Azerbaycan'da Sovyet hakimiyeti kurulduğu zaman Azerbaycan Cumhuriyetinin yetkilileri takip ediliyorlardı.تم حظره في جمهورية أذربيجان خلال الحقبة السوفيتية.
Bu hakiki bir durumdur.إنما هي واقع فعلي.
Böylece bütün Ukrayna'ya hakim olmayı umuyordu.وهكذا دانت سوريا الكبرى كلها للفاتح المصري.
Askerî Yargıtay üyeleri, birinci sınıf askerî hâkimler arasından seçilirdi.تجري عملية ترقية قضاة محاكم الدرجة الثانية من بين قضاة المحاكم الابتدائية.
Hâkim’in buyruk ve eylemlerine boyun eğmek.الصوم آدابه وأحكامه.
Barack Obama döneminin özellikle son zamanlarında ABD ve Türkiye arasında gergin ilişkiler hakimdi.وبذلك عرفت أنجيلا ديفيس من أبرز المعتقلين السياسين في تركيا وأمريكا إلى اليوم.
"Savaşçı kılıca hakim olamaz, kılıç savaşçıya hakim olur.""الحكم ليس بالسيف بل بالعدل"..
1940-1990 yılları arasında Sovyet hakimiyeti altında kaldı.كانت لاتفيا جزءاً من الاتحاد السوفييتي في الفترة 1940-1990.
Bunun üzerine duruşma hakimine işbirliği yapmak istediğini söyledi.قال في وقت لاحق أنه كان على استعداد للتعاون مع مكتب النائب العام في التحقيق.
Oğullarından Tutuşoğlu Rıdvan Halep'te, ve Tutuşoğlu Dukak Dımaşk'da hâkimiyetlerini ilân ettiler.وعاثت في أرجلهم أيدي الضرب المبرح، ففزعوا إلى قنصلهم بحرارة ما نالهم.
Diğer iki yüksek dereceli hakim de üye olur.عضوان يعينهما المجلس الأعلى للقضاء.
Sovyetler Birliği döneminde, ülkeye hakim olan cumhuriyet Rusya idi.اعترف الاتحاد السوفياتي في البداية بالحكومة التي كان مقرها لندن.
5. yüzyılda ortaya çıkan Avarlar da bir süre Hazarları hâkimiyetleri altına almışlardır.وقد وقع الأفار الذين ظهروا في القرن الخامس تحت حكم الخزر لفترة من الزمان.
El-Hakim Camisi - Kahire'de bulunan bir camii.بنك القاهرة من نحن؟ بنك القاهرة عمّان.
Bu hakimler ve savcılar adliyede çalışma hakkı kazandılar.2- إلزام المدعيين برسوم وأتعاب المحاماة في هذه الدعوى.
Savaşçı bir toplumsal yapı bölgeye hakim olmuştur.يتم إغلاق جزيرة مرجانية للجمهور.
Sebastian'ın büyük annesi Navarra'da hakimlik görevini üstlenen ilk kadındı.جدة سيباستيان كانت من أول النساء اللواتي تقلدن منصب قاضية في نافارا.
Tom'un hakikaten ihtiyacı olduğu tek şey, kucaklaşmaktı.كل ما كان يحتاجه توم حقاً هو عناق.
Istılahta ise gerçeğin ve hakikatin aksini söylemeye yalan denmektedir.A Adaga de Quine (negação da disjunção) é verdadeira se e somente se os operandos são falsos.
Dördüncü Haçlı Seferi ve bölgedeki ticaretteki Venedik hakimiyeti yeni koşullar yarattı.A quarta cruzada e o domínio veneziano do comércio na região criaram novas condições.
Birkaç gün sonra, bir kez daha hapishaneden alınmış ve bir İslam Devrimi hakiminin önünde sorguya çekilmiştir.Alguns dias depois, foi novamente interrogada em frente de um Juiz Revolucionário Islamico.
Mayer, Ağustos 1928'de, kazananları belirlemek için Akademi Merkez Kurulu Hakimleriyle temasa geçti.Em agosto de 1928, Mayer contatou o Conselho Central de Juízes da Academia para decidir os vencedores.
Yerel sulh hâkimleri soruşturma için John Stearne ve Hopkins'i atadı.Magistrados locais nomearam John Stearne e Hopkins para investigar.
Helene Partik-Pablé (12 Ağustos 1939, Viyana) Avusturyalı siyâsetçi ve emekli hakimdir.Helene Partik-Pablé (12 de agosto de 1939) é uma juíza aposentada e política austríaca.
Buna göre her şehirde bir veya birkaç aile hakimdir.Cada jogada consiste em retirar algumas (ou todas) peças de um dos montes.
Eski kimono dükkânları olan bu mağazalar daha önceki tarihlerde piyasaya hakim olmuşlardır.Essas lojas de departamentos que se originaram de lojas de kimono dominaram o mercado no início da história.
Kamuoyu da Prusya hakimiyetine karşıydı.A opinião pública também era contra o domínio da Prússia.
