Ana içeriğe geç
Sözlük

hal ile cümle

hal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Gün boyunca halıyı iade etmek için Ikea'ya gittim.During the day I went to Ikea to return the rug.
Onunla gerçekte tanışmadığımız halde Mary hakkında çok şey biliyorum.Although I know a lot about Mary, I haven't actually met her.
Dün gece on iki saat kesintisiz uyumama rağmen hala oldukça yorgun hissediyorum.Although I slept uninterrupted for 12 hours last night, I still feel pretty tired.
Kahvaltıda 3 kase mısır gevreği yememe rağmen hala açım.Although I ate 3 bowls of cereal for breakfast, I am still hungry.
Bu bilim için hala yanıtlaması zor bir sorudur.This is still a difficult question for science to answer.
Hislerime en iyi tercüman olan hal sevgi-nefret ilişkisi.The most accurate reflection of my feelings is that of a love-hate relationship.
"Kaç yaşındasın?" "Ben halen 17 yaşındayım.""How old are you?" "I'm already 17 years old."
Tom'un babasının çok hali vakti yerindeydi.Tom's father was very well-off.
Tom ve Mary hala birbirlerinden hoşlanıyordu.Tom and Mary still liked each other.
Tom kızını halası Mary'ye gönderdi.Tom sent his daughter to her aunt Mary.
İngilizce cümle değiştirildi. Bu çevirinin hala eşleştiğinden emin olun.The English sentence has been changed. Make sure that this translation still matches.
Kişisel yayıncılık, halkla konuşmanın bir yoludur.Self-publishing is a way to talk to the public.
Hayatımda ilk kez kendimi, bilmediğim bir şehirde yapayalnız halde buldum.For the first time in my life, I found myself all alone in an unknown city.
O, halk içinde emzirmeye utanıyor.She is embarrassed to breastfeed in public.
Anahtarım hala sende mi?Do you still have my key?
Uzun süredir Fransızca çalışmama rağmen hala onu konuşmada çok iyi değilim.Even though I've studied French for a long time, I'm still not very good at speaking it.
Şekspir hala yaşıyor olsaydı o, 450 yaşın üzerinde olurdu.If Shakespeare were still living, he'd be over 450 years old.
Bizim hala bu geceki parti için yiyecek almamız gerekiyor.We still need to buy food for tonight's party.
Bana kalırsa Tom ve ben kendimiz halledebiliriz.Tom and I can handle it by ourselves, I think.
Benim hala bu paketleri teslim etmem gerek.I still need to deliver these packages.
Keşke Tom beni halkın içinde öpmeseydi.I wish Tom hadn't kissed me in public.
Öğretmenler daha önemli hale geliyorlar.Teachers are becoming more important.
Bizim hala biraz kafamız karışık.We're still a little confused.
Ayrıntılar hala belirsiz.The details are still unclear.
Güvenlik hala bir endişedir.Security is still a concern.
Pencere hala bozuk.The window is still broken.
Yangın hala yanıyor.The fire is still burning.
Hala Tom'a güveniyor musunuz?Do you still trust Tom?
Belkide bu yüzden hala bekarım.That's probably why I'm still single.
Bu yüzden hala yalnızsın.That's why you're still single.
Karbon monoksit zehirlenmesi halüsinasyonlara neden olabilir.Carbon monoxide poisoning can cause hallucinations.
Tom halk eğitim merkezine gitti.Tom went to community college.
Eski ev terk edildikten yıllar sonra harap bir hale gelmiş.After being abandoned for years, the old house went to rack and ruin.
Tom'un ruh hali günden güne gözle görülür bir biçimde değişiyor.Tom's mood changes markedly from day to day.
Cümlelerinizi silmek yerine, daha güzel hale getirmeye ne dersiniz?Instead of deleting your sentences, how about making them better?
O zaman, benim evim inşaat halindeydi.At that time, my house was under construction.
kaynayan su buharlaşır ve gaz haline dönüşür.Boiling water evaporates and turns into a gas.
Tom çekilmez hale geliyor.Tom is being a nuisance.
Öğlen oldu biz hala kahvaltı yapmadık.We haven't had breakfast even though it is noon now.
Ben de iyi bir ruh halinde değilim.I'm not in a good mood either.
Ejderhalar hala var. Yani eğer efsanelere inanıyorsanız.Dragons still exist. That is, if you believe the legends.
Tom on üç yaşındayken yazdığı bir şiiri hala ezbere okuyabiliyor.Tom can still recite a poem he wrote when he was thirteen.
Emniyet kemerini takıyor olsaydı Tom hala hayatta olacaktı.Tom would still be alive if he had been wearing his seat belt.
Halasının evinde yatıya kaldı.He slept at his aunt's.
Bulaşıkları hallettin mi?Have you finished washing the dishes?
Gitmek zorundayım aksi halde geç varacağım.I have to go, otherwise I'll arrive late.
Harika! Daire kaba inşaat halinde mi alındı, yoksa oturmaya hazır mı?Great! Is the apartment bought as a concrete shell, or is it ready to move into?
Tom şehir hayatına hala alışamadı.Tom is still not accustomed to city life.
Bu üzücü ve yıkıcı haberi öğrendikten sonra hala şoktayım.I am still in shock after knowing this sad and devastating news.
Bugün kötü bir ruh halinde görünüyorlar.They seem to be in a bad mood today.
Tom hala Boston'da yaşıyor mu?Is Tom still living in Boston?
Dava mahkemeye başvurmadan halledildi.The case was settled out of court.
Fillerin iki büyük kulakları olduğunu ama hala seni anlayamadıklarını biliyor musun?Do you know that elephants have two enormous ears, but they still can't understand you?
Bu her halukârda önemli olmamalı.It shouldn't matter either way.
Bu alan halka açık değil.This area isn't open to the public.
Washington DC'de ve beş eyalette olağanüstü hal ilan edildi.A state of emergency has been declared in Washington DC and five states.
Bu benim ruh halime bağlı.It depends on my mood.
Oturma odasında uzun tüylü bir halı var.There's a shag carpet in the living room.
Sabah olduğunda Prenses onun hala hayatta olup olmadığını görmek için geldi.When morning dawned, the Princess came to see if he was still alive.
İşaret sizi buraya park etmeniz halinde polisin arabanızı çekeceği konusunda uyarıyor.The sign warns you that the police will tow your car away if you park here.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod