haksız ile cümle
haksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.עם השירותים הבסיסיים ביותר. ומסיבה זו חיסול הפוליו: הינה ההגינות האולטימטיבית,
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.و لهذا السبب ، فإن القضاء على شلل الأطفال: هو الأهم في للمساواة هو شيء في قمة العدالة الأجتماعية.
Ve bu nedenle çocuk felcinin ortadan kaldırılması: haksızlıkta son noktadır; ve sosyal adalette son noktadır.究極の平等であり 究極の社会的正義となるのです。 ポリオ根絶に向けた
Ve bu tartışmanın tarafları olan aşırıların her ikisi de haksız.Ambos os extremos neste debate estão errados.
Ve bu tartışmanın tarafları olan aşırıların her ikisi de haksız.그리고 이 논쟁의 양 극단이 모두 잘못된 것입니다.
Ve bu tartışmanın tarafları olan aşırıların her ikisi de haksız.Oba extrémy v této debatě jsou prostě chybné.
Ve bu tartışmanın tarafları olan aşırıların her ikisi de haksız.Und beide Extreme in dieser Diskussion sind einfach falsch.
Ve bu tartışmanın tarafları olan aşırıların her ikisi de haksız.ושני הקצוות בויכוח זה פשוט טועים.
Ve bu tartışmanın tarafları olan aşırıların her ikisi de haksız.ان التعنت من قبل الطرفين هو خاطىء تماماً
Ve bu tartışmanın tarafları olan aşırıların her ikisi de haksız.私は、バランスこそが大事だと訴えたいのです
Ve onun gibi seksi bir adamın neden benden hoşlandığını, haksız mıyım?En wat doet een knapperd als hij met een vent als ik, nee?
Ve onun gibi seksi bir adamın neden benden hoşlandığını, haksız mıyım?Et qu'est-ce que fait un gars canon comme lui avec un gars comme moi". N'est-ce pas ?
Ve onun gibi seksi bir adamın neden benden hoşlandığını, haksız mıyım?I dlaczego taki przystojniak na mnie leci. Tak?
Ve onun gibi seksi bir adamın neden benden hoşlandığını, haksız mıyım?Und was führt so einen geilen Typen zu einem Typen wie mir, richtig?
Ve onun gibi seksi bir adamın neden benden hoşlandığını, haksız mıyım?Και τι δουλειά έχει ένας καυτός άντρας σαν κι αυτόν με μένα. Σωστά?
Ve onun gibi seksi bir adamın neden benden hoşlandığını, haksız mıyım?Вы думаете, что он что-то скрывает. И что такой парень как он, делает рядом с таким как я.
Ve onun gibi seksi bir adamın neden benden hoşlandığını, haksız mıyım?そんなことないよ
Verilerinde çatlaklar oluşturmak, haksızlığını ispat etmek için.자료를 다른 방식으로 이해하려는 노력은 전부 그녀의 부당함을 보이기 위해서였지요.
Verilerinde çatlaklar oluşturmak, haksızlığını ispat etmek için.le sue statistiche, diversi modi di snocciolare i dati per confutare la sua tesi.
Verilerinde çatlaklar oluşturmak, haksızlığını ispat etmek için.על הסטטיסטיקות שלה, דרכים שונות לעבד את המידע כדי להוכיח שהיא טועה.
Verilerinde çatlaklar oluşturmak, haksızlığını ispat etmek için.إحصائياتها، طرق مختلفة للتلاعب بالبيانات من أجل دحض رأيها.
Verilerinde çatlaklar oluşturmak, haksızlığını ispat etmek için.彼女を反証しようとしました 彼は自分の仕事は対立を作り出すことだと心得ていました
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.물론 서양사람들인, 우리는 말하길, "글쎄, 그것은 사고였어. 그건 공평하지 않아.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.Természetesen mi, nyugatiak azt mondjuk, "baleset volt, ez így nem fair.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.Ми, люди Заходу, сказали б, що стався нещасний випадок і такі міри несправедливі.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.Мы, люди Запада, сказали бы, что произошел несчастный случай и подобные меры несправедливы.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.וכמובן, בתור בני המערב, אנחנו אומרים, "נו, זו הייתה תאונה. זה לא הוגן.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.وبالطبع، كغربيين، نقول، " حسناً، لقد كان حادثاً. هذا ليس عدلاً.
Ve tabi ki, batılılar olarak biz "Şey, ama bu bir kazaydı. Haksızlık bu.当の父親ではなく、息子じゃないか。」と言うでしょう。
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.A jövevényen ne hatalmaskodjál, és ne nyomorgasd azt, mert jövevények voltatok Égyiptom földén.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Älä sorra äläkä ahdista muukalaista, sillä te olette itse olleet muukalaisina Egyptin maassa.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Ao estrangeiro não maltratarás, nem o oprimirás; pois vós fostes estrangeiros na terra do Egito.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Den fremmede må du ikke undertrykke eller forulempe, thi I var selv fremmede i Ægypten.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.En främling skall du icke förorätta eller förtrycka; I haven ju själva varit främlingar i Egyptens land.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.En fremmed skal du ikke plage og ikke undertrykke; for I har selv vært fremmede i Egyptens land.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.너는 이방 나그네를 압제하지 말며 그들을 학대하지 말라 너희도 애굽 땅에서 나그네이었었음이니라
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Non maltratterai la vedova o l'orfano
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Pohostínovi neučiníš krivdy ani ho nebudeš utláčať, lebo ste boli pohostínmi v Egyptskej zemi.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Příchozímu neučiníš křivdy, aniž utiskneš ho; nebo příchozí byli jste v zemi Egyptské.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Să nu chinuieşti pe străin, şi să nu -l asupreşti, căci şi voi aţi fost străini în ţara Egiptului.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Tujcu ne delaj sile in ga ne tlači, kajti tujci ste bili v deželi Egiptovski.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Żadnej wdowy ani sieroty trapić nie będziecie.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Και ξενον δεν θελεις κακοποιησει ουδε θελεις καταδυναστευσει αυτον διοτι ξενοι εσταθητε εν τη γη της Αιγυπτου.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Пришельца не притесняй и не угнетай его, ибо вы сами были пришельцами в земле Египетской.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Чужденец да не онеправдаваш, нито да го угнетяваш; защото и вие бяхте чужденци в Египетската земя.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.וגר לא תונה ולא תלחצנו כי גרים הייתם בארץ מצרים׃
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.ولا تضطهد الغريب ولا تضايقه. لانكم كنتم غرباء في ارض مصر.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.不 可 虧 負 寄 居 的 、 也 不 可 欺 壓 他 、 因 為 你 們 在 埃 及 地 也 作 過 寄 居 的
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.不可虧負 寄居 的 、 也 不 可欺 壓 他 、 因為 你 們 在 埃及 地也 作過 寄居 的
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Átkozott, a ki elfordítja a jövevénynek, árvának és özvegynek igazságát! És mondja az egész nép: Ámen!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Forbannet være den som bøier retten for en fremmed, en farløs og en enke! Og alt folket skal si: Amen.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Kirottu olkoon se, joka vääristää muukalaisen, orvon tai lesken oikeuden. Ja kaikki kansa sanokoon: `Amen`.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.객이나 고아나 과부의 송사를 억울케 하는 자는 저주를 받을 것이라 할 것이요 모든 백성은 아멘 할지니라
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Maldito aquele que perverter o direito do estrangeiro, do órfão e da viúva. E todo o povo dirá: Amém,
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Maledetto chi lede il diritto del forestiero, dell'orfano e della vedova! Tutto il popolo dirà: Amen
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Proklet bodi, kdor zvija pravico tujcu, siroti in vdovi! In vse ljudstvo naj reče: Amen!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Przeklętym będziesz wchodząc, przeklętym i wychodząc.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.'Terkutuklah orang yang merampas hak orang asing, anak yatim piatu dan janda.' 'Amin!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Verflucht sei, wer das Recht des Fremdlings, des Waisen und der Witwe beugt! Und alles Volk soll sagen: Amen.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Zlořečený, kdož převrací spravedlnost příchozího, sirotka a vdovy; a odpoví všecken lid: Amen.