İlâhi davranışın doğanın tamamına hâkim olduğuna inanılırdı.Acreditava-se que o comportamento divino governava toda a natureza.
İkisi de hakikati ararlar.Bem, ambos, na verdade!".
Çünkü hâkimiyet, güç ve yücelik Sonsuzlara kadar Senindir!Porque teu é o Reino, o poder e a glória para sempre.
Osmanlı hakimiyetinde Rodos, önemli bir Sefarad merkezine dönüştü ve birçok ünlü hahama ev sahipliği yaptı.Sob o domínio otomano, Rodes se tornou um importante centro sefardita, casa de muitos rabbis famosos.
Bu hakimiyet boyunca Roma eyaletle nesnel bir ilişki kurmuştur.Por todo o período, Roma manteve uma relação muito objetiva com a província.
Romonos'un ortadan kalkması ile İoannis ve Mihail Psellos, sarayda tek hakim kaldılar.Com a eliminação de Romano, João e Miguel Pselo foram supremos na corte.
Sloganı "the truth shall make you free" yani "hakikat sizi özgürleştirir"dir.O Listel: com o lema “A Verdade vos Libertará”.
Denize hakimdir.Consultado em mar.
19. yüzyılın ikinci yarısında Neo-Bizans ve Rus Canlanma stilleri hakim oldu.A segunda metade do século XIX foi dominada pelo estilo neobizantino e pelo chamado revival russo.
"Çıplak Hakikat İkna Eder" (PDF).«The Naked Truth» (PDF) (em inglês).
6 – Bir hakimin kararından sonra Alagaos, Brezilya'da eşcinsel evliliklerini tanıyan ilk eyalet oldu.A decisão tornou Alagoas o primeiro estado do Brasil a conceder o estatuto de casamento à casais homossexuais.
(İngilizce) El Salvador için Hakikat Komisyonu RaporuMinistério das Comunicações, Governo de El Salvador
1831-32'de Suriye, Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile Mısır'ın hakimiyetine girdi.Em 1831-32, a Síria foi conquistada pelo Egito de Muhammad Ali.
Samson - Antik İsrail'in son hakimlerinden biri.Tola, um dos juízes de Israel.
Pravda (Пра́вда, "Hakikat"), Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin yayın organı.O Pravda se tornou uma publicação oficial, ou "órgão", do Partido Comunista da União Soviética.
Birleşik Krallık 1893 yılında Solomon Adaları üzerinde hakimiyet kurdu.O Reino Unido estabeleceu um protectorado nas Ilhas Salomão na década de 1890.
‘Bedenimiz Bizimdir!’ görüşü hâkimdir.("Nós somos o povo!"), "Armata e cu noi!"
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.Representa o homem obcecado pelo seu apetite devorador e que nada lhe contém.
1960'ların sonlarında, yazılım çevresindeki hakim iş modeli artık değişiyordu.Já no final da década de 1960, o modelo de negócio predominante da época estava mudando.
Hakimlerini tanımayı bırakmalıyız; onlar da sadece bizim hakimlerimize tabi olmalılar.Diferenças explícitas são feitas somente para judeus que teriam seus próprios juízes.
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi.Era a época da Páscoa, quando as tensões políticas e religiosas eram altas em Jerusalém.
Romalılar yaklaşık 450 yıl bölgeye hakim olmuşlardır.Na ilha estabeleceram-se monges pelo menos desde 450.
Hakikat ve Metot (Truth and Method) adlı kitabını altmışlı yaşlarında yazmıştır.O livro se divide em cinco partes, que seguem seu argumento.
Sonuçta Luftwaffe, hava hakimiyeti sağlamıştı.Rapidamente, a Luftwaffe procurou estabelecer supremacia aérea.
Blue Mountains dahil Dağlar, içerilere hakimdir ve dar kıyı ovaları ile çevrilidir.Montanhas, incluindo as Montanhas Azuis, dominam o interior da ilha.
Hakimiyet bölgeleri günümüz İngiltere'sinin Norfolk ve Suffolk bölgelerini kapsamaktadır.A descoberta foi feita no que é hoje Norfolk e Suffolk.
Örnek: "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu.""Orando, ele teve uma visão, três dias antes de o prenderem: viu seu travesseiro queimado pelo fogo.
Schlegelberger, Nürnberg Hakimler Davası'nda ana suçlulardan biriydi.No Julgamento dos Juízes em Nuremberga, Schlegelberger wfoi um dos principais acusados.
Durumlarda federal yasa, kabul alt mahkemelerde dava ortaklaşa üç profesyonel hakimden oluşan.Assim, por exemplo, nas causas de nulidade matrimonial, o colégio deve estar integrado por três juízes (c.
Daha sonra ise Sina Çölü'nden gelen Yahudiler tarafından hakimiyet altına alındı.A Bulgária foi forçada, entretanto, a deportar judeus das áreas conquistadas.
Şehir Sasani hakimiyeti sırasında önemli bir limandı.Ali se situou uma importante cidade portuária durante o período minoico.
Sağda hakimiyet odası bulunurdu.À direita estava o comitê de votação.
Mahkeme hakimi.Tribunal do Júri.