haksız ile cümle
haksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sana herhangi bir haksızlık etmişse ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.So er aber dir etwas Schaden getan hat oder schuldig ist, das rechne mir zu.
Sana herhangi bir haksızlık etmişse ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.Και εαν σε ηδικησεν εις τι η χρεωστη, λογαριαζε τουτο εις εμε
Sana herhangi bir haksızlık etmişse ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.в края на тия дни говори нам чрез Сина, Когото постави наследник на всичко, чрез Когото направи световете,
Sana herhangi bir haksızlık etmişse ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.Если же он чем обидел тебя, или должен, считай это на мне.
Sana herhangi bir haksızlık etmişse ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.Коли ж чим обидив тебе, або (чим) винуватий, на менї те полїчи.
Sana herhangi bir haksızlık etmişse ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.ואם הרע לך בדבר או חיב הוא לך דבר חשבהו לי׃
Sana herhangi bir haksızlık etmişse ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.ثم ان كان قد ظلمك بشيء او لك عليه دين فاحسب ذلك عليّ.
Sana herhangi bir haksızlık etmişse ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.他 若 虧 負 你 、 或 欠 你 甚 麼 、 都 歸 在 我 的 賬 上
Sana herhangi bir haksızlık etmişse ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.他 若虧負 你 、 或 欠 你 甚麼 、 都 歸 在 我 的 賬上
- Sangmin o konuyu düşündüm... - Yani... Sana haksızlık oluyor.Poglej me, Sangmin.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Azt hiszem kicsit igazságtalanok vagyunk vele a hagyományos térképeinken.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Cred că avem tendința să-l subestimăm puțin pe hărțile noastre obișnuite.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Creo que no le hacemos justicia en nuestros mapas comunes.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Ich finde wir tun ihm ein bisschen Unrecht auf unseren gewöhnlichen Karten.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Ik denk dat we onszelf een slechte dienst bewijzen met onze kaarten.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.우리는 지도에 몹쓸짓을 좀 한 것 같은데요
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Myślę, że na ogół na naszych standardowych mapach nie doceniamy go.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Myslím, že naše obvyklé mapy jsou trošku zavádějící.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Penso che le nostre comuni mappe presentino qualche problema.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Saya rasa kita cenderung menyimpang dari peta yang biasa.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Tôi nghĩ chúng ta có xu hướng chơi xỏ bản đồ thông thường
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Νομίζω ότι τείνουμε να τον υποτιμάμε στους χάρτες μας.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Думаю, что на наших обычных географических картах мы его недооцениваем.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.Мисля, че ние сме склонни да правим лоша услуга на нашите обичайни карти
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.אני חושבת שאנחנו נוטים לעשות לו שירות רע במפות הרגילות שלו.
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.أظن أننا نميل إلى رسمه بصورة خاطئة فى الخرائط العادية
Sanırım biz haritalarımızda bu duruma biraz haksızlık ediyoruz.イギリス人が本当にこの世界観を
Sanırım ikisi de vidalı, haksız mıyım?Creo que ambos tienen tornillos...
Sanırım ikisi de vidalı, haksız mıyım?Szerintem azok mind csavarosak, nem?
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.au dedans de toi, l`on méprise père et mère, on maltraite l`étranger, on opprime l`orphelin et la veuve.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.Fader og Moder ringeagtes, den fremmede undertrykkes i dig, den faderløse og Enken lider Uret.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.În tine, tatăl şi mama sînt dispreţuiţi, străinul este chinuit, orfanul şi văduva sînt asupriţi.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.그들이 네 가운데서 부모를 업신여겼으며 네 가운데서 나그네를 학대하였으며 네 가운데서 고아와 과부를 해하였도다
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.Očeta in mater so zaničevali v tebi; sredi tebe so delali silo tujcu, siroto in vdovo so žalili v tebi.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.Otca i mater znevažujú v tebe, pohostína utláčajú v tvojom strede, sirotu a vdovu utiskujú v tebe;
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.Otce i matku zlehčují v tobě, pohostinnému činí nátisk u prostřed tebe, sirotka a vdovu utiskují v tobě.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.У тебя отца и мать злословят, пришельцу делают обиду среди тебя, сироту и вдову притесняют у тебя.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.אב ואם הקלו בך לגר עשו בעשק בתוכך יתום ואלמנה הונו בך׃
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.فيك اهانوا ابا واما. في وسطك عاملوا الغريب بالظلم. فيك اضطهدوا اليتيم والارملة.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.在 你 中 間 有 輕 慢 父 母 的 . 有 欺 壓 寄 居 的 . 有 虧 負 孤 兒 寡 婦 的
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.在 你 中間 有 輕慢 父母 的 . 有 欺壓寄居 的 . 有 虧負 孤兒寡婦的
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.chẳng vui về điều không công bình, nhưng vui trong lẽ thật.
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.chẳng vui về điều không công_bình , nhưng vui trong lẽ thật .
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.Den gläder sig icke över orättfärdigheten, men har sin glädje i sanningen.
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.den gleder sig ikke over urettferdighet, men gleder sig ved sannhet;
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.ei iloitse vääryydestä, vaan iloitsee yhdessä totuuden kanssa;
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.elle ne se réjouit point de l`injustice, mais elle se réjouit de la vérité;
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.glæder sig ikke over Uretfærdigheden, men glæder sig ved Sandheden;
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.불의를 기뻐하지 아니하며 진리와 함께 기뻐하고
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.não se regozija com a injustiça, mas se regozija com a verdade;
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.Nem örül a hamisságnak, de együtt örül az igazsággal;
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.neraduje sa neprávosti, ale sa spolu raduje pravde;
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.Neraduje se z nepravosti, ale spolu raduje se pravdě.
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.ne veseli se krivice, a veseli se resnice;
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.Nie raduje się z niesprawiedliwości, ale się raduje z prawdy;
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.non gode dell'ingiustizia, ma si compiace della verità
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.No se goza de la injusticia, sino que se regocija con la verdad
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.nu se bucură de neleguire, ci se bucură de adevăr,
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.Orang yang mengasihi orang-orang lain, tidak senang dengan kejahatan, ia hanya senang dengan kebaikan
Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.sie freut sich nicht der Ungerechtigkeit, sie freut sich aber der Wahrheit;