Ana içeriğe geç
Sözlük

haki ile cümle

haki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bundan sonra bir daha Türk hakimiyetinden çıkmamıştır.W późniejszej polityce rosyjskiej nie odgrywał już żadnej roli.
Kartacalılar MÖ 480 dolaylarında Malta'yı devralmış ve yaklaşık iki yüzyıl hakimiyetlerini sürdürmüşlerdir.W 480 pp. n.e. przeszła pod panowanie Kartagińczyków, którzy pozostali tam przez dwa kolejne wieki.
Hâkimse, bunu hükümetin "propaganda mekanizmasına" bağladığını dile getirdi.Kobieta opisała ten wyrok jako element „propagandowej machiny” rządu.
Hâkimiyet-i Milliye.Wybranka miliardera.
Avusturya'nın hakimliğinde İlirya Krallığı kuruldu.Powstało wówczas austriackie Królestwo Ilirii.
Kimmerler'den sonra İskitler, Medler ve Persler kısa süreli hakimiyetleri olmuştur.Wkrótce potem pod władzą tyranów znalazły się Epidauros, Megara i Sykion.
Ve mutfağın hakimi odur.Pracuje jako szef kuchni.
Diğer iki yüksek dereceli hakim de üye olur.Także dwaj następni sędziowie najwyżsi ustąpili ze stanowiska.
HaKirya adlı bölgede İsrail Savunma Kuvvetleri üslerinden biri bulunmaktadır.Na zachód od moszawu znajduje się baza Sił Obronnych Izraela.
Sonuçta Luftwaffe, hava hakimiyeti sağlamıştı.Wtedy za ubezpieczenie mogłoby służyć tylko Luftwaffe.
1924 yılında, tüm Reşidi topraklarının hakimiyetini ele geçirdi.W 1930 uzyskał prawo dowolnego wyboru miejsca zamieszkania.
Salmon P. Chase: Abraham Lincoln’un Hazine Bakanı, Yüksek Mahkeme hakimi.Lieberman H., Dlaczego minister skarbu Czechowicz stanie przed Trybunałem Stanu.
Köyün arazisi verimlidir ve çoğunlukla kara toprağın hakim olduğu bir arazidir.Teren jest płaski, w większości wykorzystywany jako grunty uprawne".
Üçüncüsü, hakiki zikirdir.Trzecim elementem są pieniądze.
Komsomolskaya Pravda (Комсомольская правда, "Komsomol'un Hakikatı"), Komsomol'un yayın organı.Centralnym organem prasowym Komsomołu była „Komsomolskaja Prawda” (nakładem 10 mln egzemplarzy).
409 yılına gelindiğinde Constantinus’un hakimiyeti zayıflamıştır.W 1449 został gubernatorem Konstantynopola.
Denize hakimdir.Był potęgą morską.
Çete Doğu Los Santos'un tamamı ve Kuzey Los Santos'un bir kısmına hakimdir.Park chroni jezioro Todos los Santos oraz dużą część jego zlewni.
Svetlana adlı bir mahkeme hakimi ile evlidir.Wyszła za mąż za Stefana Sędzimira.
Dağlarda meşe ormanları hakimdir.W lesie tym (szczególnie u podnóży gór) występują liczne skałki gnejsowe.
Köy bir dönemde Bergama Krallığı'nın hakimiyetine girmiştir.Przez długi czas Ochota wchodziła w obręb królewskiej wsi Wielka Wola.
Kadının üstte olduğu seks pozisyonu erkekler üzerinde kadınların hâkimiyetini gösterir.W strukturze płci stwierdzono dominację osobników żeńskich nad męskimi.
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi.W chwili jego śmierci sytuacja polityczna i religijna w Europie była bardzo napięta.
Çekimden önce sekiz haftalık bir sürede Fransız diline hakim oldu.Od 1989 przez osiem lat z rzędu docierała przynajmniej do ćwierćfinału French Open.
Bu üç adanın haricinde birçok küçük adacıklar da ülkenin hakimiyeti altındadır.W związku z bogactwem tego regionu, niektóre małe wysepki są przedmiotem sporów terytorialnych.
Bu protestolar arasında avukatların iki defa reddi hakim talebi mahkemece geri çevirildi.Wówczas pozostałe dwa przedsiębiorstwa biorące udział w przetargu złożyły odwołania od tej decyzji do sądu.
El-Hakim kaçmayı başardı.Królowi udało się uciec.
İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası avukat ve hakim olarak çalıştı.Przed II wojną światową pracował jako adwokat i dziennikarz.
Ortaçağ'da Norman hakimiyetinde Malta'daki Yahudi nüfusu doruğa ulaştı.Populacja Żydów na Malcie wzrosła w średniowieczu pod rządami Normanów.
Bay Kirwin: Bir hakim.Robert Muchamore: Świadek.
Bu hisar hakikatten sağlamdı.Donosy okazały się nieprawdziwe.
