Ana içeriğe geç
Sözlük

haklı ile cümle

haklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ve bir yerde haklılar.I jedni i drugi su bili u pravu.
“Umarım haklısındır evlat.”"Sada mogu ispričati istinu").
Taraftarlarımız bizden haklı olarak hesap soruyor.Sudionici se prijavljuju temeljem otvorenog poziva.
Belki de haklıydılar.A mala pravdu.
Slater haklıydı. Ve ben sık sık öğrencilerime aynı şekilde tavsiyede bulunurum.Ascídie sú veľmi podobné stavovcom, preto ich bádatelia často skúmajú.
Genel olarak pasifistler, Haklı Savaş teorilerini reddederler.Vo filozofii napríklad pozitivizmus odmieta apodiktickosť pravdy.
Haklı olduğu sezilmekte, ama kendisi haklı olduğunu bir türlü açıkça kanıtlayamamaktadır.Nie je to príjemné, najmä keď chápete, že majú pravdu.
Ama haklı ama haksız herkese itiraz eder.Staviteľ však akúkoľvek chybu popieral a s rozsudkom nesúhlasí.
Spike'ın ne dediği umurumda bile değil, Tarantino haklı.Tento spôsob liečby sa však nepáči Foremanovi, ktorý to povie Cuddyovej.
Bu soru türüne "Haklısın, yumurtayı hatırladım" veya "Bugün soğuk.Napríklad na otázku "Máš hlad?" dieťa s autizmom odpovie "Máš hlad."
Taraftarlarımız bizden haklı olarak hesap soruyor.Žiadali primerané platové ohodnotenie hráčov.
Yıldız, "Sakin olmazsanız, haklıyken haksız konuma düşersiniz.Muž na zábere hovorí, že "pokiaľ budete pokračovať v bombardovaní, nebudete žiť v miere.
Fakat sonra bunun bir hata, Ertuğrul Gazi'nin ise haklı olduğunu anlar.Med ropom se izkaže, da je imel Jesse prav.
Belki de haklıydılar.Le-ti imajo vedno prav.
Bu soru türüne "Haklısın, yumurtayı hatırladım" veya "Bugün soğuk.Kot splošna beseda pust pomeni »dnevi pred pustnim torkom in ta dan sam«.
Bu iddiasında da haklıdır.Njegova trditev je vseeno pravilna.
Olayların devamı generallerini değil O'nu haklı çıkardı.Toda ti niso izhajali po njegovi krivdi, ampak zaradi nenaklonjenih časov.
Ve oldukça da haklıydı.Ir jis buvo teisus.
Muğlak ve hoş sözler genellikle böyle hareket ve inançları haklı göstermek için kullanılır.Miglotos ir malonios frazės yra dažnai naudojamos, kad pateisintų tokius veiksmus ar tikėjimus.
Ve bir yerde haklılar.Visais kitais atvejais jis teisingas.
Ama literatür haklıdır.Suklestėjo literatūra.
Eserinde şu soruların cevabını aramıştır: Süsleme yapmak nasıl haklı çıkarılabilir, neden gereklidir?Šiam linksniui galima kelti klausimą kaip? kokiu būdu?
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Bendruomenės turi taip pat ir savo savivaldą.
Sokullu'nun haklı olduğu sonra dan da anlaşılmıştır.Nuo tada Arunačala tapo žinoma ir Vakaruose.
Olayların devamı generallerini değil O'nu haklı çıkardı.Tačiau pats asmeniškai kariniams veiksmams nevadovavo, tai darė jo generolai.
Bu soru türüne "Haklısın, yumurtayı hatırladım" veya "Bugün soğuk.Pavyzdys: Aš tau sakau: „ Vasarą yra karšta, o dabar yra vasara, taigi dabar yra karšta“.
Spike'ın ne dediği umurumda bile değil, Tarantino haklı.Nors Haris jos ir nemėgo, bet jam profesorės Treloni buvo gaila.
Artur Axmann haklı çıktı.LtMRS: Artūras Žukauskas.
Sanırım haklısınız.Manau tu teisus.
Onun karakteri hakkında kesinlikle haklısın.Tu esi visiškai teisus apie jo charakterį.
Onun karakteri hakkında kesinlikle haklısın.Tu esi visiškai teisi apie jo charakterį.
Onun karakteri hakkında kesinlikle haklısın.Tu esi visiškai teisus apie jos charakterį.
Onun karakteri hakkında kesinlikle haklısın.Tu esi visiškai teisi apie jos charakterį.
Compton sonuç olarak haklıydı.Sellepärast oli Darwinil õigus.
Bunda da haklılar.Ka see on õige.
Ve oldukça da haklıydı.Tal oli muidugi õigus.
Karısı hasta olsa bile yaptıkları haklı çıkarılamaz.Isegi kui tema naine on haige ei saa tema tema tegu (vargus) õigustada.
Belki de haklıydılar.Kas neil on õigus?
Bu soru türüne "Haklısın, yumurtayı hatırladım" veya "Bugün soğuk.Bändi tuntumate lugude hulka kuuluvad veel "Ma olen Tartu", "Tule ja leia" ning "Külm detsember".
Ancak Holokost'u haklı göstermeye çalışmak hapis cezası öngörülen bir suçtur.Ungari parlament kiitis heaks seaduse, mis muudab holokausti eitamise vanglakaristust väärivaks kuriteoks.
Kısmen haklı, kısmen yanlışlar." şeklinde ifade etmiştir.«Seda tehakse vales kohas ja valedel põhjustel,» ütles Kingsepp.
1905 olayları Lenin'i haklı çıkardı.1935. aastal autasustati teda teose eest Lenini ordeniga.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."30 är det nya 20," sa Alex, och så vitt jag visste stämde det.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."30 er det nye 20" sagde Alex, og så vidt jeg kunne se, havde hun ret.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."30 ist das neue 20", sagte Alex und soweit ich das einschätzen konnte, hatte sie recht.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."30 — это новые 20", — говорила Алекс, и насколько я могла судить, она была права.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."A 30 az új 20" mondta Alex, és amennyire meg tudtam állapítani, igaza volt.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim.Alex nói rằng "30 tuổi là tuổi 20 mới", và theo tôi, cô ấy đúng.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Dertig is het nieuwe 20," zei Alex. Ik dacht dat ze gelijk had.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."I trent'anni sono i nuovi vent'anni", diceva Alex, e per quello che ne sapevo, aveva ragione.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim.'서른은 새로운 스무살 일 뿐야.' 라고 알렉스는 말하곤 했죠. 물론 전 그녀 말이 맞다고 생각했어요.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Los treinta son los nuevos veinte", decía Alex, y por lo que yo veía, ella tenía razón.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Třicet je nových dvacet," říkala Alex a mně se zdálo, že má pravdu.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Trideseta so nova dvajseta," je govorila Alex, in če ste vprašali mene, je imela prav.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Tridsiatka je nová dvadsiatka," zvykla hovoriť Alex, a podľa mňa mala pravdu.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Trzydziestka to nowa dwudziestka", mówiła Alex, i sądziłam, że ma rację.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Vârsta de 30 e noua vârstă de 20", spunea Alex, și-avea dreptate, în ceea ce mă privea.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Τα τριάντα είναι τα καινούρια είκοσι", έλεγε η Αλεξ, και απ' όσο γνώριζα, είχε δίκαιο.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Тридесет са новите 20", казваше Алекс и доколкото можех да се произнеса, тя беше права.
"30'lu yaşlar yeni 20" derdi, ve haklı olduğunu söyleyebilirdim."Тридцять - це нові 20", повторювала Алекс, і я вважала, що вона має рацію.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod