İslam hukukuna göre mahkeme tek hakimden oluşmalıydı.Основният принцип е, че Международният съд има юрисдикция само при изразено съгласие.
Hak ve adaleti hâkim kıldı.Pravda njegova i dostojantvo njegovo od njega samog dolaze.
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.Čovjeka ne treba cijeniti po onom što (po nasljeđu) jest, nego po onom što sam od sebe, u praksi, načini.
Nikos Sampson Kıbrıs'ta da hakim olmaya başladı.Njega je ubrzo svrgnuo Nikos Sampson.
Monopsoni, tek alıcının birden fazla satıcının olduğu bir piyasaya hakim olduğu iktisadi bir durumdur.Monopson: takvo tržišno stanje gdje je samo jedan kupac na strani potražnje.
Hakimiyet-i Milliye.Tisuću haiku.
Ayrıca Romalılar'ın Ermenistan Krallığı üzerindeki hakimiyetini tanımak zorunda kaldı.Također je morao priznati vrhovnu rimsku vlast nad Armenijom.
Øresund'un hakimiyet altına alınması, tarih boyunca Danimarka ve İsveç için önemli bir yer tuttu.Politička kontrola nad Øresundom važno je pitanje u Danskoj i Švedskoj povijesti.
Ortaçağ'da Norman hakimiyetinde Malta'daki Yahudi nüfusu doruğa ulaştı.Židovska zajednica Malte dosegla je svoj vrhunac u srednjem vijeku za vrijeme normanske vlasti.
Bu savaşın sonucunda Sparta hâkimiyetini ve Tebai üzerindeki üstünlüğünü kaybetti.Posljedica te pobjede bio je kraj spartanske i uspostava tebanske nadmoći.
En son Romalılar ve Bizanslılar hakim olmuşlardır.Prisutni Rimljani i Židovi shvatili su, što su učinili.
Om’un ilk üç albümünde vokalde ve bas gitarda Al Cisneros, davulda ise Chris Hakius vardır.Prva tri albuma skupine uključuju Ala Cisnerosa na vokalu i bas-gitari i Chrisa Hakiusa na bubnjevima.
Sadece hakim kuvveti vardır ve o da kalpte oturur.Sudska vlast je u rukama kadije koji također sjedi u Kninu.
Murabıtlar hakimiyeti: 1094-1144.Pod teretom kolektivne krivnje, 91.-104.
Cosimo, Floransa Cumhuriyeti’ne hâkim oldu.ŠRI LANKA priznala Republiku Hrvatsku.
Daha sonra Şam'a taşındı ve orada başarılı bir hakim olarak çalıştı.Nakon toga se preselio u Sušak i Zagreb, gdje je radio kao javni branitelj.
Fenikeliler'in hâkimiyeti MÖ 709'da Asurluların Kıbrıs'ı ele geçirmesi ile son buldu.Kao dio sicilijanskog emirata, kontrolu su nad područjem 909. dobili Fatimidi.
İspanya bu bölgelerdeki hakimiyetini 1519-1821 yılları arasında korumuştur.Ova je područja španjolska držala pod svojom konrolom od 1519. do 1821.
Böylece Etrüskler adaya hakim oldu.Vlasnici su se na tom otoku prije bavili ovčarstvom.
Daha sonra Köln'de stajyer hakim olarak çalıştı.Nakon toga radio je kao odvjetnik na sudu u Kölnu.
Buna kimsenin itiraz edemeyeceği hakikatini söyleyeceğim.Njegovim se odlukama nitko nije smio usprotiviti.
Üst Mahkeme hakimi davayı reddetti.Njen suprug se žalio na visoki sud.
Hakim, avukatları kürsüye çağırır ve davanın düştüğünü açıklar.Nakon što sudac stiže, poziva odvjetnike i odbacuje slučaj.
Amerika Birleşik Devletleri hâkimleri Başkan tarafından atanır, ve Senato onayına tâbidirler.Suce Vrhovnog suda imenuje predsjednik SAD-a, a potvrđuje Senat.
17. yüzyılın ikinci yarısında Hollanda büyük bir donanmaya sahipti ve küresel ticarete hakimdi.Nizozemska je u prvoj polovici 17.stoljeća zauzela vodeći položaj u svjetskoj pomorskoj trgovini.
Bursa Hakimiyet.Utvrdivanje dohotka.
"Hakikaten Hande'ye neler oluyor?". sozmuzik.com.U kojoj skupini za ždrijeb se nalazi Hrvatska?. eurosong.hr.
Fransızlar Afrika'nın batısı ve güney üstünde hakimiyet kurmuşlardır.Francuzi su htjeli na Kupres, odakle se kontrolira cijela zapadna i jugozapadna Bosna.
Ancak bu sıralarda adanın büyük bir kısmında halen Fransız hakimiyeti sürmekteydi.Na kraju su Francuzi dobili ipak osjetno veći dio otoka.