Çin’in kuzeyine hakimdiler.Pochodzi z północnych Chin.
Tek hakimli mahkemelerdendir.Jest to jeden z samorządów zawodów prawniczych.
Deccal dünyaya şerri hakim kılmak için savaşacak ve "Rablık" iddiasında bulunacaktır.Tendō uważa się za "pępek świata" i "wcielenie sprawiedliwości".
İskender, Alinda Kraliçesi Ada’yı bütün Karia bölgesinin hâkimi yapmıştır.Gracz będzie kierował Królową Ostrzy, Kerrigan, w całej misji.
Buna ek olarak uzman hakimler Japon toplumu içerisinde büyük bir güvene sahipti.Ważnym elementem było doświadczenie bojowe, jakie mieli Japończycy.
Hâkim olduğu bölge Los Colinas'tan East Beach'e kadardır.Port of Los Angeles znajduje się w sąsiedztwie Port of Long Beach.
Antoninus Pius'un dönemine tamamen barış hâkimdi.Wszedł do użytku podczas panowania Antoninusa Piusa.
Genellikle hakim rüzgarlar Kuzey rüzgarlarıdır.Najczęściej wiejące wiatry to wiatry zachodnie.
Hatta Yunan hakimler bile onun Amerikalı olduğuna kanaat getirmişlerdi.Greccy zawodnicy byli wyraźnie słabsi od Amerykanów.
Kasım ayının ilk haftalarına kadar Luftwaffe hava hakimiyetini elde tutmuştur.Do połowy listopada zachowała zdolność bojową.
Ardından bir süre yine Bizans hakimiyetinde kalmış ardından Sırplar tarafından ele geçirilmiştir.Później przez pewien czas były trzymane w zastawie przez Leszczyńskich.
1970 yılında Adalet Bakanlığı'nda hakimlik kariyerine başlamıştır.W 1970 rozpoczął karierę sędziowską.
5.000 yeni hakim, polis ve jandarma ataması planlıyor.Rekrytering av 5000 domare, poliser och gendarmer.
Karadeniz iklimi hakimdir.Darunia är Eldens Vise (Sage of Fire).
Zengin ve büyük Kıbrıs adası 1489 yılından beri Venedik hakimiyetindeydi.Cypern var en stor och välbärgad ö som hade befunnit sig under Venedigs styre sedan 1489.
Bir bakımdan Müslümanlık 'hakikatin kaynağı yalnızca bir olan Allah ve O'nun kitabıdır' demektir.Sanningen är något som är nära förknippat med Guds väsen och den gudomliga uppenbarelsen bland människorna.
Zeynep Çakırbeyli (Ece Hakim) (bölümler, 1-72): 18 Yaşında.Rönne å (eller Rönneån) är en å i Skåne med en längd på 83 kilometer.
İlk olarak Hamza, halife El-Hâkim'in Allah'ın adına yönetici olduğunu ortaya atmıştır.Ack var då icke sen att bland de första sträcka din andakt upp till Gud din fot till herrens hus.
Dole göreve 1900'de başlamıştır fakat 1903'te A.B.D Bölge Mahkemesi hâkimi olmak için istifa etmiştir.Dole iklädde sig denna roll 1900 men avsade sig den 1903 när han utnämndes till domare i U.S. District Court.
Ishme-Dagan zamanında ise Nippur'a hakim olunmuştur.Wâdî Nifûz är en wadi i Egypten.
Abdallık mertebesine ermiş kişi hakikatın mutlak ve doğrudan bilgisine erişebilmektedir.En välputsad fasad kan dölja den egentliga sanningen.
Hâkimiyet-i Milliye.Livsfarliga miljoner!
Birleşik Krallık 1893 yılında Solomon Adaları üzerinde hakimiyet kurdu.Britterna etablerade ett protektorat över Salomonöarna 1893.
Komsomolskaya Pravda (Комсомольская правда, "Komsomol'un Hakikatı"), Komsomol'un yayın organı.Komsomols centralkommittés propagandatåg «Komsomolskaja pravda».
Mahkemede hakim konumunda bulunan dokuz subay Slovik’i suçlu bulur ve idama mahkûm eder.De nio officerare som utgjorde juryn fann Slovik skyldig och dömde honom till döden.
Modern dünyada anaerkilliğin hakim olduğu toplumlar bulunmamaktadır.Det finns ingen stat i världen som idag använder sig av human proportionalitet.
İki karanın ve iki denizin hâkimi.Två infanterikårer och två beridna kårer.
Yarışmanın ilk yıllarında şampiyonlukta Amerikalıların hakimiyeti vardı.Det året hölls de första tävlingarna i Amerikanska mästerskapen där.
Yargılanan hakimler, yaptıkları adaletsizlikleri "ülke çıkarları" gerekçesiyle savunmuşlardı.Den som stod anklagad fick själv bestämma (nämna) vilka som skulle utgöra edgärdesmän.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod