good mood yesterday.
Tom dün kötü bir ruh hali içindeydi.Tom was in a bad mood yesterday.
Hala yapılacak daha fazla işimiz var.We still have more work to do.
Hala yapılacak bazı işlerimiz var.We still have some work to do.
Tom'un hala hayatta olması bir mucizedir.It's a miracle that Tom is still alive.
Tom hala yiyor.Tom is still eating.
Tom hala yemek yiyor.Tom's still eating.
Her halükârda, hiç kimse onun tavsiyesini dinlemedi.In any case, no one listened to his advice.
Bizim hala birkaç haftamız var.We still have a few weeks left.
Hala yapabileceğimiz şeyler var.We still have things we can do.
Hala yapılacak çok daha fazla şey var.There’s still much more to do.
O benim babamın kız kardeşidir. O benim halamdır.She is my father's sister. She is my aunt.
O bugün komik bir ruh hali içindeydi.He was in a funny mood today.
Halkalı bir ay tutulması görmek zor olabilir.A penumbral lunar eclipse can be hard to see.
Biz bu konuda hala şüpheciyiz.We're still skeptical about this.
İnsanların duygusal yaşamları gittikçe daha istikrarsız hale geliyor.People's emotional lives are becoming more and more unstable.
O hala uyumuyor mu?Is she still not sleeping?
Tom şimdi hali vakti yerinde.Tom is well off now.
Tom'la iletişim halindeyim.I'm in touch with Tom.
Demokraside ilk ders halkın iradesine uymaktır.The first lesson in democracy is to abide by the will of the people.
Halı mavi mi, yeșil mi?Is the carpet blue or green?
Tom kızgın bir ruh hali içinde.Tom is in an angry mood.
Her halükarda orada yapıyor olacağız.We'll be there rain or shine.
Şunu halletmek üzerine çalışıyoruz.We're working on getting that done.
Tom iyi bir ruh halinde değil.Tom isn't in a good mood.
Dönüşüm nedeni, Şili halkının aşırı derecede sevimli olması.The reason for my return is that the people of Chile are extraordinarily amiable.
Test sonuçları hala yok.The test results are still not in.
Yerel halk, orman yangınlarıyla mücadeleye yardımcı olur.The local population helps fight forest fires.
Hala ne satın alınacağına karar vermedim.I still haven't decided what to buy.
Tom halkın içinde bana hakaret etti.Tom insulted me in public.
Mary, Tom'un acı sözlerini hala hatırlıyor.Mary still remembers Tom's bitter words.
Rheinland, Versailles Antlaşması ile demilitarize bir bölge haline getirildi.The Rhineland was made a demilitarised zone by the Treaty of Versailles.
Şok halindeyim.I'm in a state of shock.
Sanırım onu ben halledebilirim.I think I could handle it.
Onu halledebileceğimi düşünüyorum.I think I could handle that.
Ben sadece yavaş ve halsiz hissettim.I just felt slow and sluggish.
Tom ve Mary temas halinde olmayı kabul etti.Tom and Mary agreed to keep in touch.
Hala yapacak bazı şeylerim var.I still have some things to do.
Zincir en zayıf halkasından daha güçlü değildir.The chain is no stronger than its weakest link.
Zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.The chain is no stronger than its weakest link.
Tom hala genç ve düşman bulmayı başaramadı.Tom is still young and hasn't managed to get any enemies.
Hala yapacak çok şeyim var.I still have so much to do.
Bunlar ciddi sorunlar. Onlar halının altına süpürülmemeli.These are serious problems. They shouldn't be swept under the carpet.
Tom her zaman kötü bir ruh hali içinde gibi görünüyor.Tom always seems to be in a bad mood.
Mary daha yeni bir halk dansı dersine başladı.Mary just started a folk dancing class.
O halde talipleriniz var.Then you have suitors.
Kauçuk botları giyin, aksi halde ayağınızı ıslatırsınız!Put the rubber boots on, or else you will get your feet wet!
Tom ve Mary hala yeni evliler.Tom and Mary are still newlyweds.
Başka bir şey olması halinde sana burada ihtiyacım var.I need you here in case something else happens.
Plazma maddenin dördüncü halidir.Plasma is the fourth state of matter.
Bu halı, tüm zemini kaplayacak kadar büyük.This rug is large enough to cover the whole floor.
Sadece halkın bilgilendirilmesini istiyoruz.We just want the public to be informed.
Olay halen soruşturma altındadır.The case is still under investigation.