Ana içeriğe geç
Sözlük

hakikat ile cümle

hakikat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu saçma olur. Hakikaten saçma.つまり この全く異なるスケールで地球がどこへ向かっているのか
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.De ezek a fegyverek veszélyesek.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.Det er også rigtigt at disse våben er farlige.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.Deze wapens zijn gevaarlijk.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.사이버 무기는 실제로 위험합니다.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.Pravdou zůstává, že tyto zbraně jsou nebezpečné.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.Sự kiện trên cũng cho thấy rằng những vũ khí này rất nguy hiểm.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.Te bronie są niebezpieczne.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.Yang ternyata senjata-senjata ini berbahaya.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.Оказывается, что это оружие опасно.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.По някакво съвпадение, тези оръжия са опасни.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.מסתבר שהנשקים האלה מסוכנים.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.يحدث ذلك أن هذه الأسلحة تشكل خطرا.
Bu silahlar hakikaten tehlikeli.大きな脅威なのです
Bu vektörler hakikaten faydalı.Mais ils sont vraiment utiles.
Bu vektörler hakikaten faydalı.One są faktycznie użyteczne.
Çünkü hakikaten de, o incecik katmanı görmek çok çarpıcı ve göz alıcıdır ki...لأنه حقا من الصاعق و المفاجئ أن ترى طبقة بسمك ورقة و تدرك
Çünkü ikiniz de Hakikat'e olan aynı sevgiye odaklanmış olacaksınız.Denn ihr seid beide auf die selbe Liebe für Wahrheit konzentriert.
Çünkü ikiniz de Hakikat'e olan aynı sevgiye odaklanmış olacaksınız.Mert mindketten ugyanarra fókuszáltok, az Igazság iránti szeretetre.
Çünkü ikiniz de Hakikat'e olan aynı sevgiye odaklanmış olacaksınız.Omdat u beide binnen de dezelfde liefde voor waarheid gericht zijn.
Çünkü ikiniz de Hakikat'e olan aynı sevgiye odaklanmış olacaksınız.Parce que vous êtes tous les deux centrés sur ce même amour de la vérité.
Çünkü ikiniz de Hakikat'e olan aynı sevgiye odaklanmış olacaksınız.Pentru că amândoi sunteți imersați în aceeași dragoste pentru Adevăr. Si nu o să vă disipați în exterior.
Çünkü ikiniz de Hakikat'e olan aynı sevgiye odaklanmış olacaksınız. Uzaklaşıyor olmayacaksınız.Porque los dos se concentran en lo mismo, en el amor por la verdad, no tirando hacia fuera
Çünkü ikiniz de Hakikat'e olan aynı sevgiye odaklanmış olacaksınız.Διότι είστε και οι δυο εστιασμένοι μέσα στην ίδια αγάπη για την Αλήθεια.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.나토는 이 공격의 배후에 러시아가 있었는지 100% 확신할 수 없었기 때문이죠.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Fordi NATO ikke kunne være 100% sikker på at Kreml faktisk stod bag disse angreb.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Karena NATO tidak bisa yakin 100% bahwa Kremlin yang mendalangi penyerangan itu
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Omdat de NAVO niet 100% zeker kon zijn dat het Kremlin daadwerkelijk achter deze aanvallen zat.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Ponieważ NATO nie mogło mieć 100% pewności, że to Kreml stał za tymi atakami.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Porque a NATO não tinha 100% de certeza de que o Kremlin estava de facto por detrás destes ataques.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Потому НАТО не может быть на 100% уверенным, что Кремль организовал эти атаки.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Тъй като НАТО не може да бъде 100% сигурно, че Кремъл стоеше наистина зад тези атаки.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.מפני שנאט"ו לא היתה יכולה להיות בטוחה ב 100% שהקרמלין באמת היה מאחורי המתקפות האלו.
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.لأن الحلف لا يمكن أن يكون متأكدا 100 ٪ ان الواقع وراء هذه الهجمات هو الكرملين .
Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.関わっているか否か100%の確信は持てなかったからです つまり裏を返せば
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Ich meine wirklich dem Donner in uns selbst zuhören.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Jag menar att verkligen lyssna på åskan inom er.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.여러분 속에 있는 천둥소리를 들어보라는 의미입니다
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Refiro-me a escutar esse trovão dentro de nós mesmos.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Tôi thực sự muốn các bạn lắng nghe tiếng sấm đó trong chính các bạn.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.Zastanówcie się, jak odczuwacie w sobie grom.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.אני מתכוונת באמת להקשיב לרעם בתוככם.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.أنا أعني السماع حقاً لذلك الرعد داخل نفوسنا.
Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin.それを拍手で表すんです さあどうぞ
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletler그러니까 제 말은, 이건 비교를 하자면 이 사람은 진짜 대단한 업적을 이룬 선수인거죠
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerTak dla porównania. Ścigałam się z dobrymi sportowcami.
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerאני רק רוצה לתת לכם קנה מידה -- אלו באמת ובתמים אתלטים מעולים,
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerاقصد ان هذا ذلك سيعطيك مقارنة عن قدرات هؤلاء الرياضيين الحقيقين هناك .. ذوي الاحتياجات الخاصة
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerそんな熟練した すごい人がいることが分かったの
Deney, hakikati aramaktır. Hakikati somut olarak aramaktır.Un esperimento è:cercare la verità, potenziale ricerca della verità.
Deney, hakikati aramaktır. Hakikati somut olarak aramaktır.Un experimento es: búsqueda de la verdad potencial búsqueda de la verdad.
Deney, hakikati aramaktır.Експериментът е търсене на истината, но по веществен начин.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.그래서 가서 진짜로 영화를 찍었어요 영화 역사상 최악의 영화라고 할 수도 있겠지만
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.Menoksi! Teimme tosiaan elokuvahistorian huonoimman filmin.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.Pojechaliśmy i nakręciliśmy ten film, chyba najgorszy w historii kina.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.Y nos fuimos, y lo hicimos, hicimos una película, quizá la peor película en la historia del cine.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.Мы уехали и действительно сняли фильм, который, наверное, стал наихудшим в истории кино.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.יצאנו לדרך, ועשינו סרט, שבמקרה היה הסרט הכי גרוע שאי פעם נוצר בהיסטוריה של עשיית סרטים.
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.وانطلقنا, وبالفعل قمنا بتصوير الفيلم والذي كان بلا شك أسوأ فيلم تم تصويره على الإطلاق في تاريخ الأفلام
Düştük yola, hakikaten de bir film yaptık, herhalde, film tarihinde yapılmış en kötü film olmalıydı.それは映画史上 最低の映画でしたが 最高で最上の体験でした
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod