En doğru ve en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyyedir" dedi.Dat volstaat ook in rechte om een bewijs te zijn".
Bu yenilgi üzerine Horasan'daki Emevî hâkimiyeti hemen hemen tamamen ortadan kalktı.Het verrassingseffect van de aanval was vrijwel volledig.
Buna örnek olarak hakim suçlu teşbihi gösterilir.Een voorbeeld hiervan is het plegen van een strafbaar feit.
Bu vadide Yusufeli ilçesine doğru gidildikçe mikroklima iklim özellikleri hakim olmaya başlar.Om het monument te behouden voor toekomstige generaties wordt het microklimaat geregeld.
Bu hakiki bir durumdur.Het is een waargebeurd verhaal.
Bu durum, özellikle en popüler olduğu doğu eyaletlerinde özellikle hâkimdi.Ze kende vooral in de dichtbevolkte staten in het noordoosten van het land grote aanhang.
Meclisi kapattıktan sonra gücünü pekiştirerek mutlak hakimiyetini başlattı.Vlak voordat hij de gevangenis inging maakten hij en Kiss het definitief goed.
Ülkedeki İspanyol hakimiyeti Paris Antlaşması (1763) ile yeniden tesis edilmiştir.De Grote Alliantie werd opnieuw opgepikt in het Verdrag van Den Haag (1701).
Hakikate değer atfetmenize gerek yok.Ik weet niet hoe ik de goede afbeeling moet importeren.
Taharten daha Timur’un Ön Asya’ya ilk seferinden itibâren onun hâkimiyetini tanımıştı.Het was echter ook duidelijk dat de admiraliteit hen het eerst op Tahiti zou zoeken.
Daha sonra bölgeye Romalılar hakim oldu.Later kwamen de Romeinen in dit gebied.
1344'te ada Aragon Kralı IV. Peter tarafından zaptedilerek tekrar Aragon Krallığı hakimiyeti altına girdi.Vanaf 1343 valt het koninkrijk Majorca weer onder Peter IV van Aragón.
22 Aralık - Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kuruldu.Op 22 juni zullen jury en beroepsrechters de strafmaten bepalen.
Merkezi bölgeye iki dev eliptik gökada, NGC 4874 ve NGC 4889 hakimdir.De Comacluster wordt gedomineerd door twee opvallende stelsels: NGC 4874 en NGC 4889.
Amerika Birleşik Devletleri uluslararası bir rejimin hakim olmasını uygun görmektedir.Sommigen beweren dan ook dat het Amerikaanse justitiesysteem een klassenjustitiesysteem is.
Ülkede kargaşalık hakimdi.Het was een onoverzichtelijke chaos in het land.
16:18 Yargı prosedüründen bihaber hakimleri atama Deut.Predikatie over Richteren 16: 28a.
Bursa Hakimiyet.Stukwerkpenningen.
‘Bedenimiz Bizimdir!’ görüşü hâkimdir.Zijn lijfspreuk is dan ook 'In Justice We Trust!'
Dönem dönem Sasani’ler bölgeye akınlar yapmış ancak hakimiyet sağlayamamışlardır.De Zuidelijken moesten terrein prijsgeven maar gaven de pas niet vrij.
Bırakın hakiki fıtratınız zuhur etsin.Men darf den bosen niewet vloeken.
Müttefik Devletler, komünistlerin duruma hakim olmasından rahatsızdı.De Verenigde Staten waren blij dat er hard werd opgetreden tegen de communisten.
İki karanın ve iki denizin hâkimi.De schepen hadden twee schoorstenen en twee masten.
Venedikliler döneminde, hâkim olan İtalyan Katolikler tarafından yerleşilmiş idi.Tijdens de Venetiaanse periode in Cyprus, werd Lefke gedomineerd door katholieken van Italiaanse afkomst.
Bad Kreuznach arma olmasının hakını Renanya-Palatina'nın belediye yönetmeliğisi tarafından aldı.Het wapen van Reusel-De Mierden is het wapen van de Noord-Brabantse gemeente Reusel-De Mierden.
"Tanrılardan hakikati ve de yeryüzündeki her şeyi öğrenen olmadı asla ve olmayacaktır da.'Geen mens kende ooit of zal ooit de waarheid kennen over de goden en alle dingen waarover ik spreek.
Hâkim bakışlı, madenî mavi gözleri kapandı.Blauwachtige stenen bedekten de ogen van de baby.
