Hakikaten lezzetli.This is really delicious.
O hakikaten sıkıcı mıydı?Was he really boring?
Bu cep telefonu hakikaten pahalı.This cellphone is really expensive.
Ben de hakikaten öyle düşünmüyorum.I really don't think so.
Bu hakikaten yeterince büyük değil.That's not quite big enough.
Ben gerçekten, hakikaten ona inanıyorum.I really, truly believe that.
Bu çözmek için hakikaten zor bir problem.It's a truly difficult problem to resolve.
Sami hakikaten kısaydı.Sami was really short.
Senle konuşmaktan hakikaten zevk alıyorum.I really enjoy speaking to you.
Bunun hakikaten hiçbir önemi yok.That really doesn't matter.
Bunların herhangi birinin hakikaten önemi var mı?Does any of this really matter?
Bunların herhangi birinin hakikaten önemi var mı ki?Does any of this really matter?
Bunların bir tanesinin hakikaten önemi var mı ki?Does any of this really matter?
"Hakikaten Hande'ye neler oluyor?"."Hakikaten Hande'ye neler oluyor?".
"Hakikaten Hande'ye neler oluyor?". sozmuzik.com."Hakikaten Hande'ye neler oluyor?". sozmuzik.com.
Hakikaten güzel oynadılar ve galibiyeti hakettiler" yorumu yapmıştı.They did it and fair play to them.”
Hakikaten suları gümüş gibi berraktır."These show the water boiling as the flow passed over it.
Hakikaten de Jackie Brown esas olarak siyahi izleyici için yapılmış bir filmdir.Jackie Brown is a wonderful homage to black exploitation films.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.And we have actually flown this vehicle and lost an engine, and continued to hover.
Fikrinizi değiştirin çünkü hakikaten yanlış bir şey değil.- Get a hobby.
Ve burada hakikaten dört şey var.And really there are four things here.
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Were there no natural advantages--no water privileges, forsooth?
Hakikaten anlamıyorum.I don't get that.
Hakikaten, beşeri bilimlerden birini bulun.In fact, find somebody from the humanities.
Hakikaten kötü varlıklar.And in fact, they're even stinkier than that.
Hakikaten çok ucuz bir biçimde inşa edildi kitaplar için bir otopark olarak.It's literally built in a very inexpensive way -- it is a parking garage for books.
Bence bu hakikaten şahane.I think this was truly fantastic.
Evet, hakikaten gelemezmiş zaten.So yes, it's highly unlikely that he'll come.
Bu hakikaten çok ilginç, değil mi?So this is pretty amazing, isn't it?
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.(Laughter) But I really want you to learn.
Onlar hakikaten yetiştiler.They really caught up.
Bu, rastgele bir matematiksel oyun değil. - Bu vektörler hakikaten faydalı.It's not just some mathematical game we're playing, although sometimes we do fall into that trap.
Buna inanması hakikaten çok zor.So it's very hard to believe.
Oh Ha Ni,hakikaten Baek Seung Jo'dan hoşlanmıyor musun?Oh Ha Ni, do you truthfully dislike Baek Seung Jo?
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!And this is really delicious.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.The Nigerian filmmakers really, really, are doing what they like.
Duvar, hakikaten, teröre bir çözüm yarattı.The fence has, in fact, created a solution to terror.
Hakikaten inandığım bir şey.Something I truly believe.
İnsanların bu kapkeki satın almak için daha ne kadar ödeyeceklerini merak ediyorum hakikaten.I want to see how much people are willing to pay.
Yani teknik olarak, ben bunu hakikaten okuyabilirim.So technically, I can actually read this.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.I mean really listen to that thunder within yourselves.
Ve hakikaten mevcut bulunup içerde ne olup bittiğini izleyebiliyorlar.And they can really be present and watch what happens inside.
Bu risksiz getiri varsayımı hakikaten çok önemli.And this risk-free is the big assumption.
Hakikaten.O konuyu gerçekten bilmiyorumTruthfully, I don't really know about it.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.It so happens that these weapons are dangerous.
HEMŞİRE Ay, hakikaten.NURSE Ay, forsooth.
Ama hakikaten, sizlere şunu söylüyorum:But really, I would say to people:
Hakikaten Asya'nın dirilişi ya da geri dönüşü denilmeli.It really should be called the recovery or return of Asia.
Bir akşam sahnede, hakikaten vajinamın içine girdim.One night on stage, I actually entered my vagina.
Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.It's just like music -- it really is just like music.
Hakikaten saçma.It's just absurd.
Hakikaten vucut ile tekrar bütünleşir.It actually gets reintegrated in the body.
Yani bu proje hakikaten kendi organik yaşamını yaratmıştı.So this project really has taken on this inner organic life of its own.
Hakikaten tam bir başarı öyküsü olurdunuz.Truly, you would be a great success story.
Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.Not to make a bad joke, but it was really épuisé.
Kötü bir şey görürsem hakikaten mutsuz olacağım.And if I see something negative, I'm going to be miserable, indeed."
BARIŞ için hakikaten bir şansımız var.Amazing feeling of freedom.
Ben de inanıyorum ki, iş dünyası insanlığı ileriye taşıyacak hakikaten de.And I do believe that business will move the great mass of humanity forward.
Hakikaten muazzam bir is cikarmislar.They really did a fantastic job.
Uyudun mu lan hakikaten?Mert