Nuremberg'de Hakimler davası'nda yargılanan en yüksek rütbeli sanıktı.Foi o réu com a hierarquia mais alta no Julgamento dos Juízes em Nuremberga.
Ormanlara hakimdir.É a Sábia da Floresta.
Bilim dünyasında ise Genç Dünya yaratılışının bilimsel olmadığı görüşü hakimdir.Em terreno científico, nós consideramos que essa história de criação é falsa.
Tek hakimli mahkemelerdendir.É uma dos modos do procedimento judicial.
Ayrıca Cemal eserde yenilmişlik duygusunun hakim olduğunu vurgular.Também alegam que o consumismo ético é fundamentalmente antidemocrático.
Kürtlerde ise sosyalist düşünce hakim eğilim değildi.No entanto, estas políticas não tinham uma orientação socialista.
Üçüncüsü, hakiki zikirdir.O terceiro motivo era uma questão de honra.
Savaşi kazanan Büyük İskender Perslerin iki yüzyıllık Anadolu hakimiyetine son verir.O combate aos turcos marcaria por dois séculos o destino da dinastia.
Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri numalandırılır.Nessa caso, a desapropriação é sancionatória.
Şehirde Sırp hakimiyetinin ilk günlerinde öldürülen Arnavut sayısı 5000 olarak tahmin edilmektedir.O número de albaneses de Pristina mortos no início do governo sérvio é estimado em 5.000.
Bunun üzerine Almanların hakimiyetinde yaşayan Polonyalılar da kurulan cumhuriyete katılmak istediler.Portanto, as equipes nessas áreas preferiram aderir à restabelecida liga nacional alemã.
Mart 1895 Japonlar Pekin'e hakim deniz mevkilerinde kaleler istihkam ettiler.Em março de 1895, os japoneses haviam fortificado lugares que comandou o mar se aproxima de Pequim.
"Sovyet Rusya hakimiyeti altında Kırım" .A Crimeia é parte da Rússia".
Ve mutfağın hakimi odur.Encarregado da cozinha.
Ayrıca direksiyon hakimiyeti yeni bir lastiğe göre 6-7 kat azalmaktadır.A partir daí, a telenovela foi registrando índices entre 6 e 7 pontos.
Hakikat şaraptadır.A verdade está no vinho.
Istılahta ise gerçeğin ve hakikatin aksini söylemeye yalan denmektedir.Wanneer hij liegt, dan heeft hij gelogen, maar spreekt hij daardoor de waarheid.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.Wij moeten erkenning van hun rechters terugtrekken; zij zouden alleen onze rechters moeten hebben.
Ve yeryüzüne hâkim kıldı.Er valt dan een gedeelte (eventueel in stukken) op Aarde.
Yeryüzüne hakim olan, onu yöneten odur.Op aarde was dit de almachtige, na Hem kwam Dende op de aarde.
(Hakikat ağacı kişinin meyvesini yediği gün öleceği “iyi ile kötüyü bilme ağacı” olarak belirtilir.)Elke dag werd er voor hen een gelezen mis opgedragen.
Hakim - Escalus'un bir arkadaşı.Justice, een vriend van Escalus.
Saldırıdan sonra Hakikat bir sigara yaktı ve Morrison'un yüzünde duman yaktı.Na de aanviel stak R-Truth een sigaret op en blies rook tegen het aangezicht van Morrison.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.3854 leraren, 120 docenten aan universiteiten en 47 rechters zijn ontslagen.
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.Volgens de Koran is Mozes een boodschapper en profeet.
Bu, Kastamonu'nun geneline hakimdir.Een voorbeeld hiervan is de Qesîda Şerfedîn (de boodschap van Sherfedin).
Allah Güçlü’dür, Hakim'dir.God is almachtig en alwijs.
Hakim Fang tarafından sorgulanırken bir tanık Oliver’ın masum olduğuna şahitlik eder.Tijdens de rechtszaak wordt hij echter vrijgesproken omdat een getuige meldt dat Oliver onschuldig is.
Eski Ahit'te ise Hakimler kitabı ile 1. Samuel kitabı arasında yer alır.In de Septuagint staat het boek echter tussen Rechters en 1 Samuel.
Sloganı "the truth shall make you free" yani "hakikat sizi özgürleştirir"dir.De tekst hier luidt Y la verdad os hará libres ("En de waarheid zal u bevrijden").