Avusturya'nın hakimliğinde İlirya Krallığı kuruldu.Austrija je na tom području osnovala Kraljevinu Iliriju.
Sonra bir dönem için Avusturya hakimiyeti altına girdi.Tijekom austrijske vlasti služila je kao zatvor.
Bir diğer meseleyse "hakikilik" mefhumunun da sorgulanması gerektiğidir.Ako da, odgovarajući čvor nasljednik mora također biti pretražen.
1998-2000 da Sundowns lige hakim olmuştur.Od 1992. do 1996. bio je disciplinski sudac HNL-a.
Geniş yapraklı ağaçların hakim olduğu bu kısımda, iğne yapraklı ağaçlar oldukça azdır.Između starih stabala koja su dosta rijetka javlja se mlada mješovita šuma.
Avama hakikatlerin gereken kadarı, onların anlayabileceği düzeye indirgenerek hikâyelerle anlatılırdı.Možda nam je potrebna priča ispričana na toj razini kako bi je razumjeli.
Titanyum oksit M yıldızlarında kuvvetli olabilir, genellikle M5 ile hakimdir.Oxidy titánu môžu byť veľmi silné, zvyčajne prevyšujúce nad M5.
Hakikatte var olan sadece Tanrı'dır.Boh teda musí reálne jestvovať.
Hâkim olarak görev yaptı.Povolaním bol sudca.
El-Hakim kaçmayı başardı.Pospíšilovi sa podarilo utiecť.
1580 ile 1640 yılları arasında Portekiz’in İspanya hakimiyeti altına girmesiyle antlaşma anlamsız hale geldi.Zmluva sa stala bezvýznamnou medzi rokmi 1580 až 1640, keď bolo Portugalsko kontrolované Španielskom.
Vakfiye, vakfedenin malını verdiğini gösteren ve hâkimin vakfa dair hükmünü içeren belgedir.Akú nádej dáva žalobcovi a poskytuje...
Bu evrede "id"in hakimiyeti vardır.Na pravej nohe má zvislo "Witness".
Reinhardt'ın aletine olan hakimiyeti had safhadadır.Reiningový kôň sa musí nechať ochotne viesť.
Amerika Birleşik Devletleri hâkimleri Başkan tarafından atanır, ve Senato onayına tâbidirler.Členov do Najvyššieho súdu Spojených štátov amerických menuje prezident a sú schvaľovaní senátom.
Çocuk mahkemesi, tek hâkimden oluşur.Detskú porotu tvoril jeden porotca z každej krajiny.
İspanya hâkimiyetinin ardından Quito on bin kişinin yaşadığı bir şehirdi.Po skoro 300 rokoch španielskej kolonizácie bolo Quito mestom s cca.
Mayer, Ağustos 1928'de, kazananları belirlemek için Akademi Merkez Kurulu Hakimleriyle temasa geçti.V auguste 1928 nechal na dresy pridať čísla hráčov.
Mutluluk hakikati bilerek, ona uygun yaşayarak elde edilir.Ich pravda je zdôraznená a zdôvodnená len ich praktickým užívaním pre život.
Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur.V ľudskom vnútri prebýva pravda.
Bu protestolar arasında avukatların iki defa reddi hakim talebi mahkemece geri çevirildi.Vyskytujú sa dohady, že tieto vzťahy mu pred Národným súdom zachránili život.
Uzun yıllar hakim, savcı ve avukat olarak çalıştı.Štát v niektorých prípadoch zaujal úlohu žalobcu a sudcu.
Toplumda Hoşgörü hakim olmalıdır.V budúcnosti by mala pamiatka slúžiť verejnosti.
Farklı, ironik ve absürt bir komedi anlayışı tüm filme hakimdir.Autorka vtipne a ironicky podáva mimoriadne závažnú tému.
Ve mutfağın hakimi odur.Je to špecialita gruzínskej kuchyne.
5. yüzyıla kadar elde tutacağı hakim bir statü sağladı.Uctieva sa dokázateľne od 5. storočia.
Hakikat görüşümüz şu an nesnelleşme büyüsü altındadır.Ilúzia je skreslený vnem skutočnosti.
İmparatorluğun 395'te dağılmasından sonra bölge, Bizans İmparatorluğu'nun hakimiyetine geçmiştir.Po rozdelení Rímskej ríše v roku 395 sa táto oblasť stala súčasťou Byzantskej ríše.
İlçede hakim rüzgar yönü güney batısıdır.Prevládajúci smer vetra je juhozápadný.
1976 Yılında hâkim adayı olarak İstanbul Adliyesi'nde kamu görevine başladı.V roku 1976 sa stal členom Stáleho arbitrážneho dvora v Haagu.
Hakikatlere ulaşabilmede dinler yetersizdir.Objektívna pravda je nedosiahnuteľná.