hakkını ile cümle
hakkını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Velid bunu kabul etti; Yezid'in mültecilik hakkını onayladı.Dieses Gesetz schaffte die YDIP nicht ab, sondern bestätigte die Zuständigkeit der YDIP.
Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin.Ne vous matinée (mutinez) pas contre vos parents ».
Mülkiyet bir kimsenin eşya üzerindeki hakkını ifade eder.La notion de propriété renvoie à un droit de l'individu sur l'objet.
Siz kendi hakkınızda emniyet olduğunu zan eder misiniz?Êtes-vous certaine, vraiment certaine d'être heureuse avec lui ?
Ayrıca, iade ve Filistinli mülteciler için tazminat hakkını da destekler.Il soutient aussi le droit au retour ou à la compensation pour les réfugiés palestiniens.
Peru resmi olarak toprak talebi hakkını saklı tutuyor.Le Pérou s'est formellement réservé le droit de faire une revendication sur le territoire,.
Ayrıca kadınların oy hakkının genişletilmesi için de savaştılar.Elle milita aussi pour le droit de vote des femmes.
1919’da Göttingen Üniversitesi Noether’e ders verme hakkını verdi.En 1919, l'université de Göttingen permet à Emmy Noether de passer son habilitation.
ABD'deki ilk kadın kolejlerinin kurulmasıyla, kadınlar da okuma hakkını kazandı.Depuis que les premiers colleges (universités) pour femmes sont fondés aux États-Unis, elles peuvent étudier.
Düello hakkını temin edeceğim.Touchant les duels.
Daha sonra 1973’te kendi kendini yönetme hakkını elde etti.En 1973, elle obtient une maîtrise en droit.
Bulls %1.7 şansla 1. sıradan seçim hakkını kazanacaktı ve Mayıs ayında bunu elde etti.Les Bulls de Chicago, avec 1,7 % de chance seulement, ont gagné le droit de choisir les premiers.
Bununla birlikte, 2010 ABD nüfus sayımı, eyaletin oy hakkını yine 53 sandalyede tuttu.Depuis le recensement de 2010, la Californie dispose de 53 élus à la Chambre des représentants des États-Unis.
1 kere diriltme hakkınız vardır.Il est rééligible une seule fois.
Bunun sonucu olarak da kadınların seçme ve seçilme hakkının kabulü gerçekleşmiştir.Elle s'investit surtout dans la campagne pour le vote des femmes et défend le droit d'élire et d'être élues.
Ayrıca ikinci kez seçilebilme hakkını saklı tuttu.C'est la 2e fois de suite qu'il est sélectionné.
İstiklâl mahkemelerinin en temel karakteri yargılananların itiraz yani temyiz hakkının bulunmamasıdır.Mais le Greatest Caution du Juge des Enfers aura raison d'eux.
Weir daha sonra kitabın basılı yayın hakkını Random House'un sahibi olduğu Crown Publishing’e sattı.Weir est approché par un agent littéraire et vend les droits du livre à Crown Publishing Group.
Ancak kısa süre sonra millî takım hakkını İsviçre'den yana kullandı.Depuis, toutes les sociétés fondées en Suisse suivaient ce principe.
1944 - Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.1944 : le droit de vote est accordé aux femmes en France.
Tom bana sizin hakkınızda çok şey anlattı.Tom me ha hablado mucho de vosotros.
Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin.Haz, pues, del día una fiesta, y no te sientas harto.
Sözlü sınav Mayısın sonunda yapıldı, Haziranda başarıyla “ders verme hakkını” aldı.Su examen oral tuvo lugar a finales de mayo, y su lección de habilitación fue pronunciada con éxito en junio.
Anlaşma aynı zamanda HMD'ye temel patent ve özellikli telefon yazılımı alma hakkını verdi.El acuerdo también otorgó a HMD el derecho a las patentes esenciales y al software telefónico.
Onun isteği mülkiyet hakkını yok etmek, ben ise onu savunuyorum.Ella desea destruir el derecho de propiedad, yo deseo de hacerlo valer.
Ne var ki, isim hakkını kullanabilmek için mahkemeye gitmek zorunda kaldılar.Sin embargo, tuvieron que ir a tribunales para conservar el uso de su nombre.
ABD'deki ilk kadın kolejlerinin kurulmasıyla, kadınlar da okuma hakkını kazandı.La creación en EE. UU. de las primeras universidades para mujeres les abrió la posibilidad de estudiar.
Saygını geri kazan, yaşama hakkını da!Mira a su derecho al respeto de la vida!
17 Mayıs 2009 da Moskova kulübü ile olan sözleşmesini, vazgeçme hakkını kullanarak feshetti.El 17 de Mayo de 2009 rescinde su contrato con el Dinamo de Moscú.
Açlık grevimiz sayesinde gruplar halinde kalma hakkını elde etmiştik.Durante esta huelga de hambre fue alimentado a la fuerza.