Hakimin bunu bilmesi beklenemez.De jury was daarvan niet op de hoogte.
Monopsoni, tek alıcının birden fazla satıcının olduğu bir piyasaya hakim olduğu iktisadi bir durumdur.Monopsonie, waar er slechts één koper van een goed is.
Hakikatte var olan sadece Tanrı'dır.De waarheid is alleen in God.
Hayatın dört meyvesi: Hakikat, memnuniyet, tefekkür ve Naam.Vier Vruchten van het Leven: Waarheid, Tevredenheid, Contemplatie en Naam (in Naam van God).
Hak ve adaleti hâkim kıldı.De Hoge Raad oordeelt dat redelijkheid en billijkheid (art.
Hâkim olarak görev yaptı.Zij werkte als rechter.
Bay Kirwin: Bir hakim.Kirrin: Een begiftigde.
1492 yılında İslam hakimiyeti İspanya'da son buldu.In 1492 werd ook aan de islamitische macht in Spanje een einde gemaakt met de Reconquista.
Birleşik Krallık 1893 yılında Solomon Adaları üzerinde hakimiyet kurdu.Het protectoraat werd in 1893 uitgeroepen over de zuidelijke Salomonseilanden.
Üyeleri hakim değildir.De ministers zijn geen excellenties.
Utrecht'te hukuk okudu ve avukat ve hakim olarak çalıştı.Vervolgens vestigde hij zich in Utrecht als advocaat en procureur.
Bu dakikalardan sonra oyuna Hollandalılar hakim oldu.Vanaf de eerste minuut domineerden de Nederlanders de wedstrijd.
İtalya'nın kuzeyinde kentlerin kıra hâkim olduğu bir düzen oluştu.Op het spel stond de controle over Noord-Italië.
Uzun yıllar hakim, savcı ve avukat olarak çalıştı.Daarna werkte hij decennialang als advocaat en procureur.
Aynı zamanda hakim, gazeteci ve siyasetçidir.Hij was tevens een publicist, journalist en politiek activist.
Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur.Rechtvaardigheid ligt in de rechtvaardigheid zelf.
Daha sonra Slavlar bölgede hâkimiyet kurmuştur.Later kregen de Krimtataren meer invloed in het gebied.
Beda’ inancı hâkimdir.Béda is een verdediger.
Kartaca, Batı Akdeniz'de hakim deniz gücüydü.Chr. domineerde Carthago de westelijke Middellandse Zee.
“Bize tuhaf olanı gösterdi, böylece tuhaf olan sıradanlaştı ve biz onun hakikaten ne olduğunu görebildik.”Nog nooit hebben wij eene dusdanige verwoesting aanschouwd”, zo beschreef een tijdgenote de onheilsplek.
1915'te askeri mahkeme hâkimi oldu.In 1915 werd hij rechter van een militaire rechtbank.
En son Romalılar ve Bizanslılar hakim olmuşlardır.De laatste bedankte en Römer was tweede keus.
Erkeklerde bağlama hakimdir.Mannen zijn in relaties niet te vertrouwen.
Kente hakim olan "Castle Hill" Tepesi'nin bir demir çağı kalesi olduğu bilinmektedir.Er zijn aanwijzingen dat Castle Hill ooit een steengroeve is geweest.
Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri numalandırılır.In dat geval vervalt de strafvordering.
Sonunda yüksek mahkeme kararı 11 hakim hükümdar lehinde ve 1 hakim hükümdar aleyhinde olarak çıktı.Aan het hoofd van de juridische macht stond een Hooggerechtshof met 11 rechters.
Erişim tarihi: 3 Ağustos 2016. ^ "Gazeteci Hande Fırat, Metan'ın programında gözyaşına hakim olamadı".In: de Volkskrant, 13 juli 2016 Gij zult de lezer niet vervelen.
Ve mutfağın hakimi odur.Hij is de kok in het gezelschap.
Bundan sonra Katolik Arnavutlar'ın çoğunluğu fiilen İslam hakimiyeti altında yaşadılar.Na de verkiezingen bleek de vooroorlogse absolute meerderheid van de katholieken gebroken.
Güvenilir bir Hadis der ki: 'Yahudiler sizle savaşacak, ama siz onlara hakim olacaksınız.'Hij zei: 'Dirty Jewish face, I will kill you.