hakkını ile cümle

hakkını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi."Welnu", zei Hij. "Geef de keizer wat de keizer toekomt en aan God wat God toekomt."
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Zatem on im rzekł: Oddawajcież tedy, co jest cesarskiego, cesarzowi, a co jest Bożego, Bogu.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Ο δε ειπε προς αυτους Αποδοτε λοιπον τα του Καισαρος εις τον Καισαρα και τα του Θεου εις τον Θεον.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.А Той рече: Тогава отдавайте Кесаревото на Кесаря, а Божието на Бога.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Він же рече їм: Оддайте ж оце кесареве кесареві, а Боже Богові
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Он сказал им: итак, отдавайте кесарево кесарю, а Божие Богу.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.ויאמר אליהם לכן תנו לקיסר את אשר לקיסר ולאלהים את אשר לאלהים׃
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.فقال لهم اعطوا اذا ما لقيصر لقيصر وما للّه للّه.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.耶 穌 說 、 這 樣 、 該 撒 的 物 當 歸 給 該 撒 、 神 的 物 當 歸 給 神
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.耶穌說 、 這樣 、 該撒 的 物當歸給該 撒 、 神 的 物當歸 給神
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.El a zburat pe Bush cel mai apropiat coacăz şi înclinat capul şi a cântat un cântec mic dreptul la el.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Er flog auf den nächsten Johannisbeere und neigte seinen Kopf und sang ein kleines Lied Recht auf ihn.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Han flög till närmaste vinbärsbusken och lutar huvudet och sjöng en liten sång rätt på honom.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Han fløj videre til den nærmeste solbær Bush og vippes hovedet og sang en lille sang lige på ham.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Hän lensi lähimpään herukka Bush ja kallisti päätään ja lauloi hieman laulun oikea häntä.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Hij vloog naar de dichtstbijzijnde aalbes struik en hield zijn hoofd en zong een liedje rechts bij hem.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Il a volé sur la brousse proche de groseille et pencha la tête et a chanté une petite chanson droit sur lui.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.그는 가장 가까운 건포도 숲에 갔다가 그의 머리를 기울여서 약간 노래를 노래 그를 좋아.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Ông đã bay đến các bụi cây nho gần nhất và nghiêng đầu và hát một bài hát ít phù hợp với anh.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.On je letel na najbližji grm ribeza in nagnjeno glavo in zapel nekaj pesmi desno ob njem.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.On letel na najbližší ríbezlí Bush a naklonil hlavu a zaspieval pesničku priamo na neho.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.On letěl na nejbližší rybízu Bush a naklonil hlavu a zazpíval písničku přímo na něj.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Poleciał do najbliższego krzewów porzeczek i przechylił głowę i zaśpiewała piosenkę w niego.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Úgy repült a legközelebbi ribizli bokrok és döntött a fejét, és énekelt egy kicsit dalt jobb rá.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Viajó a la selva más cercana grosella y ladeó la cabeza y cantó una canción derecho a él.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Volò al più vicino cespuglio di ribes e inclinò la testa e cantava una canzoncina a destra di lui.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Він полетів на найближчий кущ смородини і нахилив голову і співала пісеньку Право на нього.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Он полетел на ближайший куст смородины и наклонил голову и пела песенку Право на него.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.Той отлетя към най-близкия храст френско грозде и накланя главата си, и изпя една малка песен право в него.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.הוא טס על שיח דומדמניות הקרוב הטה את ראשו ושר שיר קטן ישר אליו.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.طار إلى الأدغال أقرب زبيب ويميل رأسه ، وغنى أغنية قليلا الحق في وجهه.
O, en yakın üzümü uçtu ve başını eğip biraz şarkı seslendirdi ona hakkını saklı tutar.彼に右。 "股関節がいる"tha'llがdoinので私を得ると考えている"、"ベンは彼の顔をしわ、言った
Öğrenime girebildiğinizde her iki programı tamamlamaya hakkınız oluyor.Cuando curse sus estudios, podrá obtener ambos títulos consecutivamente.
Öğrenime girebildiğinizde her iki programı tamamlamaya hakkınız oluyor.Kun pääset opiskelemaan, saat oikeuden suorittaa molemmat tutkinnot.
Öğrenime girebildiğinizde her iki programı tamamlamaya hakkınız oluyor.Lorsque vous obtiendrez une place d'études, vous obtiendrez également le droit de passer les deux diplômes.
Öğrenime girebildiğinizde her iki programı tamamlamaya hakkınız oluyor.När du får en studieplats får du rättighet att avlägga båda examina.
Öğrenime girebildiğinizde her iki programı tamamlamaya hakkınız oluyor.После поступления вы получаете право на получение обоих видов образования.
Öğrenime girebildiğinizde her iki programı tamamlamaya hakkınız oluyor.عندما تلتحق بالدراسة، فستحصل على الحق في إنجاز كلتا الدرجتين العلميتين.
Öğrenim hakkının kabul edilmesiAceptación de una plaza para estudiar
Öğrenim hakkının kabul edilmesiMottagande av studieplats
Öğrenim hakkının kabul edilmesiObtention d'une place d'études
Öğrenim hakkının kabul edilmesiOpiskelupaikan vastaanottaminen
Öğrenim hakkının kabul edilmesiЗачисление в учебное заведение
Öğrenim hakkının kabul edilmesiاستقبال مكان الدراسة
Öğrenim hakkının kabul edilmesi想参加研究生之后的教育的人应直接联系相关学校。
Öğrenim hakkınızı zamanında kabul etmezseniz, bu hakkınızı kaybedersiniz.Jos et ota paikkaa ajoissa vastaan, menetät sen.
Öğrenim hakkınızı zamanında kabul etmezseniz, bu hakkınızı kaybedersiniz.Om du inte tar emot platsen i tid, förlorar du den.
Öğrenim hakkınızı zamanında kabul etmezseniz, bu hakkınızı kaybedersiniz.Si no confirma su plaza a tiempo, la perderá.
Öğrenim hakkınızı zamanında kabul etmezseniz, bu hakkınızı kaybedersiniz.Si vous n'acceptez pas cette proposition à temps, vous risquez de perdre votre place.
Öğrenim hakkınızı zamanında kabul etmezseniz, bu hakkınızı kaybedersiniz.Если вы не зарегистрируетесь в качестве учащегося в указанные сроки, то потеряете своё место.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.(38)За да отсъдиш за сирачето и угнетения, Тъй щото човекът, който е от земята, да не застрашава вече.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.(9:39) чтобы дать суд сироте и угнетенному, да не устрашает более человек на земле.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.aby si súdil sirotu a potlačeného, aby viac nestrašil smrteľný človek zo zeme.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Abyś sąd uczynił sierocie i chudzinie, aby go więcej nie trapił człowiek śmiertelny na ziemi.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Abys soud činil sirotku a ssouženému, tak aby jich nessužoval více člověk bídný a zemský.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Anak yatim dan orang tertindas Kaubela perkaranya, supaya tak ada orang yang menakutkan mereka
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.auttaaksesi orvon ja sorretun oikeuteensa, ettei ihminen, joka maasta on, enää saisi kauhua aikaan.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.ca să faci dreptate orfanului şi celui asuprit, şi ca să nu mai însufle groaza omul cel luat din pămînt.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.da maščuje siroto in stiskanega, da ju ne straši več človek, ki je iz zemlje.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.daß du Recht schaffest dem Waisen und Armen, daß der Mensch nicht mehr trotze auf Erden.

İlgili Sayfalar