(Sana gelenleri) İnkar edip Allah yolundan menedenler, hakikaten uzak bir sapıklığa düşmüşlerdir.Those who denied and turned away from the path of God, have wandered far astray.
Kendi vicdanlarına başvurup (içlerinden): "Hakikaten sizler haksızsınız!" dediler.Then they thought and observed: "Surely you are yourselves unjust."
Onların söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz.We know what they say distresses you.
Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler."The apostles of our Lord had indeed brought the truth."
Lut onlara: "Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.He said: "You are people I do not know."
Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz."Yet we bring to you the truth, and we are truthful.
Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır.Indeed there is a portent in this for those who believe.
Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.Assuredly God is forgiving and kind.
Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!"I truly think, O Pharaoh, your days are done."
Hakikaten onlar, Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık.They were a few young men who believed in their Lord; so We gave them greater guidance.
Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.I am exhausted from this journey."
Hakikaten benim tarafımdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonuna ulaştın.You have my apology."
Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!They exclaimed: "O Mary, you have done a most astonishing thing!
Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi.O my father, to me has come such knowledge as never came to you.
Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.He was a truthful person and a prophet,
Hakikaten siz, pek çirkin bir şey ortaya attınız.You have uttered a grievous thing
Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir.It has been revealed to us that punishment will befall him who denies and turns away.
Hakikaten Harun, onlara daha önce: Ey kavmim! demişti, siz bunun yüzünden sadece fitneye uğradınız.Aaron had indeed told them earlier: "O my people, you are being only misled with this.
Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim!, der.He will ask: "O Lord, why have you raised me blind when I was able to see?"
Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.Verily they were among the doers of good.
Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.Verily God is forgiving and kind.
Hakikaten Allah, yalnız O zengindir, övgüye değerdir.Surely God is all-sufficing, worthy of praise.
Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın.You are surely on the right path.
Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.In fact We have sent the truth to them, but they are liars.
Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.I have rewarded them this day for they were constant, and they have come to attainment."
Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir.Surely those who ask leave of you are the ones who believe in God and His Apostle.
Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı.He led me astray from the Warning after it had come to me.
Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.O Prophet, We have sent you as a witness and a bearer of happy tidings and an admonisher,
Müttakiler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar.Surely those who fear and follow the straight path will be in a place of peace and security
Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.So do not lose heart or be grieved, for you will surely prevail if you are believers.
De ki: "Hakikaten Allah, dilediğini şaşırtır ve kendisine gönül vereni de hidayete erdirir."Say: "God leads whosoever He wills astray, and guides whoever turns to Him in repentance.
Hakikaten onlar, Rablerine iman eden birkaç genç idi. Biz de onların hidayetlerini artırdık.They were a few young men who believed in their Lord; so We gave them greater guidance.
Hakikaten benim tarafımdan ileri sürülebilecek son mazerete ulaştın.You have my apology."
"Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."Go to the Pharaoh as he has become exceedingly rebellious."
Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.I have rewarded them this day for they were constant, and they have come to attainment."
Çünkü zikir (Kur'ân) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı.He led me astray from the Warning after it had come to me.
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?"(Do you think) we would be paid back our due when we are dead and reduced to dust and bones?'
O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.We found him patient in adversity, an excellent devotee, always turning in repentance.
Beni dinlersen derhal şehri terk et!Ben, hakikaten senin iyiliğini isteyen biriyim!”Go away from the city. I wish you well."
İşte Allah’ın hudutları! Kim Allah’ın hudutlarını çiğnerse hakikaten kendine zulmetmiş olur.Any one who exceeds the limits set by God sins against his own self.
Kitapta İdris'i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.And remember Idrees in the Book; he was indeed very truthful, a Prophet.
Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.And We admitted them into Our mercy; indeed they are among those who deserve Our proximity.
Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.We have indeed sent you as an observing present witness and a Herald of glad tidings and warning.
Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, hepsi O'nundur.Do you not know that for Allah only is the kingship of the heavens and the earth?
İşte insanlardan bir çoğu, hakikaten ayetlerimizden gafildirler.Surely many men are heedless of Our signs.'
Hakikaten biz zalim kimselermişiz!" derler.We were evildoers.'
O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.He was a penitent.
(Resulüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir.Verily those who ask thy leave, those are they who believe in Allah and His apostle.
Hakikaten onlar yoldan tam çıkmış bir güruhtur.” [7,133; 17,101]Verily they have been a people transgressing.
Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.He is the All-Knower, the All-Seer of His slaves."
Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!"And I think you are, indeed, O Fir'aun (Pharaoh) doomed to destruction (away from all good)!"
Hakikaten biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür.And indeed We have put forth every kind of example in this Quran, for mankind.
Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!Indeed you have brought a thing Fariya (an unheard mighty thing).
Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi.Verily! There has come to me of knowledge that which came not unto you.
Her kim ki kendisini gazabım çarparsa, hakikaten o, yıkılıp gitmiştir.And he on whom My Anger descends, he is indeed perished.
(Kardeşleri) dediler ki: Allah'a andolsun, hakikaten Allah seni bize üstün kılmış.They said, “By God, God has preferred you over us.
Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın.And invite to your Lord; you are upon a straight guidance.
Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.We are always testing.
Hakikaten İblis onlar hakkındaki zan ve temennisini gerçekleştirdi, muradına erdi.Satan was correct in his assessment of them.
Oysa ben, hakikaten görür idim!, der.Why have You raised me blind when I had sight in the world?"