Şikâyetin zaman aşımı gerçekleştiğinde mağdur, şikâyet hakkını kaybeder.La buena fe se pierde al momento de contestar la demanda.
Kadınlara oy hakkının verilmesini savundu ve bu hakkı 1919'da kabul ettirdi.Trabajó por el derecho al voto de la mujer, que se obtuvo en 1919 en Alemania.
"Bir çatışma kaçınılmaz gözüküyor, gidip de dönmemek var, hakkınızı helal edin."No sirve de nada luchar, así que escapa de ellos."
Telif hakkını elinde bulunduran şirketler eklenen videoları sildirme hakkına sahiplerdir.Los centros donde se conserve el material deberán disponer de las suficientes garantías para la pareja.
Daha sonra 1973’te kendi kendini yönetme hakkını elde etti.1973: Vivre ensemble, dirección de ella misma.
Rollins yenilirse maça katılma hakkını Zayn'e verecekti.Si Austin perdía, tendría que besar el trasero a Owen.
0-0 biten maçla beraber Almanya birinci olarak turnuvaya katılma hakkını kazandı.Ya con el 1-0 en el marcador, Alemania empezó a ganar confianza en el campo.
Sizin hakkınızda konuşuyorum.Sto parlando di voi.
Saygını geri kazan, yaşama hakkını da!Orienta di nuovo la tua ragione al rispetto, alla vita!
Sedat, İsrail'in var olma hakkını tanıyıp İsrail ile Mısır arasında müzakerelerin başlamasına olanak sağladı.Sadat riconobbe ad Israele il diritto di esistere come Stato e iniziarono i negoziati tra Egitto e Israele.
İki takım da vuruş hakkını tamamlayınca inning tamamlanır.Appena le due falangi si mossero per la battaglia, entrambe si distesero verso la loro destra.
Kendimden çalma hakkını elde ettiğimi düşünüyorum.Sento di essermi assunta il diritto di copiare me stessa.
Maçtan sonra Mahal, rövanş hakkını Greatest Royal Rumble'da kullanacağını söyledi.Al termine del match, Mahal ha invocato la sua clausola di rivincita titolata per Greatest Royal Rumble.
Velid bunu kabul etti; Yezid'in mültecilik hakkını onayladı.Il pontefice si rifiutò di riconoscere Mongo e sostenne il diritto di Giovanni I ad essere reinsediato.
Bu hakkını kullanarak 29 Ağustos 2007 yılında şirketi devraldı.L'ONU in data 19 dicembre 2007, ratificò questa decisione.
Turu kazanan takım bir puan ve servis hakkını kazanır.La squadra che vince un'azione di gioco conquista un punto e il diritto a servire.
Aynı zamanda grup kurma ve bir gruba katılmaya zorlanmama hakkını da kapsar.Cresce così il bisogno di associarsi con loro e di appartenere a un gruppo.
SuperSonics o hakkını Texas Üniversitesi forvet'i Kevin Durant'i seçerek kullandı.Selezionarono Kevin Durant proveniente dall'università del Texas.
Kadınlara oy hakkının verilmesini savundu ve bu hakkı 1919'da kabul ettirdi.Questo movimento culminò con la concessione del suffragio femminile nel 1919.
Cesaro ve Sheamus, daha sonra No Mercy için rövanş maçı hakkını kullandığını açıkladı.Cesaro e Sheamus hanno chiesto e ottenuto dunque un match titolato per No Mercy.
Düello hakkını temin edeceğim.Riservato per il Duce.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türkiye'de kâğıt para basma hakkını tek başına elinde bulundurmaktadır.La Banca è stata investita del privilegio esclusivo di emettere banconote in Turchia.
Bu amaca ulaşabilmek için de, sosyal yaşamı tümüyle kontrol altında bulundurma hakkını kendinde görür.Quello che gli sfugge, invece, è il controllo della sua vita personale.
Sizin hakkınızda Japonya'nın geleceğinden daha endişeliyim.Я беспокоюсь больше за тебя, чем за будущее Японии.
Senin hakkını arayacağım.Я на вас управу найду!
Onun isteği mülkiyet hakkını yok etmek, ben ise onu savunuyorum.Она хочет уничтожить право собственности — я желаю сохранить его.
Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin.Ешьте из их плодов и отдавайте должную милостыню в день сбора урожая, и не расточайте.
Bununla birlikte sanatoryuma yatabilme hakkını da kaybetmiş oluyordu.А это означало и утрату права на лечение в санатории.
Sayımda bulunmayanlar ise Kudüs'te ikamet etme hakkını yitirdi.Отсутствовавшие потеряли право проживания в Иерусалиме.
Özellikle 1936 Sovyet Anayasası gizli oylama ile doğrudan genel oy hakkını garantiye almıştı.Конституция СССР 1936 года гарантировала всеобщее избирательное право с соблюдением тайны голосования.