haksızlık ile cümle
haksızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Tanrınız RAB bunları yapandan da, haksızlık edenden de tiksinir. ölçek.因 為 行 非 義 之 事 的 人 、 都 是 耶 和 華 你 神 所 憎 惡 的
Tanrınız RAB bunları yapandan da, haksızlık edenden de tiksinir. ölçek.因 為行 非 義 之 事 的 人 、 都 是 耶和華 你 神 所 憎惡的
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.A z tohoto důvodu, vymýcení obrny je konečnou ve slušnosti; a také konečnou v sociální spravedlnosti.
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.Dan untuk alasan itu, pemberantasan polio adalah hutang yang terakhir dan keadilan sosial yang terakhir,
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.그 이유에서 소아마비 퇴치는 궁극적으로는 평등이고 궁극적으로는 사회정의입니다.
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.Z tego powodu eliminacji polio jest: równością w prawie i równością społeczną.
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.Именно поэтому победа над полиомиелитом - вершина равенства и социальной справедливости.
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.עם השירותים הבסיסיים ביותר. ומסיבה זו חיסול הפוליו: הינה ההגינות האולטימטיבית,
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.و لهذا السبب ، فإن القضاء على شلل الأطفال: هو الأهم في للمساواة هو شيء في قمة العدالة الأجتماعية.
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.究極の平等であり 究極の社会的正義となるのです。 ポリオ根絶に向けた
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.물론 서양사람들인, 우리는 말하길, "글쎄, 그것은 사고였어. 그건 공평하지 않아.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.Természetesen mi, nyugatiak azt mondjuk, "baleset volt, ez így nem fair.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.Ми, люди Заходу, сказали б, що стався нещасний випадок і такі міри несправедливі.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.Мы, люди Запада, сказали бы, что произошел несчастный случай и подобные меры несправедливы.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.וכמובן, בתור בני המערב, אנחנו אומרים, "נו, זו הייתה תאונה. זה לא הוגן.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.وبالطبع، كغربيين، نقول، " حسناً، لقد كان حادثاً. هذا ليس عدلاً.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.当の父親ではなく、息子じゃないか。」と言うでしょう。
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.A jövevényen ne hatalmaskodjál, és ne nyomorgasd azt, mert jövevények voltatok Égyiptom földén.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Älä sorra äläkä ahdista muukalaista, sillä te olette itse olleet muukalaisina Egyptin maassa.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Ao estrangeiro não maltratarás, nem o oprimirás; pois vós fostes estrangeiros na terra do Egito.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Den fremmede må du ikke undertrykke eller forulempe, thi I var selv fremmede i Ægypten.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.En främling skall du icke förorätta eller förtrycka; I haven ju själva varit främlingar i Egyptens land.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.En fremmed skal du ikke plage og ikke undertrykke; for I har selv vært fremmede i Egyptens land.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.너는 이방 나그네를 압제하지 말며 그들을 학대하지 말라 너희도 애굽 땅에서 나그네이었었음이니라
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Non maltratterai la vedova o l'orfano
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Pohostínovi neučiníš krivdy ani ho nebudeš utláčať, lebo ste boli pohostínmi v Egyptskej zemi.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Příchozímu neučiníš křivdy, aniž utiskneš ho; nebo příchozí byli jste v zemi Egyptské.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Să nu chinuieşti pe străin, şi să nu -l asupreşti, căci şi voi aţi fost străini în ţara Egiptului.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Tujcu ne delaj sile in ga ne tlači, kajti tujci ste bili v deželi Egiptovski.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Żadnej wdowy ani sieroty trapić nie będziecie.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Και ξενον δεν θελεις κακοποιησει ουδε θελεις καταδυναστευσει αυτον διοτι ξενοι εσταθητε εν τη γη της Αιγυπτου.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Пришельца не притесняй и не угнетай его, ибо вы сами были пришельцами в земле Египетской.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Чужденец да не онеправдаваш, нито да го угнетяваш; защото и вие бяхте чужденци в Египетската земя.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.וגר לא תונה ולא תלחצנו כי גרים הייתם בארץ מצרים׃
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.ولا تضطهد الغريب ولا تضايقه. لانكم كنتم غرباء في ارض مصر.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.不 可 虧 負 寄 居 的 、 也 不 可 欺 壓 他 、 因 為 你 們 在 埃 及 地 也 作 過 寄 居 的
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.不可虧負 寄居 的 、 也 不 可欺 壓 他 、 因為 你 們 在 埃及 地也 作過 寄居 的
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Átkozott, a ki elfordítja a jövevénynek, árvának és özvegynek igazságát! És mondja az egész nép: Ámen!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Forbannet være den som bøier retten for en fremmed, en farløs og en enke! Og alt folket skal si: Amen.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Kirottu olkoon se, joka vääristää muukalaisen, orvon tai lesken oikeuden. Ja kaikki kansa sanokoon: `Amen`.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.객이나 고아나 과부의 송사를 억울케 하는 자는 저주를 받을 것이라 할 것이요 모든 백성은 아멘 할지니라
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Maldito aquele que perverter o direito do estrangeiro, do órfão e da viúva. E todo o povo dirá: Amém,
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Maledetto chi lede il diritto del forestiero, dell'orfano e della vedova! Tutto il popolo dirà: Amen
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Proklet bodi, kdor zvija pravico tujcu, siroti in vdovi! In vse ljudstvo naj reče: Amen!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Przeklętym będziesz wchodząc, przeklętym i wychodząc.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.'Terkutuklah orang yang merampas hak orang asing, anak yatim piatu dan janda.' 'Amin!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Verflucht sei, wer das Recht des Fremdlings, des Waisen und der Witwe beugt! Und alles Volk soll sagen: Amen.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Zlořečený, kdož převrací spravedlnost příchozího, sirotka a vdovy; a odpoví všecken lid: Amen.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Zlorečený, kto by prevrátil súd pohostína, siroty alebo vdovy. A všetok ľud povie: Ameň.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Проклет, който изкриви съда на пришелеца, на сирачето и на вдовицата. И всичките люде да кажат: Амин!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Проклят, кто превратно судит пришельца, сироту и вдову! И весь народ скажет: аминь.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.ארור מטה משפט גר יתום ואלמנה ואמר כל העם אמן׃
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.ملعون من يعوج حق الغريب واليتيم والارملة. ويقول جميع الشعب آمين.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.向 寄 居 的 、 和 孤 兒 寡 婦 、 屈 枉 正 直 的 、 必 受 咒 詛 . 百 姓 都 要 說 、 阿 們
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.向 寄居 的 、 和 孤兒寡婦 、 屈枉 正直 的 、 必 受 咒詛 . 百姓 都 要 說 、 阿們
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Älä vääristä muukalaisen äläkä orvon oikeutta, äläkä ota lesken vaatteita pantiksi.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Chớ đoán xét bất công khách lạ hay là kẻ mồ côi; và chớ chịu cầm áo xống của người góa bụa.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Chớ đoán xét bất_công khách lạ hay_là kẻ mồ_côi ; và chớ chịu cầm áo_xống của người góa_bụa .
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Du må ikke bøje Retten for den fremmede og den faderløse, og du må ikke tage Enkens Klædning i Pant.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Du skal ikke bøie retten for en fremmed eller en farløs, og du skal ikke ta en enkes klær i pant.