5.000 yeni hakim, polis ve jandarma ataması planlıyor.3500 soldaten, waarnemers en politieagenten.
Bu bölgeler de kısa sürede Safevi hakimiyetine girmiştir.Deze opties kwamen te laat voor de Huia.
Sağda hakimiyet odası bulunurdu.De opkamer bevindt zich in het rechter gedeelte.
Kendine hâkim ol!Beheers je!
Görmek inanmaktır, ama hakikat bu mudur?Zien is geloven, maar is het de waarheid?
Istılahta ise gerçeğin ve hakikatin aksini söylemeye yalan denmektedir.Znamieniem kłamcy jest jego hojność w przysięganiu bez wymagania przysięgi.
İkisi de hakikati ararlar."Prawdy szukamy obaj".
16 Eylül 1904'te Lyck'de (şimdi Ełk) Devlet Mahkemesi hakimi oldu.16 września 1904 roku uzyskał posadę sędziego w Sądzie Okręgowym w Lyck (obecnie Ełk).
Yeryüzüne hakim olan, onu yöneten odur.Jest taka dumna w ziemi kość, Co się sprzeciwi — zmartwychwstaniu!
Farklı, ironik ve absürt bir komedi anlayışı tüm filme hakimdir.Ironiczny i absurdalny humor dominuje podczas całego filmu.
"Hakikaten Hande'ye neler oluyor?".Co będzie z Lewiatanem?”
Bursa Hakimiyet.Ceduła giełdowa.
Plan olması gerektiği gibi işler ve üç adam sonunda tüm gemiye hakim olur.Całość idzie po ich myśli i wkrótce cała trójka staje się panami okrętu.
Kummuh kralı Kuştaşpi, Assur hakimiyetini tanır.Ślimak Króla Papug potrafi wykrywać kłamstwa.
Üstelik Çin'in bir bölümü de Japonya'nın hakimiyetindeydi.Podważono również fakt przynależności Chin do jednej jurysdykcji.
Samson - Antik İsrail'in son hakimlerinden biri.יאיר) – postać biblijna, jeden z sędziów starożytnego Izraela.
Mahkeme hakimi.Ława sądowa. .
Göklerin Hakimi 2004 yapımı Howard Hughes'ın hayatını konu alan biyografik film.W 2004 powstał film Aviator, będący biografią Howarda Hughesa.
Hâkimiyet-i Milliye (4406).(Biogramy 4406 jeńców).
Oltu Hâkim Muavinliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi X., ve XI. Dönem Kars Milletvekilliği yapmıştır.Wysoki Sąd Konstytucyjny X. Sąd Najwyższy i podległe mu sądy XI.
Üyeleri hakim değildir.Pomimo tego, że ta osoba nie jest Sędzią.
Tecna : Teknoloji gücüne hakimdir.Tecna (z wł. technologia) jest czarodziejką technologii.
Sosyal ve kültürel hayatta Rusça hakimdir.Udzielał się też w życiu społecznym i kulturalnym mniejszości rosyjskiej w II Rzeczypospolitej.
Daha sonra 1974 ile 1985 yılları arasında ülkenin çeşitli mahkemelerde bölge hakimi olarak görev yaptı.W latach 1974-1985 był sędzią w sądach na terytorium całego kraju.
Asliye hukuk mahkemeleri de tek hâkimlidir.Również sąd klasyfikujący jest fałszywy.
3 ay kadar hakimlik yaptı.Przez 3 lata pełnił funkcję sędziego.
Bir hakimin oğluydu.Był synem sędziego.
1962 - Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Hakimler Kurulu'nun kurulmasına karar verildi.Izba Cywilna i Izba Karna” 1962 „Orzecznictwo Sądu Najwyższego.
Yargı organında iki hakim de yedek üyedir.Na dwa tereny potrzebny jest jeden sędzia bądź przedstawiciel.
Siz zaten siz olduğunuzdan bu hakikate uygunsunuz.Właśnie to uczyniło mnie tym, kim jestem.
24 Anayasası, millî hâkimiyet (md.44), Maskonur (odc.
Bu bölgeler de kısa sürede Safevi hakimiyetine girmiştir.Jurysdykcję nad tym obszarem przywłaszczyło więc sobie Delaware.
Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri numalandırılır.W art. Przewiduje się zaostrzenie sankcji karnych.