Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri numalandırılır.Στην περίπτωση αυτή υποβάλλεται ποινή χρονικής χρέωσης.
Hâkimse, bunu hükümetin "propaganda mekanizmasına" bağladığını dile getirdi.Ο άνθρωπος καταλήγει να τα βάζει με τον ίδιο τον «μηχανισμό» της κυβέρνησης...
Samson - Antik İsrail'in son hakimlerinden biri.Ο Σαμψών υπήρξε ηγέτης και τελευταίος κριτής του βιβλικού Ισραήλ.
Romonos'un ortadan kalkması ile İoannis ve Mihail Psellos, sarayda tek hakim kaldılar.Με η εξάλειψη του Ρωμανού, ο Ιωάννης και ο Μιχαήλ Ψελλός είχαν την υπέρτατη εξουσία στο δικαστήριο.
22 Aralık - Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kuruldu.15 Δεκεμβρίου: Ιδρύονται από τον κυβερνήτη δικαστήρια διαφόρων βαθμίδων.
İki kuzen güçlerini birleştirerek Eflak topraklarına hakim olur ve Eflak prensliğine yeniden III. Vlad gelir.Οι δύο ξαδέρφες συμφώνησαν να ανταλλάξουν φυλακισμένους και ο Στέφανος κυβέρνησε πάλι ως βασιλιάς.
Artık Grek deniz gücü Ege Denizi'nde duruma hakimdi.Έτσι το μόνο στήριγμα της ελληνικής παράταξης ήταν η θάλασσα στα νώτα τους.
Yılın büyük çoğunluğuna hakim olan hızlı rüzgarlar ve büyük dalgalar.Δροσερός ξηρός αέρας επικρατεί για μεγάλο μέρος του έτους.
Fransızca bölgede hakim olan dildir.Τα γαλλικά αποτελούν προνομιακή γλώσσα εκπαίδευσης στον Λίβανο.
İlçenin genelinde yeşillik ve verimli topraklar hakimdir.Στερεάς Ελλάδος Αττικής και Βοιωτίας Βάλτου Αιτωλοακαρνανίας Δυτ.
Bırakın hakiki fıtratınız zuhur etsin.Κάθε πραγματικότης μοῦ ἦταν ἀποκρουστική.
Bursa Hakimiyet.Τα διόδια Ίασμου.
Temmuz sonu itibarıyla İngiliz Kraliyet Donanması Doğu Akdeniz'de hakimiyeti sağlamıştı.Η κατοχή του νησιού παρείχε στο βρετανικό Βασιλικό Ναυτικό άριστα λιμάνια για την ανατολική Μεσόγειο.
Kendi yetki bölgesindeki Kızılderililerin yaşamı üzerine hakim olmuştur.Ο δεύτερος ελέγχει τις παραβάσεις στην περιοχή ευθύνης του.
Böylece hakimiyetini bütün eyalete yaymıştır.Ο ίδιος έδωσε το παράδειγμα παραχωρώντας όλη την περιουσία του στην πολιτεία.
Hakim olan rüzgarın yönü Güneybatı olup, yıllık ortalama hızı ise 2.2 m/sec.dir.Οι επικρατούντες άνεμοι είναι βορειοδυτικοί και η μέση ταχύτητα του ανέμου είναι 5 μέτρα το δευτερόλεπτο.
Hakim bu kez Bill'e altmış gün hapis cezası verir.Ο Ουάσινγκτον τιμωρήθηκε με ποινή αποκλεισμού για εξήντα ημέρες.
İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası avukat ve hakim olarak çalıştı.Før og efter 2. verdenskrig arbejdede han som advokat og dommer.
Babası Georg Kress von Kressenstein (1840-1911) yüksek mahkeme hakimi idi.Hans far, Georg Kress von Kressenstein (1840–1911), var højesteretsdommer.
Samson - Antik İsrail'in son hakimlerinden biri.Samuel var den sidste af de store dommere i Israels historie.
Arktik Okyanusu kıyılarında ve Rus Arktik Adaları'nda ise kutup iklimi hakimdir.Både striben land langs kysten af Ishavet og Ruslands arktiske øer har polarklima.
Yasama meclisinin ve kabinenin her ikisinde de yabancılar hakim durumdaydı.Både lovgivende forsamling og kabinet blev domineret af fremmede.
19. yüzyılın ikinci yarısında Neo-Bizans ve Rus Canlanma stilleri hakim oldu.Anden halvdel af 1800-tallet blev domineret af de nybyzantinsk og russiske revival stilarter.
Doğduğunda Kral III. Alexander 20 yıldan beri hakimiyetini sürdürüyordu.Omkring tiden for Wallaces fødsel havde kong Alexander III regeret i over tyve år.
Daha sonra ise Sina Çölü'nden gelen Yahudiler tarafından hakimiyet altına alındı.Senere blev jøder hentet fra omliggende ghettoer.
Arkadaşlar, bu memlekette hakim olan rejimin adı demokrasi değil mi?De partier i parlamentet som har ministre i en regering, kaldes regeringspartier.
Kamuoyu da Prusya hakimiyetine karşıydı.Ligeså omstridt var den preussiske valgret.
