Hâkimiyet-i Milliye.Triệu Nhĩ Tốn.
Çünkü bu kılıcı kim ele geçirirse dünyaya da o hakim olacaktır.Trên thanh kiếm ghi rõ rằng ai rút được kiếm ra khỏi đá sẽ là vua.
Hakikat görüşümüz şu an nesnelleşme büyüsü altındadır.Sự phân chia này thực ra không nhất quán trong thần thoại.
Luftwaffe bölge üzerinde hava hakimiyetini kurmuştu.Luftwaffe đã giành ưu thế tuyệt đối về không quân trên bầu trời Vùng Đất Thấp.
Alexander'ın babası, Marcus Julius Gessius Marcianus Suriyeli bir Promagistra idi ( Sulh Hakimi).Cha của ông là Marcus Julius Gessius Marcianus, một pro magistratu tại Syria.
Ancak idare mahkemelerinin tek hakimle karar verebileceği davalar da vardır.Cuối cùng, có khả năng những câu hỏi như vậy chỉ có thể được giải quyết bởi một tòa án.
Muhavidler hakimiyeti: 1151-1169.Kim Thế Tông Hoàn Nhan Ung, tại vị 1161-1189.
Mart 1895 Japonlar Pekin'e hakim deniz mevkilerinde kaleler istihkam ettiler.Cho đến tháng 3 năm 1895, quân Nhật đã chiếm được các đồn kiểm soát đường biển đến Bắc Kinh.
Yahudi avukatlar ve hâkimler, ofislerinden ve mahkemelerden dışarı atılarak dövüldü.Tại Dresden, các luật sư và thẩm phán người Do Thái bị lôi ra khỏi văn phòng và tòa án, rồi bị hành hung.
1815 yılında Kandi Krallığı'nın da ortadan kaldırılması ile tüm ada Britanya hakimiyetine girmiştir.Sự sụp đổ của vương quốc Kandy năm 1815 làm toàn bộ hòn đảo bị Đế quốc Anh đô hộ.
Necip Fazıl Kısakürek ise şiir için "Mutlak hakikati arama işidir" der.Bởi thế, nhà thơ chân chính là cần nói lên sự thật".
Ve yeryüzüne hâkim kıldı.地上人(ちじょうびと) 地上界の人間。
Hak ve adaleti hâkim kıldı.自他共に認める正直者かつ律義者。
Gelecekteki yükümlülükler emeklilik açığının hakimiyeti altındadır.将来の負債は年金赤字に左右されている。
"Hâkim: Bu söz hakaret değil".(主人は)「まさかそれは蔵人になるような者ではないはずだ。
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.近くに人間(獣の飼主)がいたことを暗示する証言は記録されていない。
Dürzilerce "El-Hâkim Ki-Emrillâh" (Allah'ın emriyle Hükmeden) olarak bilinir.国神塚古墳 知知夫彦命の墳墓であるとされている古墳。
Mayer, Ağustos 1928'de, kazananları belirlemek için Akademi Merkez Kurulu Hakimleriyle temasa geçti.1928年8月、メイヤーは受賞者を決定するアカデミー中央選定委員会の審査員と連絡を取った。
Ölü, bu aşamayı atlatabildiği takdirde, göksel sular üzerinde hakimiyet kurma olanağını edinir.この有為の人物を引き出すことが出来れば、大雨沛然として天下を澤(うるお)すことも出来よう。
Peygamber öfkeli, fakat henüz kendisine hakim görünür.このため使者はかれを恐れて仰ぎ見ることができなかった。
'Siz onlara hakim olacaksınız' - Müslümanları kim Yahudilere hakim kılacak?今回の靖国参拝はこれに対する“報復”ではないか』と報じた。
Çünkü hâkimiyet, güç ve yücelik Sonsuzlara kadar Senindir!国と力と栄光は、永遠にあなたのものです。
Yine de her zaman barış hâkim değildi.しかし、彼らは常に平和的なわけではない。
Oluşan iktidar boşluğunda hükümdarlar, birbirleri üzerindeki hâkimiyeti elde etmek için çarpışıp duruyorlardı.それは王の対抗者の一人をそしる争いに巻き困ることを恐れてのことであった。
Hâkim’in iradesine teslim olmak.艦長の判断により投降している。
Mahkemede hakim konumunda bulunan dokuz subay Slovik’i suçlu bulur ve idama mahkûm eder.9人の士官からなる陪審はスロヴィクに有罪を言い渡し銃殺刑が宣告された。
Örnek: "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu."日来重んぜらるる所也」と書いてあり頼朝の信頼ぶりがうかがえる。
