Yüksek mahkeme hakimi olan Ruacan, Türkiye'nin Yargıtay'a seçilen ilk kadın üyesidir.Plus tard, la Turquie sera le premier pays du monde à avoir une femme parmi les juges de la Cour suprême.
1945 yılında Almanya'da Hakim Robert H. Jackson'ın yardımcısı oldu.En 1945, il devint l'assistant juridique de Robert H. Jackson lors du procès de Nuremberg.
Bay Kirwin: Bir hakim.Michael Fox : Haut juge.
Dinozorlar döneminde tüm dünyada sadece tropik iklim koşulları hakimdi.En effet, la région était, du temps des dinosaures, une lagune tropicale.
Ve kendi ordusu ile hakimiyete abisiyle birlikte geçer.Je vous en prie venez à la tête de votre armée.
Hâkimiyet-i Milliye (4406).Prnjavor (4 464 hab.)
1:17 Hakim rüşvet kabul etmemeli Ex.Durant 1 h 1 min devant un notaire officiel.
Mahkeme hakimi.Tribunal d'instance.
Daha sonra Şam'a taşındı ve orada başarılı bir hakim olarak çalıştı.Il a ensuite déménagé à Zagreb , où il a travaillé comme facteur et postier.
Anadolu, MÖ 543-333 yılları arasında Pers hakimiyetinde kaldı.Cassien reste à Marseille jusqu'à sa mort entre 433 et 435.
“Hakîmüddin” ve “Kemâleddin” unvanlarıyla da anılmaktadır.Nous disons bien : criminels et lâches ».
Her şeye rağmen 1912 sonunda barış hakimdir.Israël, 1995, la paix est enfin tangible.
Böylece Doğu’ya Yunan kültürü hakim olmuştur.Enfin elles répandent en Orient la civilisation grecque.
Şeytan Erlik yeraltının hakimidir.L'animalité est le domaine de Satan.
Ancak Açe'ye Portekizliler değil, Hollandalılar hakim olmuştur.Pas les Américains bien sûr, mais les gens de Hollywood.
Sayıştay tetkik hakimliği ve Sayıştay üyeliği görevlerinde bulunmuştur.Il fut cependant le seul à assumer sa responsabilité lors de l'enquête officielle et du jugement.
Ama bu fotoğrafları yayınlamak hakikate karşı bir borçtur.La discrétion de ces signatures fait pencher en faveur de leur authenticité.
Tek hakimli mahkemelerdendir.Un des juges régicides.
Hâkim mahkemeye çıkarılan Nica'nın akıl hastanesine sevk edilmesine karar verir.Elle y sera nommée juge des enfants à la sortie de l'ENM.
1192 yılında, Lüzinyanların adaya hakim olmaları üzerine inşa edilmiştir.En avril 1742, les membres de l'expédition s'étaient assurés qu'ils se trouvaient sur une île.
1514 yılında Osmanlı hakimiyetine girmiştir.Il a fait son testament en 1584.
Toplumda Hoşgörü hakim olmalıdır.La justice dans la société.
Hakikat-i hali bir daha ifade ve tasrih edeyim.Messieurs, il faut parler plus haut et plus vrai !
1300 yılında Akkoyunlular yöreye hakim oldular.1 100 paysans portèrent l'affaire devant les tribunaux.
Böylece Etrüskler adaya hakim oldu.Des gouverneurs sont envoyés sur l'île.
Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir.La vérité de ce processus est la domination.
Fransız ve Hollanda hakimiyeti altında ise Yahudilerin durumu daha da iyiye gitti.Le statut des Juifs s'améliore encore avec les influences française et hollandaise.
Bu hakimiyetler kalıcı olmamıştır.Cette légitimité n'est pas sans condition.
Elde edilen bilgilere göre Hititler burada uzun süreli hakimiyet kurmuşlardır.Il pense que les aliens cherchent le Destinée depuis longtemps.
'Ben hâkimim, üzerimde üniformam var.Ils sont dotés de la tenue d'uniforme.
Crassus öldükten sonra, Pompey ve Caesar tüm Roma topraklarının hakimiyeti için tartışırlar.Avec la mort de Crassus, César et Pompée commencent à s'affronter pour la suprématie.
