hakkını ile cümle
hakkını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bunun sonucu olarak da kadınların seçme ve seçilme hakkının kabulü gerçekleşmiştir.Phụ nữ lần đầu tiên có quyền bầu cử và ứng cử.
Cenazede kimse babasına hakkını helal etmemiştir.Trên Trời chẳng ai xứng làm chồng nàng.
Bu olmadı, ama her gün birbirimizle görüşebilme hakkını kazandık.Chúng tôi tôn trọng lẫn nhau và có cơ hội gặp gỡ nhau.
Kadınlara oy hakkının verilmesini savundu ve bu hakkı 1919'da kabul ettirdi.Na Uy theo sau đó và cấp quyền bầu cử cho phụ nữ vào năm 1913.
Ayrıca imzaladığı kontrat her sene kontrattan vazgeçme hakkını barındırıyordu.Dù vậy, điều khoản trong hợp đồng lại hoãn ngày thu hồi sang nhiều năm tới.
Velid bunu kabul etti; Yezid'in mültecilik hakkını onayladı.Tổ chức theo dõi nhân quyền đã chỉ trích hành động cô lập Yasuda.
Siz kendi hakkınızda emniyet olduğunu zan eder misiniz?あなたは、自分自身の守護を自分で出来るとでも思っているのか。
İki takım da vuruş hakkını tamamlayınca inning tamamlanır.但し2人同時に倒された場合、2人共敗北(消去)となる。
Sözlü sınav Mayısın sonunda yapıldı, Haziranda başarıyla “ders verme hakkını” aldı.彼女の口頭試験は5月下旬に開かれ、彼女は6月に講師資格講演を無事遂行した。
Tek Yüzük'ü reddetmesi ona dönme hakkını vermiştir.一つの指輪を拒絶したことで呪詛が解かれたため、ついに帰還を許されたのである。
Ayrıca kendileri İspanya'nın NATO'dan çıkmasını ve self-determinasyon hakkını desteklediler.また、スペインの北大西洋条約機構(NATO)からの撤退を要求し、自己決定権を支持した。
Velid bunu kabul etti; Yezid'in mültecilik hakkını onayladı.これを老子は認め、尹喜の弟子入りを許可したという。
Ayrıca asılarak idam edilmeden hata yapabilme hakkını da istiyorum.また名誉の殺人は罰せられないため私刑がされることがある。
1 kere diriltme hakkınız vardır.解答権は1回。
Burada David, kendi yolunu tayın etme hakkının kendisinde olduğunu iddia eder.しかしダヴィッドは、自分は持っていると主張し続けた。
Kısa bir süre sonra da köleler oy kullanma hakkını kazandılar.そのため、文書の上ではかつての奴隷達も選挙権を得ていた。
Benim karım siyahi ve üç melez çocuğum var, dolayısıyla bu sözcüğü kullanma hakkını kendimde görüyorum.中宮亮・三統真浄の曾孫で、三統弥継の子とする系図がある。
Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin.乃ち其の悪(さがな)きを知(しろ)しめせけれども、赦(ゆる)して罪せず。
Açlık grevimiz sayesinde gruplar halinde kalma hakkını elde etmiştik.関中の大飢饉の際には飢民の救恤に尽力した。
2005-2006 Japonya şampiyonasında Oda birinci olarak gösterildi ve Olimpiyat hakkını kazandı.2005-2006シーズン、ウクライナ選手権で初優勝し、トリノオリンピックに出場した。
"Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin."勢をなさず、物と争わず、相和して戻らず、彼、強む時は、和して彼に添う」。
Ana ve babadan her biri için kanuni miras hakkının yarısıdır.我々はすべて、母親と父親からDNAの半分、半分を継承している。
Onun isteği mülkiyet hakkını yok etmek, ben ise onu savunuyorum.她希望摧毀財產的權利,而我則希望保存之。
Bu oluşumun amacı, Türk halkının hakkını savunmaktır.土耳其人民,我永远与你们站在一起,争取这项权利。
Messi, 26 Eylül 2005 tarihinde İspanya vatandaşlığı hakkını kazandı.於2005年9月26日獲得西班牙國籍。
Özellikle 1936 Sovyet Anayasası gizli oylama ile doğrudan genel oy hakkını garantiye almıştı.尤其是1936年苏联宪法,保证了不记名投票中的普选权。
Velid bunu kabul etti; Yezid'in mültecilik hakkını onayladı.乂安鎮守鄭𣔆報告了此此事,獲得鄭主鄭根的批准。
İki takım da vuruş hakkını tamamlayınca inning tamamlanır.若兩線相交,則會形成夾角。
Güney Afrika Cumhuriyeti resmi olarak toprak talebi hakkını saklı tutuyor.南非已正式保留提出領土聲請的權利。
Arnhem şehir olma hakkını 1233 yılında Zutphen kontundan almıştır.洛赫姆在1233年獲得城市地位。
Genel kadın haklarını elde etme uğraşı, erkeklerin seçim hakkının kaldırılması uğraşı ile iç içe girmiştir.男人从未允许妇女行使其不可剥夺的选举权。
Ayrıca imzaladığı kontrat her sene kontrattan vazgeçme hakkını barındırıyordu.这里值得指出的是,他的合同从来都是一年一签的。
Charles'in ölümünden sonra oğlunun miras alma hakkını destekledi fakat bu olay başarısız oldu.摩根的儿子在父亲死后接手了生意,但并未有过影响力。
Panama aynı yıl Panama Kanalı´nın kullanım hakkını ABD´ye verdi.條約規定,美國將于2000年轉交巴拿馬運河的控制權給巴拿馬。
1944 - Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.1944년 - 프랑스의 여성들이 투표권을 얻다.