Dünyaca tanınmış klasik ve flamenko gitarist olup, enstrümana olan olağanüstü hakimiyeti ile bilinmektedir.Han er særlig kendt som flamenco-guitarist med sin egen specielle måde at spille på.
Hakimler Kitabı (İbranice: Sefer Shoftim ספר שופטים)ilk olarak İbranice yazılmış bir İncil kitabıdır.Dommerbogen (hebr. ספר שופטים Sefer Shoftim) er den syvende bog i Bibelen, oprindeligt skrevet på hebraisk.
II. Konstantin'in 340 yılında ölümünden sonra Konstans Batı'nın nerdeyse tek hakimi oldu.Efter Konstantins II's død 340 blev Constans enehersker i den vestlige del af riget.
Böylece Sofya duruma tamamen hâkim olmuştur.Hele Bithynien var således under hans kontrol.
Çeşitli ilçelerde hakimlik yaptıktan sonra Yargıtay Tetkik Hakimliğine getirildi.Efter at flere spørgsmål var blevet besvaret, var justitsministeren i anden omgang tilfreds med den.
Romalılar, Bizans ve son olarak da Osmanlılar bölgede hakimiyet sürdürmüşlerdir.Romerne, byzantinerne og ummayyaderne satte deres præg på området.
Bu vadide Yusufeli ilçesine doğru gidildikçe mikroklima iklim özellikleri hakim olmaya başlar.Hvis plænen lige er blevet slået, så har dens mikroklima ændret sig.
Urfa, 1094 yılında Büyük Selçuklu hâkimiyetine girmiştir.Den nye basilika blev indviet i 1094.
Tataristan'da kara iklimi hâkimdir.A Climate Culprit In Darfur.
Duruma hâkim olmak için ise kolluk kuvvetleri çağrılır.For at blive livvagt kræves det at man tager en livvagtsuddannelse.
Büyük Ustât: Birliğin mutlak hâkimidir.Arrangør er Foreningen Fantastik.
Ulusal Egemenlik ya da millî hâkimiyet, devletin gücü olan egemenliğin doğrudan doğruya ulusa ait olmasıdır.Suverænitet eller højhedsret er en stats selvbestemmelsesret.
Figürlerin Isle of Lewis adasına gelişi ile ilgili hakikatlerde meçhuldur.HebCelt Festival på Isle of Lewis.
Hâkimiyet-i Milliye.En målrettet milliardær.
Sonuçta Luftwaffe, hava hakimiyeti sağlamıştı.Luftwaffe havde herefter frit spil.
Çalışmalarında yeşil renk hakimdir.I islam er grøn profetens farve.
Genelde tarım sektörü hakimdir.Landbrug er traditionelt hovederhverv.
Titanlar babalarına karşı geldiler ve onu hakimiyetinden mahrum bıraktılar.Titanerne lagde sig i baghold og overmandede faderen.
Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır.Der vil derudover være forskelle i den enkelte stamme.
Hakimiyet uğruna mücadeleler ve iç çekişmeler sonucunda devletin kendilerine bağlantıları zayıflamıştı.Indbyrdes og i forhold til frihedskampen er deres situation omsider afklaret.
Çünkü hâkimiyet, güç ve yücelik Sonsuzlara kadar Senindir!Thi dit er riget og magten og æren i evighed!
Şehirdeki asayiş durumuna hakim olup şehri politik kontrolü altına alabildi.Byens adel ser ud til at have styret byen .
O anki sınırlar korunuldu ve Macaristan yine de Osmanlı hakimiyeti altında kaldı.Ungarn blev erobret af de osmanniske tropper, og Steiermark blev grænseland mod det Osmanniske Rige.
O bölgenin hakimi oldu.Landstinget havde dømmende magt.
Buna örnek olarak hakim suçlu teşbihi gösterilir.Subjektet ville eksempelvis være underkastet en fordom.
Rüzgar açısında bölgede hakim rüzgar Poyrazdır.I Vind Sogn ligger Vind Kirke.
Hakim mesleği gereği bu hükmü bilmektedir).Utgitt av: Aspekt Bv|ISBN 90-5911-307-1]].
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.Vi må trekke tilbake anerkjennelse av deres dommere; de burde kun ha våre dommere.
Mayer, Ağustos 1928'de, kazananları belirlemek için Akademi Merkez Kurulu Hakimleriyle temasa geçti.I august 1928 kontaktet Mayer Academy Central Board of Judges for å bestemme vinnerne.
1798'den sonra Tennessee Yüksek Mahkemesi'nde hakim oldu.I 1798 ble han utnevnt til dommer i høyesteretten i Tennessee.
Babası Georg Kress von Kressenstein (1840-1911) yüksek mahkeme hakimi idi.Hans far Georg Kress von Kressenstein (1840–1911) var høyesterettsdommer.
(İngilizce) El Salvador için Hakikat Komisyonu RaporuHan var leder for sannhetskommisjonen i El Salvador.
Divanda dava dinler ve hakimler, valinin huzurunda hüküm verirlerdi.Ved dom avgjøres blant annet rettskravet i en sak, lovvalgsspørsmål og anke over dom.