Merkezi bölgeye iki dev eliptik gökada, NGC 4874 ve NGC 4889 hakimdir.中央の領域は、2つの巨大楕円銀河、NGC 4874とNGC 4889により支配されている。
Temmuz sonu itibarıyla İngiliz Kraliyet Donanması Doğu Akdeniz'de hakimiyeti sağlamıştı.7月の末には、イギリス海軍は東地中海を支配するに至った。
Üyeleri hakim değildir.審査員のメンバーは公表されていない。
Nazar-ı i’tibâr onun hakîkatine ve zâtınadır.唐代の李淳風と袁天(袁天罡)によるものとされる。
Böylece Etrüskler adaya hakim oldu.主人公はこの島に閉じ込められてしまいます。
Tanu-Hristofilu 2009 yılından bu yana, Yunanistan'daki Hâkimler Ulusal Okulu'nda medeni hukuk dersleri verdi.2009年以降、ヴァシリキ・タヌはギリシャ国立裁判官学校で民法を教える。
2005 yılında, Yüksek Yargı Odasına atandı ve 2011 yılında Yüksek Hakimler Kurulu Başkanı seçildi.2005年に高等裁判所に異動し、2011年に最高裁判所長官に就任した。
Bunu yaparak hakikati ortaya çıkarmak için mücadele eder.彼は真相を究明しようとする。
Daha sonraları, hakimiyet, delil ve bürhan manâsına da alınmıştır.後に篤や明達と数多くの戦いで共闘する。
14. yüzyılda Katalan ve sonra Navarra hakimiyetine girmiştir, 1403'de Şövalyelere satılmadan önce.14世紀にはカタルーニャ人、次いでナバラ人が支配するが、1403年に聖ヨハネ騎士団に売却された。
Veritas, Latince'de "hakikat, doğruluk" anlamına gelir.Veritas とはラテン語で「真理」を意味する。
1434, 1438 ve 1470'da İmola Milano'da hakim olan Sforza'lara verildi.1434年、1438年、1470年にはスフォルツァ家(1450年にミラノ公となる)に引き渡されている。
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde hakimdir.欧州人権裁判所判事を務めた。
Savaşçı bir toplumsal yapı bölgeye hakim olmuştur.社会主義の建設がこの街から管理されていたのだ。
William öfkesine hakim olmak için hiçbir şey yapmadı, suçsuz da suçluyla beraber cezalandırıldı.恥ずべきことに、ウィリアムは自身の憤怒を抑えようともせず、無辜の人々を犯罪によって罰したのだ。
Macaristan'daki Osmanlı hâkimiyeti sona erdi.オクタゴンでの自分の物語は終わった。
Resimlerde kişilerin profilden görünüşü hakimdir.人物のプロフィールで身長を示す。
Samson - Antik İsrail'in son hakimlerinden biri.サムエル - 古代イスラエルの預言者・士師。
Antik Çağ Dünyasında eve ait bahçeler ve kutsal bahçeler hakim olan bahçe tipleriydi.平安貴族の邸宅風の建物と庭園。
El-Hakim kaçmayı başardı.犯人は逃走 。
Ancak Açe'ye Portekizliler değil, Hollandalılar hakim olmuştur.チリ人ではなくエクアドル人である。
Yörük örf, âdet ve görenekleri hakimdir.和美と健児は自分の教え子でもあり後輩。
El Hâkim’in ölümünden sonra Hamza da inzivaya çekilir.死後に太子太傅を与えられる。
Prafullachandra Natwarlal Bhagwati (21 Aralık 1921 - 15 Haziran 2017), Hint hukukçu ve hâkimdir.プラフッラチャンドラ・ナトワーラル・バグワティ(Prafullachandra Natwarlal Bhagwati, 1921年12月21日 - 2017年6月15日)は、インドの裁判官。
Maçın ardından Pirlo dahil birçok oyuncu göz yaşlarına hakim olamamıştı.その後の選手に同様のコールはほとんど見られない。
Bu topların sayısı 500 kadardı ve en hakim tepelere yerleştirilmişlerdi.^ そのうち500両以上は小山に投入された。
Ayrıca yeryüzüne ve gökyüzüne hakimdir, gerektiğinde kartala dönüşebilir.道は天と同義で使われる場合もあり、また天よりも上位にある物として使われる場合もある。
Yükseldikçe iğne yapraklı köknar ağaçları hakimdir.大工は森賓で白木造りである。
Sloganı "the truth shall make you free" yani "hakikat sizi özgürleştirir"dir.聖書の言葉に「真理は汝に自由を得さす」というのがある。
Çok güçlü bir ses hakimiyetine sahiptir.大変に魅力的な声の持ち主。
Hakikaten böyledir.それが事実だ。
Ateşe, yanardağlara hakimdir.火(か)の数珠 火をおこすことが出来る数珠。
Halen Uluslararası Adalet Divanı hakimi olarak görev yapmaktadır.それがインターナショナル審判員としてのプライドでもある。