Mevhum (vehimde tahayyül ve tasavvur edilen) Hüda'yı yok etmeksizin hakiki Hüda ispat edilmiş olmaz."Que celui-ci ne commette pas d'excès dans le meurtre, car il est déjà assisté (par la loi) ».
Doğduğunda Kral III. Alexander 20 yıldan beri hakimiyetini sürdürüyordu.Au temps de la naissance de William Wallace, le roi Alexandre III d'Écosse régnait depuis 20 ans sur l'Écosse.
Bunu yaparak hakikati ortaya çıkarmak için mücadele eder.Il tentera de faire éclater la vérité.
İlk olarak Marsilya'da hakim olmuştur.Au Maroc d'abord.
Ancak bu sıralarda adanın büyük bir kısmında halen Fransız hakimiyeti sürmekteydi.Il semble dominer une grande partie de l'île après cela.
Sairin bu iki vezne de çok alisik olduğu hakimiyetinden anlasiliyor.Le pauvre paraît bien embarrassé par ces deux armes plutôt encombrantes.
Bu dönemde devlet hakimiyeti tam olarak mevcut değildi.À cette époque, l’auditorium n’existait pas encore.
Ankara hakim adayı olarak mesleğe başlamıştır.Jeanne passe devant le comité disciplinaire.
Hakim Fang tarafından sorgulanırken bir tanık Oliver’ın masum olduğuna şahitlik eder.Comme membre du jury national, j'ai déclaré que je crois Louis coupable.
Üst Mahkeme hakimi davayı reddetti.Un juge de la cour supérieure a rejeté le recours.
Bunun üzerine duruşma hakimine işbirliği yapmak istediğini söyledi.Il déclara lors de l'un de ses entretiens avec la police qu'il souhaitait devenir juge.
İtalya 1927 yılında kendisine bağlı olan tüm bölgeler üzerinde tam bir hakimiyet sağladı.L'Allemagne perd définitivement tous les territoires annexés après 1937.
1984 yılında Danıştay'a girmiş, 1987 yılında Tetkik Hakim olmuş, 1999 yılında Danıştay üyesi olmuştur.On apprend en 1999 qu'il avait menti en 1987 lors de son procès.
Paula-Mae Weekes,(d.23 Aralık 1958) Trinidad ve Tobagolu hakim ve siyasetçi.Paula-Mae Weekes, née le 23 décembre 1958 à Port-d'Espagne, est une magistrate et femme d'État trinidadienne.
İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası avukat ve hakim olarak çalıştı.Après la deuxième guerre mondiale, il fait vite carrière comme juriste et politicien.
Hakikaten böyledir.Voilà la vérité.
"9 hâkim tazminat ödeyecek".Allez-y, vous paierez six pence ».
Bu bölgeler, son iki yıldır yüksek araziye hakim Roma lejyonlarının kontrolü altındaydı.Pendant deux ans, il tient tête aux légions romaines.
Denize hakimdir.Art by sea.
Ardından gök tanrısı Anu göğün, yer tanrısı Enlil de yerin hâkimi oldular.Le ciel, c'est le ciel du Seigneur ; aux hommes, il a donné la terre.
Hâkim olduğu bölge Los Colinas'tan East Beach'e kadardır.Le port de Los Angeles est adjacent à celui de Long Beach.
Hakimiyeti Arda'nın her yerinde yer alıyordu.Les Hommes vivent dans toutes les terres d'Arran.
Posesyon, bir ruhun, bir bedenle ilişki halinde olması, onu bir süreliğine hakimiyeti altına almasıdır.Le moindre contact avec ce qui hante cette ville peut corrompre une âme à jamais.
Hakikat şaraptadır.En el vino está la verdad.
Hakim olmak istemezdim.No me gustaría ser juez.
Hakikati keşfettim.Descubrí la verdad.
Jim öfkesine hâkim olabildi.Jim fue capaz de contener su enojo.
Hâkim istemeden güldü.El juez se rió sin querer.
Hakim mesleği gereği bu hükmü bilmektedir).Los colectivos que acercan son: 15; 21; 57; 60; 87; 194; 203; 204; 228; 314; 338; 365; 371; 407; 430 y 437.