hakkını ile cümle
hakkını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau svarade: »Jag är ju döden nära; vartill gagnar mig då min förstfödslorätt?»
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau svarede: "Jeg er jo lige ved at omkomme; hvad bryder jeg mig om min Førstefødselsret!"
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau svarte: Jeg holder på å dø; hvad skal jeg da med førstefødselsretten?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››És monda Ézsaú; Ímé én halni járok, mire való hát nékem az én elsõszülöttségem?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ezav pa reče: Glej, proti smrti hitim, čemu mi tisto prvorojenstvo?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››I řekl Ezau: Aj, já k smrti se blížím, k čemuž mi tedy to prvorozenství?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››I rzekł Ezaw: Otom ja bliski śmierci, cóż mi po pierworodztwie?.
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Kata Esau, "Peduli apa hak itu bagi saya. Saya lapar setengah mati!
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››에서가 가로되 내가 죽게 되었으니 이 장자의 명분이 내게 무엇이 유익하리요
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Rispose Esaù: «Ecco sto morendo: a che mi serve allora la primogenitura?»
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Και ο Ησαυ ειπεν, Ιδου, εγω υπαγω να αποθανω, και τι με ωφελουσι ταυτα τα πρωτοτοκια;
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››А Исав рече: Виж, аз съм на умиране, за какво ми е това първородство?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Исав сказал: вот, я умираю, что мне в этом первородстве?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››ויאמר עשו הנה אנכי הולך למות ולמה זה לי בכרה׃
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››فقال عيسو ها انا ماض الى الموت. فلماذا لي بكورية.
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››以 掃 說 、 我 將 要 死 、 這 長 子 的 名 分 於 我 有 甚 麼 益 處 呢
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››以 掃說 、 我 將 要死 、 這長 子 的 名分 於 我 有 甚麼 益 處呢
Evdeki huzur, evinize kimin gelebileceğine genel olarak karar verme hakkını da içerir.Hemfrid innebär också att du i regel själv får bestämma vem som har tillträde till ditt hem.
Evdeki huzur, evinize kimin gelebileceğine genel olarak karar verme hakkını da içerir.Kotirauha tarkoittaa myös sitä, että sinulla on pääsääntöisesti oikeus päättää, kuka saa tulla kotiisi.
Evdeki huzur, evinize kimin gelebileceğine genel olarak karar verme hakkını da içerir.Домашний покой означает также, что вам принадлежит преимущественное право решать, кого впускать в свой дом.
Evdeki huzur, evinize kimin gelebileceğine genel olarak karar verme hakkını da içerir.السلم المنزلي يعني بأنه لديك الحق بشكل أساسي في تحديد من يجوز له أن يدخل بيتك.
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,(145:7) творящего суд обиженным, дающего хлеб алчущим. Господь разрешает узников,
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,der Recht schafft denen, so Gewalt leiden; der die Hungrigen speist. Der HERR löst die Gefangenen.
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,Ðoán xét công bình cho kẻ bị hà hiếp, Và ban bánh cho người đói. Ðức Giê-hô-va giải phóng người bị tù.
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,Ðoán xét công_bình cho kẻ bị hà_hiếp , Và ban bánh cho người đói . Ðức_Giê - hô-va giải_phóng người bị tù .
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,El face dreptate celor asupriţi; dă pîne celor flămînzi: Domnul izbăveşte pe prinşii de război;
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,Igazságot szolgáltat az elnyomottaknak, eledelt ád az éhezõknek. Az Úr megszabadítja az elfogottakat.
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,Il fait droit aux opprimés; Il donne du pain aux affamés; L`Éternel délivre les captifs;
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,joka hankkii oikeuden sorretuille, joka antaa leivän nälkäisille. Herra vapauttaa vangitut,
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,ki pridobiva pravico zatiranim, hrane daje lačnim. GOSPOD oprošča jetnike,
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,압박 당하는 자를 위하여 공의로 판단하시며 주린 자에게 식물을 주시는 자시로다 여호와께서 갇힌 자를 해방하시며
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,Kterýž činí soud utištěným, dává chléb lačným. Hospodin vysvobozuje vězně.
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,ktorý činí súd utlačeným a dáva chlieb hladným. Hospodin oslobodzuje väzňov.
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,Który czyni sprawiedliwość ukrzywdzonym, i daje chleb zgłodniałym; Pan rozwiązuje więźniów.
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,og skaffer de undertrykte Ret, som giver de sultne Brød! HERREN løser de fangne,
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,que faz justiça aos oprimidos, que dá pão aos famintos. O Senhor solta os encarcerados;
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,quien hace justicia a los oprimidos y da pan a los hambrientos. Jehovah suelta a los prisioneros
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,rende giustizia agli oppressi, dà il pane agli affamati
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,som hjelper de undertrykte til deres rett, som gir de hungrige brød. Herren løser de bundne,
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,som skaffar rätt åt de förtryckta, som giver bröd åt de hungrande. HERREN löser de fångna,
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,Който извършва правосъдие за угнетените, Който дава храна на гладните. Господ ръзвързва вързаните.
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,עשה משפט לעשוקים נתן לחם לרעבים יהוה מתיר אסורים׃
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,المجري حكما للمظلومين المعطي خبزا للجياع. الرب يطلق الاسرى.
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,他 為 受 屈 的 伸 冤 、 賜 食 物 與 飢 餓 的 。 耶 和 華 釋 放 被 囚 的
Ezilenlerin hakkını alan, Açlara yiyecek sağlayan Odur. RAB tutsakları özgür kılar,他 為 受屈 的 伸冤 、 賜食物 與飢餓 的 。 耶和華 釋放 被 囚的
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Aber das heißt nicht, dass ich das Recht habe zu sagen, es ist ein schlechtes Musikstück.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Ale to neznamená, že mám právo povedať, že je to zlá skladba.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Ale to neznamená, že mám právo říci, že je to špatná skladba.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Ale to niekoniecznie oznacza, że to niedobry utwór.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Dar asta nu inseamna ca am dreptul sa spun ca este o piesa muzicala proasta.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.De ez még nem jelenti azt, hogy kijelenthetjük, hogy az egy rossz mű.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.그렇다고 저에게 어떤 음악이 나쁘다고 말할 권리는 없잖아요
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Maar dat geeft mij niet het recht om te zeggen dat het slechte muziek is.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Ma ciò non significa che ho il diritto di dire che è un brutto pezzo.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Mais ça ne m'accorde pas le droit de dire que c'est un mauvais morceau.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Pero eso no significa que tengo derecho a decir que es una mala pieza musical.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Але це не означає, що я маю право говорити, що вона погана.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Но това не ми дава правото да кажа, че произведението не става.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.Но это не значит, что я имею право говорить, что она плохая.
Fakat bu durum bana o parçanın kötü olduğunu söyleme hakkını vermez.אבל זה לא אומר שיש לי את הזכות לומר שזו פיסת מוזיקה לא טובה.