Miss Turkey Organizasyonu 2008 yılında Miss Earth yarışmasına delege gönderme hakkını tedarik etti.2008 미스 터키 우승자이자, 2008 미스 월드에 터키 대표로 참가했다.
Malın alıcısına genellikle önceden gönderilen bu belge, alıcının mal üzerindeki mülkiyet hakkını gösterir.대량적으로 발행하는 채권으로 채권자는 주주들의 배당에 우선하여 이자를 지급받게 된다.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.또한 이 당시는 여성의 권리 확대를 강하게 호소했다.
Kendimden çalma hakkını elde ettiğimi düşünüyorum.때문에 오히려 자신이 털리고 만다.
Unutulma hakkının istisnaları vardır.준법률행위 대리금지의 원칙은 예외가 있다.
Ancak halk bu hakkını kullanamıyorsa, kral derebeyini öldürmelidir.만일, 총리가 신(新)정부를 구성하지 않는다면 국왕이 총리를 겸하도록 되어있다.
Kardeşlerden her biri için kanuni miras hakkının 1/4'ü.모든 연령의 아이들에게 맞는 것 4.
"Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin."불법집회를 일으키는 것은 책망받을 것이니 신중하지 못합니다."라면서 이성을 되찾아서 진정하도록 설득했다.
Bağlı gruplar siyasi konseye üyelik hakkını alabilirler.정당별 그룹은 정부의 정책에 대한 질문을 요구할 수 있다.
Çakır ile Şevko arasındaki husumetin sebebi, kumarhane açma hakkının Şevko yerine Çakır'a verilmesiydi.협약은 쉽이터가 공원을 떠나는 대신 공원에서 사냥할 권리를 보장했다.
Onun isteği mülkiyet hakkını yok etmek, ben ise onu savunuyorum.היא מבקשת לבטל את הזכות לרכוש, אני מבקשת להבטיח אותה.
Polonya bu talebe karşılık bölgede yaşayan Polonyalıların kendi kaderini tayin hakkını savundu.מי שסירב זכה לגורל דומה לזה של הקצינים הפולניים.
Siz kendi hakkınızda emniyet olduğunu zan eder misiniz?האם זה שינה את דעתך על עצמך?
Fuller, kadınların haklarının ve özellikle, kadınların eğitim ve istihdama katılma hakkının savunucusuydu.פולר הייתה פעילה למען זכויות האישה, במיוחד למען זכותן של נשים לרכוש השכלה ותעסוקה.
Sayımda bulunmayanlar ise Kudüs'te ikamet etme hakkını yitirdi.תושבים שסירבו להתאזרח קיבלו מעמד תושב בישראל.
Bulls %1.7 şansla 1. sıradan seçim hakkını kazanacaktı ve Mayıs ayında bunu elde etti.לבולס היו 1.7% אחוזים בלבד לזכייה בבחירה הראשונה של דראפט 2008, ונגד כל הסיכויים הם זכו בה.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.היא עבדה גם עבור זכות נשים להצבעה.
Filmin uluslararası dağıtım hakkının sahibi Sony Pictures Worldwide'dır.חברת Sony Pictures Worldwide רכשה את זכויות ההפצה הבינלאומית.
Açlık grevimiz sayesinde gruplar halinde kalma hakkını elde etmiştik.בפעילותו למען הרעב השיג יותר מרבים מהנשיאים.
Balor 25 Mart şovunda maç hakkını kullandı ancak Owens karşısında galibiyet göremedi.באלור קיבל את קרב האליפות המיוחל נגד קווין אואנס ב-25 במרץ, אך לא הצליח לזכות בתואר.
Düello hakkını temin edeceğim.פרושות על דורותיו.
Bu sonuç Türkiye'nin sonraki sene yarışmaya katılma hakkını kayb etmesi ile neticelenmiştir.טורקיה בחרה שלא להשתתף יחד עם יוון בתחרות אותה השנה.
1944 - Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.1944 г. – Жените във Франция получават право да гласуват.
Mülkiyet hakkını, hukuksal olarak korunan eylemli durum olan zilyetlik ile karıştırmamak gerekir.Не следва да се бърка с експроприацията, която настъпва по силата на законодателен акт.
Bu bakımdan ilgili karar, vicdani ret hakkının korunmasında bir milat olarak kabul edilir.Самопризнанието се третира като смекчаващо вината обстоятелство при постановяване на присъдата.