hakkını ile cümle

hakkını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Afrika kıtası ilk kez 3 ülke ile kupaya katılma hakkını aldı.Afrika ezen a tornán képviseltethette magát először három nemzeti csapattal.
Bunun karşılığında yerlilerden vergi alma hakkını kazanmıştır.Cserében privilégiumokat adott a városnak.
Bunun için yeni kurulan bir devletteki ilk kağanı tayin etme hakkının halkta olduğu görüşü hâkimdir.Ennek viszont egy feltétele volt, hogy Erdély mihamarabb kapjon új fejedelmet.
Kendimden çalma hakkını elde ettiğimi düşünüyorum.Úgy határoztam, kivonom magam érvényessége alól.
Unutulma hakkının istisnaları vardır.Nincs lehetőség kizárólagos jogok fenntartására.
Kadın hakları hareketi kadının oy verme hakkını kazanmasında başarılı oldu.Nagy eredménye volt munkájának a női választójog megszerzése.
1944 - Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.1944 – Naiset saivat Ranskassa äänioikeuden.
Bu olmadı, ama her gün birbirimizle görüşebilme hakkını kazandık.He eivät näe toisiaan moneen vuoteen, mutta ajattelevat toisiaan kaiken aikaa.
1949 - Birleşmiş Milletler, Filistinli mültecilerin kendi topraklarına dönme hakkını kabul etti.YK:n päätöslauselmat 194 ja 3236 puoltavat palestiinalaispakolaisten oikeutta palata kotiseuduilleen.
Velid bunu kabul etti; Yezid'in mültecilik hakkını onayladı.Jenni päätti kuitenkin hyväksyä asian ja antoi Ossille oikeuden olla Cindyn lapsen isä.
Kardeşlerden her biri için kanuni miras hakkının 1/4'ü.Kutakin neljännestä hallitsi jaarli.
Bunun sonucu olarak da kadınların seçme ve seçilme hakkının kabulü gerçekleşmiştir.Äänestämistä ja naisten oikeuksien kohentamista toteutettiin myös käytännössä.
2010 haziranında ABD'de yasal oturma hakkını kazandı.Hän sai Britannian edustusoikeuden vuonna 2010.
EuroChallenge şampiyonu olan takım, bir sonraki sezon Eurocup'a katılma hakkını elde eder.Cupin voittaja saa osallistua seuraavan kauden ULEB Eurocupiin.
Turist vizesi, sadece turizm gezisi ve akraba ve/veya arkadaş ziyareti hakkını sağlar.Maan sisäinen matkailu on etupäässä liikematkailua tai sukulaisten ja ystävien tapaamista.
Bunun karşılığında yerlilerden vergi alma hakkını kazanmıştır.Vastapalvelukseksi valtio takasi verohelpotuksia.
Bu sonuçla Fenerbahçe Türkiye Şampiyonası'na da doğrudan katılma hakkını elde etti.Tulos ratkaisi Fenerbahçelle Turkin mestaruuden.
Sizin oyunu açma veya bop hakkınız vardır.Pelissä on mahdollisuus ostaa tai luoda lemmikki.
Güney Afrika Cumhuriyeti resmi olarak toprak talebi hakkını saklı tutuyor.Η Νότια Αφρική επιφυλάσσει επίσημα το δικαίωμά της να κάνει διεκδίκηση.
Peru resmi olarak toprak talebi hakkını saklı tutuyor.Το Περού επιφυλάσσει επίσημα το δικαίωμά του να κάνει διεκδίκηση.
Anna Dalassini ise bunun karşılığı sonraki patrik Eustratius Garidas'ı seçme hakkını aldı.Η Άννα Δαλασσηνή αφέθηκε να επιλέξει τον επόμενο πατριάρχη, Ευστράτιο Γαρίδα, ως αποζημίωση.
1743'den itibaren halk kendi parasını basma hakkını elde eder.Το 1743 η λειτουργία τους γινόταν άμεσα από το Υπουργείο Οικονομικών.
Bu olmadı, ama her gün birbirimizle görüşebilme hakkını kazandık.Δεν μπορούσαμε να συνεννοηθούμε, είχαμε φτάσει σ' ένα σημείο να μη χωνεύει ο ένας τον άλλον.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Αγωνίστηκε επίσης για την παροχή δικαιώματος ψήφου στις γυναίκες.
1 kere diriltme hakkınız vardır.Έχεις δικαίωμα στη ζωή.
Queensryche ismini kullanma hakkının hangi tarafta kalacağı henüz netlik kazanmamıştır.Ο τίτλος του μαρκησίου του Κάρισμπρουκ δεν ξαναχρησιμοποιήθηκε.
Ayrıca, iade ve Filistinli mülteciler için tazminat hakkını da destekler.Επίσης υποστήριζε το δικαίωμα του επιστροφής και της αυτοδιάθεσης των Παλαιστινίων.
Kadın hakları hareketi kadının oy verme hakkını kazanmasında başarılı oldu.Το κίνημα για τα δικαιώματα των γυναικών πέτυχε να εξασφαλίσει το δικαίωμα ψήφου για πολλές γυναίκες.
Bununla birlikte sanatoryuma yatabilme hakkını da kaybetmiş oluyordu.Επίσης είχε δωρίσει την πολυτελή οικία του για να στεγαστεί νοσοκομείο.
