Ana içeriğe geç
Sözlük

hakikat ile cümle

hakikat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.Nhưng tôi thật sự mốn bạn thấy.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.Pero realmente quiero que aprendan.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.(Risos) Mas eu quero mesmo que vocês aprendam.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.(Skratt) Men jag vill verkligen att ni ska lära er.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.Tapi saya benar-benar ingin Anda belajar.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.Αλλά θέλω πραγματικά να μάθετε.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.Но наистина искам да се научите.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.(Сміх) Я дійсно хочу, щоб ви зрозуміли.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.Я действительно хочу, чтобы вы убедились на себе.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.אבל אני באמת רוצה שתלמדו.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.ولكني أريد منكم أن تتعلموا شيئاً
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.- 目はそらさないで -
Ama hakikaten, sizlere şunu söylüyorum:Aber was ich wirklich raten würde:
Ama hakikaten, sizlere şunu söylüyorum:Co bych opravdu řekl bych lidem:
Ama hakikaten, sizlere şunu söylüyorum:Maar ik zou echt tegen mensen willen zeggen :
Ama hakikaten, sizlere şunu söylüyorum:Mais au fond, je dirais aux gens :
Ama hakikaten, sizlere şunu söylüyorum:Mas a sério, eu queria dizer às pessoas:
Ama hakikaten, sizlere şunu söylüyorum:Но на самом деле, я бы сказал людям:
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Aber wir fangen viel zu effizient, und ihre Anzahl bricht weltweit ein.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Ale prawda jest taka, że łowimy je nader skutecznie, a ich liczebność wszędzie spada.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.A resnica je, da smo pri lovu nanje več kot učinkoviti, zato je njihovo število po svetu padlo pod vse meje.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Dar adevărul este că suntem mult prea pricepuți la prinderea lor, iar numărul lor a scăzut în toată lumea.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.De az igazság az, hogy túl eredményes halászok vagyunk, és az állományuk világszerte megcsappant.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.하지만 진실은 우리가 그들을 잡는데 너무 유능하다는 것이죠. 그리고 그들의 보유 개체수가 전세계적으로 폭락해 오고 있습니다.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.La verità è che siamo troppo efficienti nel catturarli, e il loro numero è crollato in tutto il Pianeta.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Maar de waarheid is dat we veel te efficiënt zijn in het vangen, en de populaties zijn wereldwijd ingestort.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Men sanningen är den att vi är för bra på att fånga dem, och deras antal har kollapsat globalt.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Но истината е, че ние сме прекалено способни в улавянето им, и техните залежи са се сринали в световен мащаб.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.Проте правда в тому, що ми занадто вміло їх виловлюємо, тому їхній вид вимирає по всьому світу.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.אבל האמת היא שאנחנו יעילים מדי בתפיסה שלהם, והמלאי שלהם התמוטט ברחבי העולם.
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.ولكن الحقيقة هي اننا فعالين جدا في القبض عليهن ، وانهارت أسهمها في جميع أنحاء العالم
Ama hakikat şu ki onları avlamakta gereğinden iyiyiz, ve dünyadaki sayıları ani ve ciddi düşüşte.クロマグロの数は世界的に減少してしまいました。 これは数年前に撮った写真で
Anladýk ÝTÜ'de... ...okuyorsun ođlum. - Hakikaten dođru söylüyor ođlum.Kuzey.
Anladýk ÝTÜ'de... ...okuyorsun ođlum. - Hakikaten dođru söylüyor ođlum.Кузей.
Artık öğrenmeye başladığımız, bunun bir senfoni gibi olduğu. Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.To, co odkrywamy, jest jak symfonia, jak muzyka.
Bakışlarını incelemek hakikaten ilginç.Es cierto. De hecho, si te fijas en las miradas es muy interesante.
Bakışlarını incelemek hakikaten ilginç.Так і є, якщо подивитись на погляди.
Bakışlarını incelemek hakikaten ilginç.Это правда. Фактически, если вы посмотрите на взгляды, это действительно интересно.
Bakışlarını incelemek hakikaten ilginç.فعلا هي ستبدو لا مجال للشك فيها لو أنك شاهدت هذه المشاهد
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Een simpel feit: je kon in Afghanistan niemand bellen om 8:30 in de avond.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Egy egyszerű tény: egy afgánt nem lehetett este 8:30-kor hívni.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Eine einfache Tatsache: man konnte keinen Afghanen um 8:30 abends anrufen.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Et simpelt faktum: man kunne ikke ringe til en afghaner kl.20:30.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Một điều đơn giản: bạn không thể gọi điện cho một người Afghan vào lúc 8:30 tối.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Un fatto semplice: non potevate provare a telefonare ad un Afghano alle 8:30 di sera.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Un sencillo hecho: no podrías llamar a Afganistán a las 8:30 de la noche.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Un simplu fapt: nu puteai să suni un afgan la 8:30 seara.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Ένα απλό γεγονός: δεν θα μπορούσατε, αν προσπαθούσατε, να καλέσετε έναν Αφγανό στις 8:30 το βράδυ.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Един прост факт: не можеше да опитате да се обадите на един афган в 8:30 вечер.
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.Просто один факт: в 8:30 вечера дозвониться до афганца невозможно.
Basit bir hakikat:Jeden prosty fakt:
Basit bir hakikat:한가지 간단한 사실을 알려드리자면
Basit bir hakikat:Un fait tout simple:
Basit bir hakikat:דבר אחד פשוט:
Basit bir hakikat:حقيقة بسيطة:
Basit bir hakikat:夜8時半にアフガン人が 電話に出なくなったこと
Bence bu hakikaten şahane.Acho que isto foi fantástico.
Bence bu hakikaten şahane.Creo que fue realmente fantástico.
Bence bu hakikaten şahane.Dit is werkelijk geweldig.
Bence bu hakikaten şahane.Je pense que c'était simplement fantastique.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod