hakkını ile cümle

hakkını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.for at skaffe fortrykte og faderløse Ret. Ikke skal dødelige mer øve Vold.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.för att skaffa den faderlöse och förtryckte rätt, så att människor, komna av jord, ej längre vålla skräck.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Hogy ítéletet tégy az árvának és nyomorodottnak, hogy többé már ne rettentsen a földbõl való ember.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.고아와 압박당하는 자를 위하여 심판하사 세상에 속한 자로 다시는 위협지 못하게 하시리이다
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.para fazeres justiça ao órfão e ao oprimido, a fim de que o homem, que é da terra, não mais inspire terror.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.para juzgar al huérfano y al oprimido, a fin de que el hombre de la tierra no vuelva más a hacer violencia
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Pour rendre justice à l`orphelin et à l`opprimé, Afin que l`homme tiré de la terre cesse d`inspirer l`effroi.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Tornino gli empi negli inferi, tutti i popoli che dimenticano Dio
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.δια να κρινης τον ορφανον και τον τεταπεινωμενον, ωστε ο ανθρωπος ο γηινος να μη καταδυναστευη πλεον.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.לשפט יתום ודך בל יוסיף עוד לערץ אנוש מן הארץ׃
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.لحق اليتيم والمنسحق لكي لا يعود ايضا يرعبهم انسان من الارض
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.為 要 給 孤 兒 和 受 欺 壓 的 人 伸 冤 、 使 強 橫 的 人 不 再 威 嚇 他 們
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.為要 給孤兒 和 受 欺壓 的 人 伸冤 、 使 強橫 的 人 不再 威嚇 他 們
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.bào chữa công bình cho kẻ mồ côi và người góa bụa, thương người khách lạ, ban đồ ăn và áo xống cho người.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.bào_chữa công_bình cho kẻ mồ_côi và người góa_bụa , thương người khách lạ , ban đồ_ăn và áo_xống cho người .
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.care face dreptate orfanului şi văduvei, care iubeşte pe străin şi -i dă hrană şi îmbrăcăminte.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.Čině soud sirotku a vdově, miluje také příchozího, dávaje mu chléb a oděv.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.Él hace justicia al huérfano y a la viuda, y también ama al extranjero y le da pan y vestido
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.Hij verschaft recht aan weduwe en wees. Hij heeft vreemdelingen lief en geeft hun voedsel en kleding.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.Igazságot szolgáltat az árvának és az özvegynek; szereti a jövevényt, adván néki kenyeret és ruházatot.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.joka hankkii orvolle ja leskelle oikeuden ja joka rakastaa muukalaista ja antaa hänelle ruuan ja vaatteen.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.ki se poteguje za pravdo sirote in vdove in ljubi tujca, podeljujoč mu živeža in oblačil.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.고아와 과부를 위하여 신원하시며 나그네를 사랑하사 그에게 식물과 의복을 주시나니
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.ktorý činí súd siroty a vdovy a miluje pohostína dávajúc mu chlieb a odev.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.Który czyni sąd sierocie, i wdowie, a miłuje przychodnia, dawając mu chleb i odzienie.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.que faz justiça ao órfão e � viúva, e ama o estrangeiro, dando-lhe pão e roupa.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.qui fait droit à l`orphelin et à la veuve, qui aime l`étranger et lui donne de la nourriture et des vêtements.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.rende giustizia all'orfano e alla vedova, ama il forestiero e gli dà pane e vestito
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.som hjelper den farløse og enken til deres rett, og som elsker den fremmede, så han gir ham føde og klær.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.som skaffar den faderlöse och änkan rätt, och som älskar främlingen och giver honom mat och kläder.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.som skaffer den faderløse og Enken Ret og elsker den fremmede og giver ham Brød og klæder.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.und schafft Recht den Waisen und Witwen und hat die Fremdlinge lieb, daß er ihnen Speise und Kleider gebe.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.ποιων κρισιν εις τον ορφανον και εις την χηραν, και αγαπων τον ξενον, διδων εις αυτον τροφην και ενδυματα.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.Който извършва съдба за сирачето и за вдовицата и обича чужденеца, като му дава храна и облекло.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.Который дает суд сироте и вдове, и любит пришельца, и дает ему хлеб и одежду.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.עשה משפט יתום ואלמנה ואהב גר לתת לו לחם ושמלה׃
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.الصانع حق اليتيم والارملة والمحب الغريب ليعطيه طعاما ولباسا.
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.他 為 孤 兒 寡 婦 伸 冤 、 又 憐 愛 寄 居 的 、 賜 給 他 衣 食
Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar.他 為孤兒寡婦 伸冤 、 又 憐愛 寄居 的 、 賜給 他 衣食
Ona hakkını veririm.Aku memberikan haknya.
Ona hakkını veririm.Csak a saját feladatát.
Ona hakkını veririm.Dávám mu, co mu patří.
Ona hakkını veririm.Dei a devida importância.
Ona hakkını veririm.I-am dat ce i se cuvine.
Ona hakkını veririm.Ich gebe ihm seinen Anteil.
Ona hakkını veririm.Ik behandel het goed.
Ona hakkını veririm.Jag ger det dess rättmätiga del.
Ona hakkını veririm.Je reconnais son mérite.
Ona hakkını veririm.저는 제 자신의 가격을 지불합니다.
Ona hakkını veririm.Le doy el lugar que corresponde.
Ona hakkını veririm.Poświęciłam należną daninę.
Ona hakkını veririm.Riconosco il suo merito.
Ona hakkını veririm.Tôi xác lập quyền lợi cho nó.
Ona hakkını veririm.Του δίνω ό,τι του αξίζει.
Ona hakkını veririm.Дадох дължимото му.
Ona hakkını veririm.Да, я отдаю ему должное.
Ona hakkını veririm.Так, я віддаю йому належне.
Ona hakkını veririm.שילמתי את המס שהגיע לו.
Ona hakkını veririm.وفيت لها ديونها.
Ona hakkını veririm.セラピーにも連れて行き

İlgili Sayfalar