Bölünme esnasında her iki taraf da kendi hakkını saklı tuttu.Στον απόηχο της μάχης, οι δύο πλευρές παρέμειναν άπραγες.
ABD resmi olarak toprak talebi hakkını asıl Antarktik Antlaşması'na bağlı olarak saklı tutuyor.Οι Ηνωμένες Πολιτείες επιφυλάσσουν το δικαίωμά τους να κάνουν διεκδίκηση στην αρχική Ανταρκτική Συνθήκη.
Manchester United, beşinci kez üst üste bu kupada mücadele etme hakkını kazandı.Ο Β.Α.Ο έχει καταφέρει να αγωνιστεί πέντε φορές στην πρώτη κατηγορία του πρωταθλήματος.
PTP rövanş hakkını 14 Eylül'deki Raw'da kullandı ama maçı kaybettiler.Τα κατάφερε στις 2 Οκτωβρίου στο Raw, όμως το έχασε το σύντομα.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Men hun huskes også for sin kamp for kvinders stemmeret.
Jaqen ona üç isim hakkının olduğunu hatırlatır.Og navnet triops skyldes at de har 3 øjne.
Buralarda da her iki cinsiyete mensup kişiler de seçme hakkını kullanabilmektedir.Alle stemmetyper af begge køn er i stand til at konkurrere.
Ayrıca ikinci kez seçilebilme hakkını saklı tuttu.Der blev han "døbt" for anden gang.
Sadece Agoge adı verilen askeri eğitimi başarıyla tamamlayanlar yurttaş olma hakkını elde ederdi.Bare de som hadde fulgt militær trening, kalt agoge, var borgere.
1944 - Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.1944 – Kvinner får stemmerett i Frankrike.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Hun engasjerte seg også sterkt i kampen om kvinners stemmerett.
Ve o da hakkını almak için seni kullanıyor!Han benytter seg av den selv.
İkili yarışmalarda, yarışmacılar sonraki tura kalma hakkını elde etmek için çekişirler.På høsten konkurrerer værene om retten til å pare seg.
Açlık grevimiz sayesinde gruplar halinde kalma hakkını elde etmiştik.For å knytte vekt til kravene sine ble det gjennomført flere sultestreiker.
Bununla birlikte sanatoryuma yatabilme hakkını da kaybetmiş oluyordu.Han fikk også bevilgning til å drive medisinutsalg i Lofoten.
İsviçre 10. kez Dünya Şampiyonası'na ev sahipliği yapma hakkını elde etmiştir.Sveits mottok retten til å arrangere Ishockey-VM for 10. gang.
Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin.Itulah hari raya perkumpulan, janganlah kamu melakukan sesuatu pekerjaan berat".
Avustralya ve Yeni Zelanda, 1900'den sonra aynı şekilde kendi kendini yönetme hakkını kazandı.Australia dan Selandia Baru juga memperoleh status yang sama setelah tahun 1900.
Saygını geri kazan, yaşama hakkını da!Bangkitkan kembali hak kalian demi kehormatan, demi hidup!
Charles'in ölümünden sonra oğlunun miras alma hakkını destekledi fakat bu olay başarısız oldu.Setelah kematian Charles, ia mendukung upaya putranya yang gagal untuk mendapatkan bagian dari warisannya.
Belirli bir süre zorunlu çalışmanın ardından kişi istediği yerde çalışma hakkını kazanabiliyordu.Setelah melakukan transaksi pembayaran barulah seseorang dapat menumpang hidup di tempat yang dia inginkan.
Tek Yüzük'ü reddetmesi ona dönme hakkını vermiştir.Ia meminta cincin tunangannya dikembalikan.
Bu olmadı, ama her gün birbirimizle görüşebilme hakkını kazandık.Akan tetapi, keduanya meninggal sebelum sempat bertemu satu sama lain.
Messi, 26 Eylül 2005 tarihinde İspanya vatandaşlığı hakkını kazandı.Messi mendapat kewarganegaraan Spanyol pada 26 September 2005 dan akhirnya dapat tampil di La Liga.
Velid bunu kabul etti; Yezid'in mültecilik hakkını onayladı.Hadits ini dishahihkan oleh Al Hakim dan disetujui oleh Adz Dzahabi.
Üç ay sonra WIPO, waynerooney.com'un kullanım hakkını Rooney'e verdi.Ba tháng sau đó, WIPO đã trao cho Rooney quyền để sở hữu trang waynerooney.com.
Sonunda patent hakkını 1962'de Philco firması aldı ve sonra RCA firmasına sattı.Năm 1962 họ bán sáng chế này cho công ty Philips, sau đó Philips lại bán nó cho RCA.
1919’da Göttingen Üniversitesi Noether’e ders verme hakkını verdi.Năm 1919 Đại học Göttingen cho phép Noether viết luận án habilitation (luận án sau tiến sĩ).
Sizin oyunu açma veya bop hakkınız vardır.Người chơi có quyền chơi tiếp hoặc dừng cuộc chơi.
Sözlü sınav Mayısın sonunda yapıldı, Haziranda başarıyla “ders verme hakkını” aldı.Cuộc thuyết trình của bà diễn ra vào cuối tháng 5 và bài giảng habilitation diễn ra thành công vào tháng 6.
Bunun karşılığında yerlilerden vergi alma hakkını kazanmıştır.Đổi lại, nhà nước có quyền thu thuế từ các hoạt động thương mại.

İlgili Sayfalar