hakkını ile cümle
hakkını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
En benzersiz yemeğin görünümü ve tadının da telif hakkını alamazsınız. Otomobillerde de durum aynı.И не може да се сложи авторско право на вида и усещането дори на най-уникалното блюдо.
En benzersiz yemeğin görünümü ve tadının da telif hakkını alamazsınız. Otomobillerde de durum aynı.Нельзя защитить авторским правом оформление и вкус даже самого уникального блюда.
En benzersiz yemeğin görünümü ve tadının da telif hakkını alamazsınız. Otomobillerde de durum aynı.Не можна захистити авторським правом вигляд та смак навіть найбільш унікальної страви.
En benzersiz yemeğin görünümü ve tadının da telif hakkını alamazsınız.ואי אפשר לרשום זכויות יוצרים של המראה של
En benzersiz yemeğin görünümü ve tadının da telif hakkını alamazsınız.و لايمكنكم نسخ أوتقليد الشكل والإحساس
En benzersiz yemeğin görünümü ve tadının da telif hakkını alamazsınız.その外観や雰囲気の著作権はとれません
Eninde sonunda zorlu ve tehlikeli yerlere varıyorsunuz, maalesef slaytlar bunun hakkını vermiyor.결국은 위협적이고 위험한 장소에 도달하게 되죠. 불행히도 여기 비탈은 참 인정사정 없습니다.
Eninde sonunda zorlu ve tehlikeli yerlere varıyorsunuz, maalesef slaytlar bunun hakkını vermiyor.W końcu dociera się do niebezpiecznego miejsca. niestety, slajdy nie oddają rzeczywistości.
Eninde sonunda zorlu ve tehlikeli yerlere varıyorsunuz, maalesef slaytlar bunun hakkını vermiyor.ובסופו של דבר מגיעים למקומות מטילי אימה ומסוכנים ולמרבה הצער שקופיות פשוט לא מעבירות את הסיפור
Eninde sonunda zorlu ve tehlikeli yerlere varıyorsunuz, maalesef slaytlar bunun hakkını vermiyor.لتصل في نهاية المطاف إلى أماكن حيث هائلة الخطورة للأسف المنزلقات ليست عادلة.
Eninde sonunda zorlu ve tehlikeli yerlere varıyorsunuz, maalesef slaytlar bunun hakkını vermiyor.スライドではよくわからないので 1980年代後半に撮ったビデオクリップをお見せします
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.A feleségének adja meg a férj a köteles jóakaratot; hasonlóképen a feleség is a férjének.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Bărbatul să-şi împlinească faţă de nevastă datoria de soţ; şi tot aşa să facă şi nevasta faţă de bărbat.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Chồng phải làm hết bổn phận đối với vợ, và đối với chồng cũng vậy.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Chồng phải làm hết bổn_phận đối_với vợ , và đối_với chồng cũng vậy .
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.De man moet zijn vrouw geven wat haar toekomt en de vrouw haar man wat hem toekomt.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Der Mann leiste dem Weib die schuldige Freundschaft, desgleichen das Weib dem Manne.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.El esposo cumpla con su esposa el deber conyugal; asimismo la esposa con su esposo
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Il marito compia il suo dovere verso la moglie; ugualmente anche la moglie verso il marito
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.남편은 그 아내에게 대한 의무를 다하고 아내도 그 남편에게 그렇게 할지라
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Manden yde Hustruen sin Skyldighed; ligeledes også Hustruen Manden.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Mannen give sin hustru vad han är henne pliktig, sammalunda ock hustrun sin man.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Mannen gjøre sin skyldighet mot hustruen, og likeså hustruen mot mannen;
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Mąż niech żonie powinną chęć oddaje, także też i żona mężowi.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Muž k ženě povinnou přívětivost okazuj, a tak podobně i žena muži.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Muž nech preukazuje žene povinnú dobroprajnosť a podobne aj žena mužovi.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.O marido pague � mulher o que lhe é devido, e do mesmo modo a mulher ao marido.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Que le mari rende à sa femme ce qu`il lui doit, et que la femme agisse de même envers son mari.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Täyttäköön mies velvollisuutensa vaimoansa kohtaan, ja samoin vaimo miestänsä kohtaan.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Ženi mož izpolnjuj dolžnost, takisto tudi žena možu.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Ο ανηρ ας αποδιδη εις την γυναικα την οφειλομενην ευνοιαν ομοιως δε και η γυνη εις τον ανδρα.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.А на жените заръчвам, и то не аз, но Господ: Жена да не оставя мъжа си;
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Муж оказывай жене должное благорасположение; подобно ижена мужу.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.Нехай чоловік оддає жінці, яку треба, любов; так само й жінка чоловікові.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.האיש יקים חובת העונה לאשתו וכמו כן האשה לבעלה׃
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.ليوف الرجل المرأة حقها الواجب وكذلك المرأة ايضا الرجل.
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.丈 夫 當 用 合 宜 之 分 待 妻 子 、 妻 子 待 丈 夫 也 要 如 此
Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.丈夫 當 用 合宜 之 分 待 妻子 、 妻子 待 丈夫 也 要 如此
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.Acum, în America, de fapt, nu poţi să renunţi la dreptul de a avea un proces cu juri.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.Ahora, en EEUU, de hecho, no puede ceder su derecho de recurrir a juicio de jurados.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.En fait aux Etats-Unis, vous ne pouvez pas renoncer à votre droit de faire un procès.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.In den USA kann man tatsächlich sein Recht auf ein Geschworenengericht nicht abtreten.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.현재 미국에선 사실 배심원 재판을 신청할 권리를 포기할 수 없는 실정입니다.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.Nos EUA não é possível abdicar dos direitos a um julgamento por júri.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.Ora, in America, infatti, non si può rinunciare al diritto di un processo con giuria.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.W Ameryce nie można zrezygnować z prawa rozpatrzenia sprawy przez sąd.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.В Америка всъщност не можеш да се откажеш от правото си на процес чрез съдебни заседатели.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.Сегодня по факту в Америке вы не можете отказаться от права на суд присяжных.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.עכשיו באמריקה, אינך יכול לוותר על הזכות למשפט עם חבר מושבעים.
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.الآن، في اميركا، في الواقع، لا يمكنك إسقاط حقك في المحاكمة بواسطة هيئة محلفين .
Esasen, bugün Amerika'da dava açma hakkınızdan vazgeçemezsiniz.しかしすべてを説明してくれるビデオがあれば
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››A Ezav povedal: Hľa, jednako idem zomrieť, načože mi je prvorodenstvo?!
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Eesau vastasi: "Katso, minä kuolen kuitenkin, mitä minä esikoisuudellani teen?"
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Então replicou Esaú: Eis que estou a ponto e morrer; logo, para que me servirá o direito de primogenitura?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Entonces Esaú dijo: --He aquí que yo me voy a morir; ¿de qué, pues, me servirá la primogenitura
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau antwortete: Siehe, ich muß doch sterben; was soll mir denn die Erstgeburt?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau a răspuns: ,,Iată-mă, sînt pe moarte; la ce-mi slujeşte dreptul acesta de întîi născut?``
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ê - sau đáp rằng : Nầy , anh gần thác , quyền trưởng_nam để cho anh dùng làm_chi ?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ê-sau đáp rằng: Nầy, anh gần thác, quyền trưởng nam để cho anh dùng làm chi?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ésaü répondit: Voici, je m`en vais mourir; à quoi me sert ce droit d`aînesse?