hal ile cümle

hal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Beyaz halıları temiz tutmak çok zordur.White carpets are very hard to keep clean.
Babamın hâlâ sağ olduğunu düşünmeden edemiyorum.I can't help thinking my father is still alive.
Üzgünüm tatlım, hala ofiste çakılıp kaldım.Sorry honey, I'm still stuck at the office.
Hâlâ çok gençken, Roger çiftlikten ayrıldı.Roger left the farm when he was still very young.
Hâlâ çok zamanımız var.We still have a lot of time.
İşe gitmek için çıktığımda senin hala uyuyor olduğunu gördüm.I saw that you were still sleeping when I went off to work.
O ona fena halde âşık oldu.He fell for her big time.
Affedersin, hala burada olduğunu bilmiyordum.Sorry, I didn't know you were still here.
Senin gözlerinin altında mor halkalar var.You've got dark circles under your eyes.
Gözlerinin altında halkaların var.You've got circles under your eyes.
Kaçak mahkumlar hâlâ kaçak.The escaped prisoners are still on the run.
Hala hayatta mısın, Sysko?Are you still alive, Sysko?
'person''ın çoğul hali 'people''dır, 'persons' değildir.The plural form of 'person' is 'people', not 'persons'.
Doğru olmasa bile, o hâlâ oldukça zekidir.Even if it isn't true, it's still rather clever.
Tekne hala görülebilir.The boat can still be seen.
Gemiyi hâlâ görebilirsiniz.You can still see the ship.
Biri hâlâ gemiyi görebilir.One can still see the ship.
Hükümetlerimiz insan nüfusu içinde yaşayan uzaylılar haline geldi.Our governments have become space aliens living among a human population.
Bir zincir en zayıf halkasından daha güçlü değildir..A chain is no stronger than its weakest link.
Onu hala göremiyoruz.We still can't see it.
Daha fazla yüzemeyecek hale gelene kadar yüzdü.He swam until he could swim no more.
Hala onu yapmadım.I still haven't done it.
Genç bir kızın fena halde çürümüş cesedi otoyolun kenarında bulundu.The badly decomposed body of a young girl was found on the side of a highway.
O adam panik halinde.That man is in a panic.
Benim yardımıma hâlâ ihtiyacın var mı?Do you still need my help?
Hâlâ yardımıma ihtiyacınız var mı?Do you still need my assistance?
Bütün yemek programlarını izlediğim halde hala iyi yemek yapamıyorum.In spite of all the cooking shows I've watched, I'm still no good in the kitchen.
Bütün yemek programlarını izlediğim halde hala mutfakta iyi değilim.In spite of all the cooking shows I've watched, I'm still no good in the kitchen.
Bu iş için hala tecrübesi yok.He still has no experience for this job.
Takımımız hâlâ yenilmez.Our team is still undefeated.
Ben tatile gittim ve benim bitkiler hâlâ hayatta.I went on vacation, and my plants are still alive.
1940'lardan kalan bu uçak hâlâ uçuyor.This airplane from the 1940's still flies.
Küçük gruplar halinde ödev üzerinde çalışın.Work on the assignment in small groups.
Tom ağır halterleri kaldırabilir.Tom can lift heavy weights.
O ona binmeye çalışırken otobüs zaten hareket halindeydi.The bus was already in motion when he tried to board it.
Gezegenimiz, Dünya, her zaman hareket halindedir.Our planet, Earth, is always in motion.
Şarap halı üzerinde kalıcı bir leke bıraktı.The wine left a permanent stain on the carpet.
Bir elma tohumu ekerseniz, ağaç haline gelebilir.If you plant an apple seed, it might grow into a tree.
Kahve lekesi halıyı mahvedecek mi?Will the coffee stain ruin the carpet?
Amazon ormanının çoğu hâlâ vahşi.Most of the Amazon jungle is still wild.
Onların hâlâ uyanık olması şaşılacak şey.It's a wonder they're still awake.
Bebeğim kardeşim hala yatağını ıslatıyor.My baby brother still wets his bed.
Hâlâ kahvaltı yemem gerekiyor.I still need to eat breakfast.
O zaman hala beş dakika daha uyuyabilirim.Then I can still have five more minutes of sleep.
Annem hâlâ hayatta olsaydı, o zaman bana yardımcı olurdu.If my mother had still been alive, she would have helped me at that time.
Vücut yanarak tanınmaz hale gelmiş.The body was burned beyond recognition.
Hâlâ pul biriktirir misin?Do you still collect stamps?
İlkbaharın hala görünür bir işareti yoktu.There still weren't any visible signs of spring.
Italo Calvino hâlâ henüz bir çocukken İtalya'ya döndü.Italo Calvino returned to Italy when he was still just a boy.
O hâlâ mektubuma cevap vermedi.He still hasn't responded to my letter.
Biz hâlâ gerçeği bilmiyoruz.We still don't know the truth.
Kesilmiş uzuvları olan insanlar onları hâlâ orada gibi hissetmeye devam ediyor.People with amputated limbs continue to feel them as if they were still there.
Bu maçı kimin kazanacağı hala belli değil.It's still not certain who's going to win this match.
Onlar hâlâ yatakta mı?Are they still in bed?
İrtibat halinde olacağız.We'll be in touch.
Mormonlar çok eşliliği yasakladılar ama bazı yandaşları bunu hala uyguluyorlar.The Mormons have outlawed polygamy, but some adherents still practice it.
Hâlâ bir şey bulamadım.I still haven't found anything.
Tüm Mısır halkını fakirleştirdiğinden dolayı neredeyse tüm dünya Hüsnü Mübarek'i kınıyor.Almost all the world condemns Hosni Mubarak because he made the Egyptian people poor.
Keşke yeterli param olsa, hâlâ bir Ferrari almadım.Even if I had enough money, I still wouldn't buy a Ferrari.
Kazaya neyin sebep olduğu hala açık değil.It is still unclear what caused the accident.

İlgili Sayfalar